Yazı, İsrail'in Filistin topraklarında tuttuğu esirlerden yarısından fazlasının hukuki gerekçe olmaksızın 'idari tutuklu' veya 'yasa dışı savaşçı' statüsüyle hapiste bulunduğunu iddia ediyor. Yazar, işgal rejiminin kendi meşruiyetini kabul etmeyen tüm eylemleri suç olarak tanımladığını, ancak uluslararası hukuk normlarına göre işgale karşı mücadelenin haklı olduğunu ileri sürüyor. Acaba bu statüler, işgal rejiminin hukuki sistemi meşrulaştırmasının mı yoksa gerçek güvenlik kaygılarının mı bir aracı?
"İdari tutuklu" olarak hapse atılanlar hiçbir kanuni gerekçe ileri sürülmeksizin sadece savcının talebiyle hapiste tutulmaktadır ki şu an hapishanelerde tutulanların üçte birinden fazlasını bu kesimden olanlar oluşturmaktadır.
"Yasa dışı savaşçı" nitelemesi ise Filistin topraklarındaki gayri meşru işgali reddederek bu işgalin son bulması için verilen mücadeleye destek verme suçlamasıdır. İşgal rejimi kendisinin Filistin toprakları üzerindeki hakimiyetini "yasal" olarak gördüğünden bu işgalin son bulması için mücadele edilmesine destek verilmesini de "yasa dışı savaşa destek", dolayısıyla herhangi bir şekilde bu mücadeleye destek verdiğinden şüphelendiklerini de "yasa dışı savaşçı" olarak nitelendirmektedir.
Konvansiyonel hukuk yani genel kabul görmüş hukuk normlarına göre "suç" kategorisine girecek bir fiil ithamına dayalı bir mahkûmiyet söz konusu değildir. Çünkü siyonist işgal rejiminin özellikle 1967 Savaşı'nda ve sonrasında "ele geçirdiği" topraklar üzerindeki askeri ve siyasi varlığı tüm uluslararası anlaşmalarda ve BM kararlarında "işgal" olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla bu topraklarda işgalin son bulması amacıyla verilen mücadele de haklı ve meşrudur; hukuk normlarına göre "suç" değildir.

19