Seküler torna: Melekten şeytan yontmak!

Nurettin Topçu'nun klasik yazısı yeniden: çocukları kendi zevk ve menfaatimize alet ederek spiritüel potansiyellerini yok ediyoruz, ama acaba bunun sorumluluğunu kim taşıyacak?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, yetişkinlerin çocuklara karşı işlediği 'zulüm'ü konu alır: onları ilahi yoldan çekip çıkararak maddi dürtülere tutsak yaptığımızı iddia eder. Bu eleştiriyi Gazze'deki şehid öğrencilerle bağlantılı olarak sunmasıyla, geçmiş ve şimdiki kuşak ihmaline dikkat çekmek ister. Ancak bu nostalji dolu lament, çocukluk ve eğitim konusundaki eleştiriyi somut çözümlerden ziyade mistik bir affetme talebine mi indirgemiştir?

Daha önce de paylaştığımız merhum Nurettin Topçu'nun "Çocuklar" yazısını yeniden okumanın tam zamanıdır:

ÇOCUKLAR

Biz günahkârız; meyvası nûr olacak ruh tarlasını harâbe yaptık. Biz çocuklarımıza zulmettik; ezel bezminde yaşanan hayatın rüyâsını yeryüzüne indiren yavrularımızın getirdiği ilâhî emânete değer vermedik. Onu kendi rüyâsının âleminde elinden tutup adım adım yürüterek hakîkatin mihrâbına ulaştıracaktık. Çocuk dediğimiz melek varlıkta samîmiyet, sevgi, ümit... bunların hepsi vardı. Biz onun rûhundaki bu ilâhî tohumları, cennet kapılarını aydınlatacak olan nurları inkişâf ettirecekken, onu kendi dünyasından çekip ayırdık. Kendi zevk, menfaat, riyâ ve zulüm zindanımıza soktuk. Ondaki ruh cevherinin, daldığı rüyâ içindeki Allah'a götürücü olgunlaşmayı yalanladık. Yerine kaba maddenin (nefsin, tenin) dürtmeleriyle kımıldanan kirli iskeletin bütün isteklerini doldurduk.

Biz suçluyuz; îman aşkıyla dolup taşan mâsum kalpleri zehirledik. Aşk ihtiyâcıyla yanan gönülleri kararttık. Peygamber'in gösterdiği yolun remz olduğu itaati isyâna tebdîl ettik. Çocuklarımızın gözlerinde parlayan teslîmiyet sevgisini öldürdük; yerine hoyrat saldırışları koyduk. Bir "büyük gün" gelince bize mutlaka sorulacak: Gözlerinde îman, gözyaşında Allah görünen yavruya nasıl kıydık Bizden, kalbine yapılacak kuvvet aşısı, hakîkat rüyâsına tutulacak ışık isteyen, temiz rûhundaki himâye ihtiyâcıyla bize sığınan Allah kuzusunu nasıl boğazladık Onlar bizimdir de onun için değil mi Acaba bizim olacaklar mı Acaba bin bir zehirle zehirlediğimiz, yalanı, fitneyi, hırsı ve kîni öğrettiğimiz, elimizin ve dilimizin her kımıldanışıyle ruhlarına zulmü aşıladığımız çocuklarımız gerçekten bizim olacaklar mı Onlar, cennet yolunu arayan o mâsum yürüyüşleriyle dünyamızda dolaşırlarken, biz, onları arkadan vuran kahpe eller gibi takip ettikten sonra, onlar, yarının îmanlı ve temiz neslini meydana getirecekler midir Mezarımızda dolaşacak ayaklar, acaba Allah'ın emâneti olan o melek adımlar mı olacak Yoksa, yoksa...