Yazı, Yavuz Sultan Selim Han'ın fetihlerini ve İslam tarihindeki yerini anlatırken, onun mütevazılığını vurgulayan anekdotlarla idealleştirmiş bir lider portresi sunuyor. Kilit argüman, hakikî liderliğin gücün sembolizminden çok sorumluluğun bilincinde olmak olduğu; ancak soru şu: tarihsel anlatılar, liderleri mükemmelleştirerek bugünün değerlendirmelerine ne kadar yardımcı oluyor?
Yavuz Sultan Selim Han, İslam halifelerinin yetmiş dördüncüsü ve Osmanlı padişahlarının dokuzuncusudur. 24 Nisan, onun tahta çıktığı gündür.
Bugün; devleti sekiz buçuk senede iki kat büyüterek "Yavuz" ismini alan l. Selim Han'ın Osmanlı tahtına çıktığı gündür. (24 Nisan 1512)
Yavuz Sultan Selim Han, İslam halifelerinin yetmiş dördüncüsü ve Osmanlı padişahlarının dokuzuncusudur. İkinci Bayezid Han'ın oğlu, Kanuni Sultan Süleyman Han'ın babasıdır... Hilafeti Osmanlıya bağlayan padişahtır...
1514 senesinde Çaldıran'da İran Şahı İsmail-i Safeviyi mağlup ederek, bozuk inanışlarının yayılmasını önledi. Böylece İslamiyet'e büyük hizmet etti.
Tebriz'i de aldı. 1516'da İstanbul'da ilk tersaneyi yaptı. Burada gemiler inşa edildi. 1517'de Mısır'ı aldı. "Haremeyn-i şerifeyn" de ele girmiş oldu... Mısır'daki son Abbasi halifesi olan Yakub bin Müstemsik-billahdan emanetleri alarak halife oldu...
***
Yavuz Sultan Selim Han, Mısır'ı fethetmiş ve hilafet 1516 yılında Abbasilerden Osmanlılara geçmişti. Ümeyye Camiinde cuma namazı kılınırken, imam hutbede halifenin ismini zikredip "Hâkimül-haremeyn-i şerifeyn=Mekke ve Medine'nin hükümdarı" dedi. Koca Yavuz hemen oturduğu yerden ayağa kalkarak, "İmam efendi, Hâkimül-haremeyn deme, Hâdimül-haremeyn=Mekke ve Medine'ye hizmet eden de" dedi.
***
Yavuz Sultan Selim Han Mısır'ı zaptettiği zaman, cuma namazını Ezher Camiinde kıldı. Namazı kıldıran hatib için yüz altın bağışladı. Bunu önceden öğrenen hatib, o gün Cuma namazını kıldırma sırası kendisinde olan diğer hatib arkadaşından izin almıştı.
Sırasını devreden hatib, diğer arkadaşının altınlara kavuştuğunu görünce, söylenmeye başladı. O sırada orada bulunan Abdülvehhab-ı Şarani hazretleri aralarına girip, sırasını veren hatibe; "Üzülme! Allahü teâlâ bunu sana kısmet etmemiş" dedi. O da, "Rızkımın kesilmesine bu arkadaşım sebep olduğu için kızıyorum" dedi. Şarani hazretleri de, "O sebep oldu görünüyorsa da, aslında sebep o değildir. Arkadaşın ilahi kudretin bir aletidir. Aleti kim hareket ettiriyorsa, hüküm onundur. Yoksa aletin değildir. Senin böyle söylemen, sopa ile dövülüp de, sopayı vurana değil sopaya kızan adamın hâline benziyor. Hani sen her cuma hutbelerinde; '

5