İlkoukllarda din eğitimine erişim sorunu ve çözüm önerileri

İlkokulda 1. sınıftan itibaren din dersi verilmesi için rapor hazırlanmış, ancak uygulamayı kim yapacak sorusu yanıtsız kaldı.

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Bir araştırma raporunun, ilkokul 1. sınıftan itibaren din eğitiminin verilmesi gerektiğini uluslararası örnekler ve pedagojik argümanlarla savunduğu gösterilmektedir. Yazar, erken yaşta din eğitiminin çocuğun bütüncül gelişimi için gerekli olduğunu ileri sürüyor; ancak yazının sonunda bu politikanın uygulanmasında öğretmen kalitesinin belirleyici rol oynayacağını sorguluyor. Öğretmen yetiştirme mekanizmaları hazır olmadan, bir müfredat değişikliğinin ne kadar etkili olabileceği gerçekten açık mı?

Analiz-raporu hazırlayan, İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı bünyesindeki Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM).

Raporun konusu; İlkokullarda Din Eğitimine Erişim Sorunu ve Çözüm Önerileri!

Raporu Hazırlayan, Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Kaymakcan.

Rapor; ilkokulun ilk üç yılında din eğitimine erişim sağlanamamasının meydana getirdiği 'eğitim boşluğunu' tarihsel, hukuki ve pedagojik perspektiflerden mercek altına alıyor.

Rapordan bazı başlıkları paylaşmak istiyorum;

* "Avrupa 1. sınıfta başlıyor, Türkiye "bekliyor".

Küresel Standart: İngiltere, Almanya, Norveç ve Belçika gibi pek çok ülkede din dersleri ilkokul birinci sınıftan itibaren müfredatın ayrılmaz bir parçasıdır.

* Erişim Boşluğu: Türkiye'de dersin 4. sınıfta başlaması, çocukların manevi meraklarının en yüksek olduğu "erken çocukluk" döneminde kurumsal bir boşluk meydana getirmektedir.

* Uluslararası hukuk: "Başlama yaşına engel yok".

Rapor, okullarda din eğitiminin erken yaşlarda verilmesini engelleyen hiçbir "uluslararası duvar" bulunmadığını vurguluyor:

* AİHM İçtihadı: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Folgero, Zengin ve Yalçın kararları incelendiğinde, din dersine başlama yaşına dair hiçbir kısıtlama yer almamaktadır.

* Fıtrattan Müfredata: Pedagojik Fırsat.

"Çocuklar soyut kavramları anlamaz" ön yargısı, modern pedagojiyle sarsılıyor:

* Gelişimde Bütünlük: Dinî ve ahlâki gelişim; dil, sosyal ve bilişsel gelişimden bağımsız düşünülemez. Bu alanın dışlanması, çocuğun bütüncül gelişimini eksik bırakmaktadır.

* Dünya Modelleri: Montessori'den Waldorf'a, Gift to Child modelinden Godly Play yaklaşımına kadar küresel birikim, erken yaşta din eğitiminin oyun ve hayal gücüyle nasıl verimli hale getirilebileceğini kanıtlamıştır.

* Türkiye'de ailelerin erken yaşta din eğitimine olan ilgisi sadece bir tahmin değil, istatistiksel bir gerçektir:

***

Analiz-raporda bazı öneriler de yer almakta.

Maarif için 6 stratejik adım şöyle sıralanmakta;

1) Tam Erişim: DKAB dersi, herhangi bir yasal değişikliğe gerek duyulmadan, MEB ders çizelgesi düzenlemesiyle 1. sınıftan itibaren müfredata dâhil edilmelidir.

2) Modern Müfredat: Program; değer odaklı, çocuk merkezli ve objektif bir anlayışla yeniden tasarlanmalıdır.

3) Çok Paydaşlı Süreç: Sürecin yönetimi için akademisyenler ve STK'ların dâhil olduğu çalıştaylar ve izleme mekanizmaları kurulmalıdır.

4) Akademik İş Birliği: İlahiyat ve eğitim fakülteleri arasında öğretmen yetiştirme süreçlerine dair güçlü bir köprü kurulmalıdır.

5) Materyal Devrimi: Sahadaki öğretmenler için yazılı ve görsel destekleyici, özgün materyaller üretilmelidir.

6) Akademi Gündemi: Yeni kurulan Millî Eğitim Akademisi, ilkokul din öğretmeni yetiştirme politikalarını stratejik önceliğine almalıdır.

***

Bu rapor elbette alanında önemli bir rapor...

Asıl sorun şurada; okullarda bu eğitim ve öğretimi hangi öğretmenler verecek

Bunun için de Şuurlu Öğretmenler Derneği'nin (ÖĞ-DER) görüş, düşünce, raporlarına, tekliflerine illa ki bakmak gerekiyor...

ÖNEMLİ OLAN DURUŞ VE KARARLILIKTIR!

* "1997 Ocak ayında, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan bir basın toplantısı düzenledi. Erbakan Hoca dedi ki: "Mescid-i Aksa'nın altında kazı yapıldığını öğrendik! Bu kazıyı derhal durdurun! Bunu Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı olarak değil, 65 milyon Türkiye insanının hislerine tercüman olarak söylüyorum. Derhal o kazıyı bırakın!"

Ve kazı o gün durduruldu! 2006 yılına kadar Mescid-i Aksa'nın altında kazı yapılmadı! Önemli olan duruş ve kararlılıktır." (Tevfik Kılınç, Konya)

19 NİSAN'DA SAADET TÜRKİYE DİVANI'NDA ŞAHİT OLDUKLARIM!

* "Umut, aşk, vefa...

* Direnerek sabredenlerin heyecanına ortak olmak için Ankara Büyük Kongre Merkezi'ndeki "Büyük Türkiye Divanı'nda" yerimizi aldık.

* Tek kutuplu dünya düzeni yıkılırken yerine "Adil paylaşımlı adil düzen mottolu yeni bir dünya" kurulacağı bir dönemde, Ankara'da Milli Görüş "Büyük Türkiye Divanı" ile tarihe not düşüldüğüne şahit oldum.

* Bu divanda; zalim köle düzenini yerle bir etmenin işaret fişeğinin atıldığına, mazlum bırakılmış emekçi, köylü, çiftçi, asgari ücretli, emekli ve işsiz gençlerin, el birliği etmiş tüm garibanların ayağa kalktığına şahit oldum!