Yazı, İslam tarihi üzerinden hakiki zenginliğin maddi değil, ahlâkî ve ruhani olduğunu öğretmektedir. Yazar, ünlü bir İslam âliminin hayatından iki anekdot sunarak, dış görünüşteki sıkıntıların Allah'ın hikmetine teslim olmakla aşılabileceğini ve insanların gerçek zenginliğinin merhametli ve barışçıl yaşamda yattığını ileri sürmektedir. Peki, bu tarihi anekdotlar günümüz insanının gerçek sorunlarını çözmek için yeterli bir çerçeve sunabilir mi?
Mısır'da yetişen meşhûr fıkıh âlimlerinden Hayve bin Şüreyh hazretleri, Allah'tan çok korkar ve bu korku sebebiyle çok ağlardı.
Gözyaşı dökerdi!
Biri anlatıyor ki:
Hayve, sıkıntı içinde ve fakîr olarak yaşar, fakat bu hâlinden hiç şikâyet etmezdi.
Bir gün ona gittim.
Sohbetten sonra;
"Efendim, fakîrlikten kurtulmam için bana duâ buyurun" dedim.
Sağa sola baktı.
Yerden bir "taş" aldı.
Ve avcuma koydu.
O anda o kıymetsiz taş, çok parlak bir "mücevher" oluverdi.
Çok şaşırdım!
Sonra da bana;
"Allah, kuluna uygun olanı en iyi bilendir" buyurdu.
Mahcup oldum!
Kendisine;
"Bu altını ne yapayım efendim" diye sordum.

37