Eskişehir'e yeni hizmet binası

Bediüzzaman'ın Eskişehir'deki izleri, bir hizmet binasının açılışında yeniden hayat buldu—ancak tarihi hatıralar, günümüz dini toplulukların eyleme dönüşüp dönüşmediğini sorgulamaya davet etmiyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Bediüzzaman ve Risale-i Nur'un Eskişehir'deki tarihi önemini vurgulayarak, bu mirasın canlı tutulması için yapılan yeni hizmet merkezinin açılışını anlatıyor. Emekli cemaatin öncülüğünde ve toplumsal dayanışmayla gerçekleştirilen proje, dini hizmetin maddi tesisleşme biçimini örnek olarak sunuyor. Ancak böylesi merkezlerin, dini özün korunmasına ne kadar hizmet ettiği gerçekten açık mıdır?

Eskişehir, Bediüzzaman ve Risale-i Nur açısından önemli bir yere sahiptir. Üstad Hazretlerinin kesin idam kastıyla, yüz yirmi talebesi ile sevk edilip tevkif edildiği birinci Medrese-i Yusufiye, Eskişehir cezaevi olmuştur. Yine haksız ve hukuksuz olarak on bir ay hapis cezası da, Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmiştir.

Eskişehir cezaevinde iken bir Cuma günü, cezaevine yakın olan Ak Cami'de görüldüğü, bizzat o günkü cezaevi müdürü tarafından anlatılır. Bu hatıra hürmetine, Ak Cami, cemaatimiz için önemli bir yer tutar. Eskişehir'e gelen Nur Talebeleri Ak Camiyi de ziyaret ederek orada bir vakit de olsa namaz kılmaya gayret ederler. O gün Üstad Hazretlerinin neden Ak Cami'yi tercih ettiği bilinmiyor, sırlar âlemi...

Bediüzzaman'ın Eskişehir ile ilgili sırlı bir hatırası da şöyle anlatılır: 1956 yılında Hızır Aleyhisselâm, Ladikli Ahmet Ağa'ya gelerek, "Eskişehir'de büyük bir deprem olacak, taş taş üstünde kalmayacak, Bediüzzaman'a gidelim de dağlara çıkıp dua edelim" der. Emirdağ'da bulunan Bediüzzaman'ın da yirmi beş gün Eskişehir yakınlarındaki Kanlıpınar Tepesine kadar gelerek dua ettiği ve meydana gelen depremin hafif atlatıldığı rivayet edilir.

1957 yılında da, Eskişehir yakınındaki Muttalip köyünde yaşayan bir velî olan Hilmi Efendi'yi ziyaret için Eskişehir'e geldiği bilinmektedir. Bediüzzaman ve Risale-i Nur için bu kadar önemli izler ve hatıralar taşıyan Eskişehir, Risale-i Nur hizmeti bakımından da ileri gelen şehirlerden birisidir. Eskişehir, bir üniversiteler şehri olması hasebiyle, Yeni Asya Vakfında kalarak eğitimini tamamlayan yüzlerce mezun vermiştir. Bugün onların her biri önemli meslek ve mevkilerde hizmetlerine devam etmektedirler. Son yıllarda, her yerde olduğu gibi, şehrimizde de talebelerin, dershaneleri daha az tercih ettiği bir vakıadır. Ama Nur dersleri, haftanın iki günü hizmet mahallimizde devam etmektedir.

"Cuma dersleri" adını verdiğimiz ve genellikle emeklilerin katıldığı bir dersimiz daha vardı. Bunu da rahmetli Kadir Tuncay Ağabey'in işyerindeki bürosunda yapıyorduk. Kadir Ağabey rahmetli olunca, başka münasip bir yer bulamadığımız için bir süre bu derslere ara vermek zorunda kaldık. Nitekim geçen sene emekliler olarak durumu meşveret heyetimize ilettik ve "Bize Cuma günleri ders okuyabileceğimiz bir mekân lâzım" dedik. Başka bir vakfın binasında beş altı ay kadar devam ettik, ama orası da bir süre sonra kendileri tarafından kullanılmaya başlayınca yine bir yer arayışına girdik.

Emekli ağabeylerimizin bu niyetleri ve meşveret heyetimizin de samimî gayretleri, dua yerine geçmiş olmalı ki, Cenab-ı Hak şehrin en güzel yerinde bize bir mekân nasip etti. Eskişehir'in en eski mahallesi olan Odunpazarı evleri ile ünlü Odunpazarı semtinde, Üstadımızın önemli hatırasını taşıyan Ak Cami yakınında metruk bir yapı vardı. Orayı yıkarak temelden yeni bir bina yaptık. İnşaat işlerinin önemli bir kısmı cemaatimizin gençleri ve meşveret heyetimizin üyeleri tarafından yapıldı. Ramazan ayında, gece gündüz demeden çalışan kardeşlerimiz oldu. Üstadımızın da tasarrufunu ve manevî yardımlarını hep yanımızda hissettik. Emekli ağabeylerin talebi ile başlayan bu hayırlı teşebbüs, meşveret heyetimizin gayreti, cemaatimizin desteği ve Üstadımızın himmeti ile yeni bir hizmet binası olarak meyvesini verdi elhamdülillah.