Ahmet Demirbaş

Ahmet Demirbaş

Türkiye
Yaşam / Din 204 yazı 0 takipçi

Rum imparatorunun imanla şereflenen cömert kızı...

Rum imparatorunun bir kızı vardı. Bir gece dışarı çıkınca ibret nazarıyla gökyüzüne baktı ve kendinden geçti!..İbrâhîm Havvâs hazretleri Bağdatlıdır ve Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin talebelerindendir. "Havvâs" hurma yaprağından zembil (sepet) ören kimse demektir. Geçimini, sepet satarak sağladığı için bu isimle anılmıştır. Aza kanaat ederdi. Bu yü

'Kul' olduğunu hatırlayıp tövbe eden genç!..

Bişr adında zengin bir genç vardı. Meyhanelerden hiç çıkmazdı... Oyun ve eğlenceye daldığı bir gün kapısı çalındı!..Dinimizde günahtan kaçmak, ibadet etmekten daha kıymetlidir. Ancak günahtan sonra pişman olmak, tövbe etmek de büyük nimettir... Tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir... ***Horasan'ın Merv şehrinin reislerinden birinin Bişr adında b

Âdem aleyhisselâma gelen üç hediye...

Cebrâil aleyhisselâm, aklı, hayâyı ve îmânı Âdem aleyhisselâma getirip dedi ki: "Yâ Âdem! Allahü teâlâ sana selâm ediyor. Getirdiğim şu üç hediyeden birini kabul etmeni emir buyurdu."Allahü teâlâ kime akıl verirse, hayâ ile îmân da onunla beraber bulunur. Aklı olmayanın ne hayâsı ne de îmânı bulunur. Şöyle ki:Cebrâil aleyhisselâm, aklı, hayâyı ve î

"Yalan söylemeyeceğime dair anneme söz verdim"

Abdülkadir Geylani hazretlerine "Bu yolda temeli ne üzerine attınız Hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız" diye sordular...Bugün, büyük âlim ve velî Abdulkadir Geylani hazretlerinin vefat yıl dönümüdür. Bir nebze de olsa o mübarek zattan bahsederek köşemizi ziynetlendirmek istedik efendim...Abdülkadir Geylani hazretleri, büyük

Kitap okumak ve sohbet hakkında...

"Biz, o büyüklerin kendilerine kavuştuğumuz gibi kitaplarına da kavuştuk. Bir saat kitap okumak yarım saat sohbet etmek gibidir..."Sohbet ne demektir Günümüzde "söyleşi" diyorlar. Söyleşi, "konuşarak vakit geçirmek" demektir; ama dinimizde, sohbetin tarifi başkadır. Büyük İslâm âlimi Hüseyin Hilmi Işık (kuddîse sirrûh) bu hususta buyuruyor ki:Birka

Hanedanı kurtaran kadın: Cevri Kalfa

Şehzâde Mahmud, o sırada Osmanlının tek erkek evladıydı. Şayet öldürülseydi Hanedan 18. asrın başında bitmiş olacaktı!Yıl 1808... Böyle bir temmuz sıcağıydı... Ancak, Topkapı Sarayının içi daha sıcaktı! Çünkü içeride yürekleri dağlayan; tarihin en acı olaylarından biri yaşanıyordu... Harem dâiresini basan 20 kadar zorba, tekrar tahta çıkarılacağı a

Denizler hâkimi Barbaros Hayreddin Paşa

Hızır Reis'e, Kanuni Sultan Süleyman Han tarafından, "dine hayrı dokunan" manasına gelen "Hayreddin" ismi verildi.Bugün, büyük Osmanlı Kapdan-ı deryası (amirali) Barbaros Hayreddin Paşa'nın vefat yıl dönümüdür. (4 Temmuz 1546)Barbaros Hayreddin Paşa 1466'da bir rivayette de 1483 yılında doğdu. Asıl adı Hızır'dı. Din ve devlet yolunda yaptığı büyük

Şefkatli ve merhametli Sultan Mehmed Reşad Han

Uzun şehzadelik devrinin çoğunu okumakla geçiren Mehmed Reşad Han, maiyetine karşı çok şefkatli; halim selim bir şahsiyetti.Bugün; Osmanlı padişahlarının otuz beşincisi ve İslam halifelerinin yüzüncüsü olan Mehmed Reşad Han'ın vefat yıl dönümüdür... Bir nebze de olsa onun döneminden bahsetmek istedik efendim...Çocukluğundan itibaren hususi olarak i

"İlim gönlü diri tutar, ilimsiz ibâdet olmaz"

"Yâ Alî! Bir kimsenin üzerinden, ulemâ meclisinde oturma­dan kırk gün geçse, onun gönlü (kalbi) kararır. Büyük günâh iş­ler."Hazreti Alî'den "kerremallahü vecheh" şöyle rivâyet edilmiştir:Resûlullah "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" beni huzûr-u şerîflerine çağırdı. Buyurdular ki:-Yâ Alî! Sen bana Hârûn aleyhisselâmın Mûsâ aleyhisselâma olduğu gi

Hanım evliyadan Hazreti Râbia

Râbia-i Adviyye hazretlerine misâfirler gelmişti. Fakat evde iki ekmek vardı. Yetmeyeceğini düşünürken kapı çalındı!.. Hanım evliyadan Râbia-i Adviyye hazretleri, Tâbiîndendir. Basra'da doğdu. 752 (H. 135) yılında Kudüs civârında vefât etti... Fakir bir ailenin dördüncü kızı olduğu için "Râbia" ismi verilmiştir.Henüz çocukken köle olarak satıldı. Ç

İyi insanlarla beraber olmanın önemi...

Kendinde kötü huy bulunan kimse, buna yakalanmanın sebebini araştırmalı, bu sebebi yok etmeye, bunun zıddını yapmaya çalışmalıdır. İnsanlar iyiliğe elverişli olarak doğar. Ancak, sonradan, nefsin arzularıyla, kötü arkadaşlarla düşüp kalkmakla ve çevrenin etkisiyle kötü huylar edinir...Her hastalık, sebebinin zıddı ile tedavi edilir. Nefsin çeşitli

Tevekkül edenin rızık endişesi olmaz...

Şakik-i Belhi hazretleri zamanında bir sene kıtlık olur. Herkes kara kara düşünürken bir kölenin neşeden oynadığını görür ve ona bunun sebebini sorar... Tevekkül, şöyle tarif ediliyor: Dinimizin bildirdiği sebeplere yapıştıktan sonra neticeyi sebeplerden değil, sebepleri yaratandan beklemektir. (Bir işe başladığın zaman, Allahü teâlâya tevekkül et,