"Yâ Alî! Bir kimsenin üzerinden, ulemâ meclisinde oturmadan kırk gün geçse, onun gönlü (kalbi) kararır. Büyük günâh işler."
Hazreti Alî'den "kerremallahü vecheh" şöyle rivâyet edilmiştir:
Resûlullah "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" beni huzûr-u şerîflerine çağırdı. Buyurdular ki:
-Yâ Alî! Sen bana Hârûn aleyhisselâmın Mûsâ aleyhisselâma olduğu gibisin. Fakat benden sonra Resûl gelmez. Sana vasiyet ederim, dinleyip, ezberlersen, şükredenlerden olursun ve şehit olursun. Allahü teâlâ hazretleri seni kıyâmet gününde fakîh ve âlim olarak diriltir.
Yâ Alî! Bil ki müminin üç alâmeti olur. Namaz kılmak, oruç tutmak ve sadaka vermek. Münâfıkın da üç alâmeti olur. Başkalarının yanında namazın rükû'unu ve secdesini tam yapar, tenhâda hiçbir rüknü yerine getirmez. Methettikleri zaman seve seve yapar. Allahü teâlâ hazretlerini açıkta çok zikreder. Yalnız kalınca Allahü teâlâ ve tekaddes hazretlerini unutur.
Yâ Alî! Hiçbir Müslümâna lanet etme. Hiçbir hayvana lanet etme. Lanet sana [edene] geri döner.
Yâ Alî! Her kim Allahü tebâreke ve teâlâ hazretlerinin nimetlerine şükrederse, belâlarına sabrederse, günâhlarına istigfâr ederse, hangi kapıdan isterse Cennete girer.
Yâ Alî! Beş şey gönlü rûşen eder, aydınlatır, karanlığını giderir: İlim meclisinde oturmak. Elini yetîm başına sürmek. Seher vaktinde çok istigfâr etmek. Çok yemeyi terk etmek. Çok oruç tutmak.
Yâ Alî! Eyyâm-ı beyd orucuna devâm et ki, ayın onüçüncü, ondördüncü, onbeşinci günleridir. Allahü teâlâ ve tekaddes hazretleri bu günlerde oruç tutanların yüzlerini beyâz eder. O sene tamâmen oruç tutmuş gibi olur.
Yâ Alî! Bir kimsenin üzerinden, ulemâ meclisinde oturmadan kırk gün geçse, onun gönlü [kalbi] kararır. Büyük günâh işler. Zîrâ ilim gönlü diri tutar. İlimsiz ibâdet olmaz.

20