Tiyatro ve eleştiri

Tiyatro eleştirmeni Dikmen Gürün'ün yeni kitabı niteliğin timsali ama kaynak gösteriminde eksik; peki akademik çalışmalarda kusursuzluk ne kadar gerekli?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, tiyatro eleştirmeni ve akademisyen Dikmen Gürün'ü Türk tiyatrosunun mimarlarından biri olarak değerlendiriyor ve yeni kitabını övüyor çünkü bu kişi nitelikten ödün vermeyen nadir entelektüellerden. Ancak kitapta sayfa numarası eksik kaynakçanın akademik çalışmanın güvenilirliğini sorgulatır.

Samsun ağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nden bir çağrı alınca "Nâzım Hikmet 124 Yaşında" programımı sunmak üzere kendimizi o muhteşem kentte bulduk. Nâzım Hikmet Kültür Sanat Vakfı 2. Başkanı Özcan Arca ve ben, Atakum Kongre Kültür Merkezi'ndeki sahneden, o yoğun kalabalığa nasıl konuşmalar yaptıysak sahneden indiğimde sesim yok olmuştu. Karadeniz'in hırçın rüzgârı, Samsunluların ateşi, bir hafta beni yatağa serdi, her şeyi iptal ettim. En üzüldüğüm, Dikmen Gürün'ün heyecanla beklediğim "Bir Dönem Üstünden Türk Tiyatrosunu Eleştirilerle Okumak" kitabının ENKA Sanat'taki paneline katılamamak oldu.

DİKMEN GÜRÜN MARKASI

Sesim çıkmadığı için yazılı yolladığım açıklamamı kısaltarak paylaşıyorum:

Dikmen Gürün yazar, tiyatro uzmanı, hocası, eleştirmen ve emeritus profesör... Ama hepsinin ötesinde aklı başında, ayakları yere basan, benim çok sevgili zeki arkadaşım, yoldaşım.

Yeryüzünde Uluslararası Tiyatro Eleştirmenler Birliği adlı bir federasyon olduğunu öğrendiğimde yıl 1978'di. Berlin'de Brecht'in 80. yaş günü kutlanıyordu. Berliner Ensemble Tiyatrosu'nda bu STK'yi tanıdım. "Neden aranızda Türkiye'den eleştirmenler yok" soruma, "ünkü Türkiye'de tiyatro eleştirmeni yok" dediler. Kıyameti kopardım. Lafı değiştirdiler: "Belki tek tek eleştirmen var ama derneğiniz yok" dediler.

Türkiye'ye döndüm, kolları sıvadım: Lütfü Ay, Metin And, Özdemir Nutku, Hayati Asılyazıcı, Seçkin Selvi, Dikmen Gürün, Ayşegül Yüksel, Esen amurdan ilk el uzatanlar oldu. O günden sonra hiç ayrılmadık. Ama durun, burası Türkiye. Dernek kurmak kolay mı! 12 Eylül 1980! Faşist darbe! Haydi sil baştan! 1983'ten sonra adeta bir illegal grup gibi çalıştık. Bürokratik engelleri aşıp dernek statüsüne 1990'da kavuştuk.

O "illegal" çalışma döneminde bir şey daha oldu. İKSV'nin Aydın Gün yönetimindeki Uluslararası Müzik Festivali yıllarında araya tiyatro eserleri de aldırmaya başlamıştık. Sonra 1990'da iki yıl boyunca tiyatro festivali gibi bir şey düzenledi. İKSV yönetimi "Olmuyor, vazgeçelim" dedi. "İllegal" Eleştirmenler Birliği, yine kıyameti kopardık ve Nejat Eczacıbaşı'na, "Bu işin başına Dikmen Gürün'ü getirirseniz bakın görün, bu iş olur" dedim. Bence hayatımın en ileri görüşlü önerisini yapmıştım. Aynen öyle oldu.

1993'ten başlayarak Dikmen, İstanbul Tiyatro Festivali direktörü olarak muhteşem bir festival yarattı. Festivali kurumsallaştırdı, ona öncü işlevler kattı, saygın bir yer sağladı.

ağdaş atılımları, yenilikçi adımları İstanbul'u, Türk tiyatrosunu dışarı taşıdı.

Yaptığı seçimlerle, birikimiyle, dünya tiyatrolarıyla kurduğu sağlam ilişkilerle, perde gerisindeki binlerce sorunu hiç "çaktırmadan" halletme yeteneğiyle, sabrıyla kanımca o çoktan bir "marka" oldu. Bu markada en kesin olan şey nitelikten ödün vermemesiydi.

VE KİTAP

Dikmen Gürün'ün eleştirileri bilgiden, eğitimden, birikimden kaynaklanır. Söylediği/yazdığı her tümcenin, her sözün bir referansı, bir gerekçesi, bir değer ölçüsü vardır. Zaten bunu kitaplarında da görebiliriz.

ENKA Sanat'ın desteğiyle yeni çıkan, "Türk Tiyatrosunu Eleştirilerle Okumak" kitabı (Doğan Kitap. Tasarım: