Teşekkürler Zülfü Livaneli
Zülfü Livaneli'ye verilen Cumhuriyet Ödülü bir teşekkür müdür, yoksa kutuplaştırılmış siyasal tarihi yeniden açan bir provokasyon mu?
Yazar, Zülfü Livaneli'nin çok yönlü aydın kimliğini ve cumhuriyet ilkelerine katkısını kutlarken, 1994 seçimlerinde onun adaylığının Erdoğan'ın başbakanlığına yol açtığı iddiasını çürütmeye çalışır. Ancak bu savunma, tarihi çatışmaları çözmeye değil, belleği seçici okumaya mı hizmet ediyor?
ağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, 2007 yılından bu yana ağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü'nü verir. Cumhuriyet ilkelerini ve devrimlerini savunan, çağdaş evrensel değerleri yücelten isimlerdir bunlar. Fazıl Say'dan Genco Erkal, Müjdat Gezen'e, Emre Kongar'dan Ataol Behramoğlu'na, Ionna Kuçuradi'den Ayşe Kulin, Nazan Moroğlu'na uzanan, çok değerli insanlar.
2026 ağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü Zülfü Livaneli'ye, laiklik ilkesinin (10 Nisan 1928) kabulünün yıldönümünde yani yarın verilecek.
BENİM İİNBenim için Zülfü Livaneli, ne yaparsa belli bir niteliğin üzerinde yapan sadece kendiyle yarışan çok yönlü bir aydın, bir düşünce ve eylem insanı. (Bkz: O Büyülü İnsanlar kitabım.)
Benim için yalnızca bir dost değil. Bu ülkenin sesidir. Bir türküde, bir bestede, bir romanda, bir meydanda yankılanan ses... Müzisyendir ama yalnız ezgiler değil, hafızamızdır bestelediği. Yazardır ama yalnız hikâye değil, tanıklığımızdır anlattığı.
Düşünce insanıdır ama yalnız fikir değil, cesarettir savunduğu. Eylemcidir, ölüm oruçlarını bitirmek, grevlerde ezilenin, umut nöbetlerinde nefer olmaktan öte kitlelerin ve bireylerin yüreğine dokunmaktır asıl eylemi.
Cumhuriyeti savunur çünkü bilir: Cumhuriyet yalnız bir rejim değil, bir insanlık onurudur. Laikliği savunur çünkü bilir: Laiklik yalnız bir ilke değil, özgür nefes almanın adıdır. Devrimleri savunur çünkü bilir: Devrim yalnız geçmişin mirası değil, geleceğin teminatıdır.
O yüzden ona verilen 2026 ağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü, bir ödül değil. Bir teşekkürdür. Bir hatırlatmadır. Bir vicdan kaydıdır.
RÖNESANS İNSANIZülfü Livaneli, bu toprakların nadir yetiştirdiği "Rönesans insanıdır". Sanatın, düşüncenin, mücadelenin iç içe geçtiği bir bütün. Bu tanımlama benim değil. Prof. Dr. Onur Bilge Kula'nın. Onun felsefe, oryantalizm, edebiyat üzerine araştırmalarını seven bir okur olarak "Bir Rönesans İnsanı: Livaneli" adlı kitabı (İnkılap Yayınevi) on gündür elimden düşmedi.
Livaneli kitaplarını, sözlerini ve kişiliğini, Hegel, Thomas Mann, Adorno ve daha nice düşünür aracılığıyla inceliyor. Onun toplumsal, kültürel ilerleme ve uygarlaşma savaşını, müzik, yazın alanındaki eserlerinde insancıl tutumunu irdeliyor. Geçmişle gelecek, gelenekle yenilik arasında evrensel olanla yerel olan arasında kurduğu köprüleri etik ve estetik açıdan ele alıyor. Muhteşem bir araştırma. Teşekkürler O.B. Kula.
MEYVE VEREN AĞAŞimdi bu minicik köşe yazısına bile çok öfkelenecekler var. Bilmez değilim. En aklı başında kimi arkadaşlarım bile "Evet ama 1994'te adaylığını koymasaydı oyları bölmez,

4