İşte hayatımız

Sonbaharla birlikte dolu dizgin etkinlik mevsimine daldık. Bir yanda sergiler, oyunlar, yeni filmler, konserler; açılan yeni kültür mekanları (CRR, Karaca Tiyatro, vb.)... Fon skandalındaki rezilliklerle, çalıp çırpmakla, devlet adına utançla; 88 gün boşu boşuna kuyuya tıkılan Deniz Göktaş'ın tahliyesine sevinmek arasında kahrolmak... Öte yanda, gerçek suçlulara cezasızlıkla hiç suçu olmayanlara reva görülen cezalar arasında gidip gelmek... Bu çelişkilerle parçalanmamaya çalışmak... İşte hayatımız.

KORKUDAN KORKMAMAK

25 Eylül'de Dil Bayramı, Aziz Nesin'e adandı. Sevgi Özel'in önderliğinde Dil Derneği'nin ankaya Belediyesi'yle düzenlediği Ankara'daki törenin ayrıntıları haberlerdeydi. Özgür Özel'e onur ödülünün verilmesiyle olayın dev bir şenliğe dönüştüğünü söyleyebilirim. Haberlerde pek rastlanmayan bizim panele dönüyorum:

Konumuz Aziz Nesin'in kitabından ilhamla "Korkudan Korkmak" başlığını taşıyordu. Yönettiğim panelde TYS Başkanı Adnan Özyalçıner, o çok değerli kitaptan seçtiği başlıklarla harika bir analiz yaptı. Mustafa Balbay bu iktidar döneminde yaşananlara yoğunlaştı. İnsan onurunun korkudan daha büyük, daha üstün olmasıyla mücadeleyi sürdürmenin önemini vurguladı. Uğur Mumcu'nun "Cesur bir kez ölür, korkak bin kez!" sözünü anımsattı. Onur ödülünü de Cumhuriyet gazetesi adına aldı. Üçümüzün birbirimizle paslaştığımız ve sözü, düşünceyi, vicdanı paylaştığımız bir paneldi.

AZİZ NESİN KORKAR MIYDI

Aziz Nesin korkusuz değildi. Korkuya boyun eğmiyor, korkuya teslim olmuyordu. BUGÜN en çok ihtiyaç duyduğumuz ayrım da bu. Aziz Nesin bugün yaşasaydı korkar mıydı Bilmiyorum. Ancak korkuya boyun eğmezdi. T

anıklık ettim: Aziz Nesin de korkuyordu. Vakıf için, vakfın çocukları için korkardı. Ancak, onu asıl korkutan, karanlığın topluma egemen olmasıydı. Aklın yerini bağnazlığın, düşüncenin yerini kör inancın, tartışmanın yerini şiddetin almasıydı.

Aziz Nesin korkunun karşısına sorumluluk duygusunu, aklı, tepki göstermeyi, paylaşmayı, mizahı, sözü, örgütlenmeyi ve dayanışmayı koyan insandı.

Aziz Nesin bugün de bize hâlâ "Korkmayın" demiyor: "Aklınızı ve vicdanınızı korkuya teslim etmeyin!" diyor.

"Otoritenin en korktuğu şeylerden biri kendisine gülünmesidir" diyor. "Elimizdeki en büyük silahlardan biri mizah" diyor. "Mizah korkunun panzehiridir" diyor.

"Korktuğunuz şeye gülebildiğiniz anda onun mutlak iktidarından bir parça eksiltirsiniz" diyor. Buradan Deniz Göktaş'a bir selam yollayayım!

Panel boyunca Nâzım Hikmet'in "Kuvayı Milliye Destanı"ndaki bir sorusu aklımı kurcalıyor: "Tavşan korktuğu için mi kaçar; yoksa kaçtığı için mi korkar"

Korkunun günlük hayatımıza sızmasına izin vermeyin. Korkuyu kanıksamayın! Bunu deyip başka bir törene geçiyorum:

KUŞAKTAN KUŞAĞA ELEŞTİRİ

Önceki akşam Tiyatro Eleştirmenler Birliği'nin (TEB) 33. Ödül Töreni, İBB'ye ait Beyoğlu Sineması'nda gerçekleşti. Sıcacık bir atmosferde doğaçlamanın yer aldığı, farklı kuşakları bir araya getiren, benim yaşımdakileri gençleştiren, gençleri olgunlaştıran bir kucaklaşmaydı bu tören.