Başlık doğru... İki savaş arasında sıkışmış, paramparça bir halde iki savaşa birden tanıklık ederken geleceğimizi belirlemeye çalışıyoruz.
Biri dış savaş: Sınırlarımızın hemen yanıbaşında ABD emperyalizminin güdümünde ve desteğinde İsrail'in hastalıklı yönetiminin yıllardır sürdürdüğü ve İran'a saldırısıyla doruğa çıkan savaş.
Öteki, Silivri'de süregelmekte olan savaş... İktidar, üst üste seçim kazanan, halka hizmette açık ara üstünlüğünü millete ispatlamış olan, cumhurbaşkanı adaylığında Erdoğan'ın en güçlü rakibi olan Ekrem İmamoğlu'nu "düşman" bellediğinden beri sürdürülmekte olan savaş...
Bu iki savaş arasında karamsarlığa, yalnızlığa kapılmadan hayatta kalmaya, insan onuruna yakışır bir biçimde yaşamaya çalışırken mücadelemizi güçlendirmek için dayanışmaya sığınıyoruz.
'BÜTÜN MESELE'Sınırlarımız dışındaki savaş bizi içine çekmeye uğraşırken sınırlarımız içine düşen etkisiz füze parçalarının, yok İran kaynaklı, hayır İsrail kaynaklı mı olduğu sorgulanırken... NATO'dan atılmak ya da atılmamak, Epstein dosyalarını açmak ya da açmamak tartışılırken... Bir kez daha gördük ki bu savaşın da demokrasi, insan hakları vb. ile hiçbir ilgisi olmayıp sadece ve sadece güç, çıkar, dünya zenginliklerinin paylaşımıyla ilgisi vardır. Ve Gazze'de soykırım yapılması; İran'da bir okulda 168 kız çocuğunun vurulması, her yanda binlerce sivilin öldürülmesi, emperyal güçler için sadece ve sadece bir "teferruattır". Onların birer sayı değil, birer insan olduğunu anlatamazsınız.
Nil'den Fırat'a kadar toprakların İsrail'e ait olması gerekliliği kutsal kitaplara ve dine dayandırılarak iddia edilirken köktendinciliğin dünyayı yeniden ortaçağa ve karanlığa gömmesi işten bile değildir.
Bir kez daha, laikliğin, sadece ülkemizde değil, dünyada da kavranması, benimsenmesi, içselleştirilmesi için yeterli bir neden olduğunu hâlâ nasıl görmezden gelebiliriz ki!
Batı'nın çifte standardı ve riyakârlığının iyice ortaya döküldüğü bu dönemde, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in "Savaşa hayır" tepkisini getirip asıl meseleye bağlaması, keşke bize de dünyaya da örnek olabilseydi. Neyi vurguladığını anımsayın:
"Asıl mesele İran rejiminden yana olmak değil, asıl mesele uluslararası hukuka bağlı olmaktır."
HUKUKSUZLUK SAVAŞI:Gelelim Silivri'de uygulanmakta olan hukuka... Adeta düşman hukuku uygulanmakta. Silivri'de bir zamanlar Ergenekon kumpası davalarını izlemiştim. Hani sonradan Yargıtay'ın bozduğu, Erdoğan'ın "Meğer aldatılmışız" dediği davaları...
Ve tüm tanıklıklar "Ergenekon terör örgütü"ne yapılanlardan hiç ders alınmadığını gösteriyor.
Silivri'deki asıl meselenin, en harika biçimde Nâzım Hikmet'in dizelerinde ifade edildiğini düşünüyorum:
"Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele" demişti şair. Bedeni hapsetseniz de ruhunu düşüncesini hapsedemezsiniz...
Mahkemenin gidişatını görünce neden televizyonlardan canlı yayınlanmasına izin veremediğini görüyorsunuz zaten!

6