Yaşar Kemal ve Onat Kutlar
11 Ocak 1995. 31 yıl. Tam 31 yıl geçmiş aradan!
Takvim böyle söylüyor. Gözlerimiz arıyor, yüreğimiz özlüyor; eş dost, tüm sevenleri, gazeteler de öyle istiyor: Bir yazı daha. Bir anma daha.
Bir "unutmadık" daha. Ama ben bugün Onat Kutlar için yeniden bir yazı yazmak istemiyorum.
ünkü onu anlatacak cümleleri çoktan yazdım. Şiirini de yazdım. Sinema tutkusunu da. Direncini de. Yaralı ama dimdik duruşunu da...
Onun Gaziantep'ini, İstanbul'unu, Paris'ini, Sinematek'ini, gazetemizdeki yazarlığını ve bin bir halini, en çok da dostluğunu ve o muhteşem kahkahalarını, sadece ben değil, birçoğumuz yazdık.
YAZMAMAKBugün yazmak istemememin nedeni unutmak değil. Tam tersine.
Bazı insanlar vardır, onlar için yazı çoğaltıldıkça hafıza güçlenmez. Onat Kutlar onlardan biri. Onu her yıl birkaç anıya, birkaç sıfatın rahatlığına, birkaç törensel cümleye sıkıştırmak istemiyorum.
ünkü Onat Kutlar bir "anma" meselesi değildi. Bir yaşama biçimiydi.
Şiiri, sinemayı, edebiyatı, düşünceyi birbirinden ayırmadan yaşadı. Sanatı steril bir alan sanmadı hiçbir zaman. Hayatın içindeydi. Hayatın tam ortasında.
Ve evet, öldürüldü! Bunu da her yıl yeniden yazmak istemiyorum. ünkü bu ülkede öldürülen yalnızca insanlar değil; düşünce, cesaret, zarafet, adalet, liyakat, incelik de öldürülüyor. 30 yıldır.
Bugün Onat Kutlar için yazı yazmak istemiyorum çünkü asıl yazmam gereken şey şu: Onun savunduğu değerlerden bu ülkede geriye ne kaldı
Şiirin kamusal bir söz olabileceğine hâlâ inanıyor muyuz Sanatın politikadan "bağımsız" değil, hayatla bağlantılı olduğunu söyleyebiliyor muyuz
Aydın olmanın bir unvan değil, bir sorumluluk olduğunu hatırlıyor muyuz
İşte bu soruların cevabı yokken bir kez daha Onat Kutlar'ı anlatmak bana kolaycılık gibi geliyor.
Onu tanıyanlar zaten unutmadı. Tanımayanlar ise bir köşe yazısıyla tanımaz.
Bugün susmak, onun adına konuşmaktan daha dürüst geliyor bana. Ama bu suskunluk bir geri çekilme değil. Bir reddiye.
ünkü bazı kayıplar yıldönümleriyle taşınmaz. Bazı insanlar takvimle anılmaz.
Bazı isimler her gün hatırlanır ya da hiç. Onat Kutlar'ı ben sadece bugün anmıyorum. ok sık anıyorum. ünkü bizler mücadele etmeyi, direnmeyi, sanatla hayatı iç içe yoğurmayı ondan öğrendik, onunla yaşadık.
HATIRLAMA BİİMİOnat için anma yazısı yazmak yerine, günümüzün gençlerine şunu haykırmak istiyorum:
Bahar hâlâ isyancı! Onat Kutlar'ı tanıyın! Onu tanımanın en iyi yolu, onun tüm eserlerini okumaktır! Öldürülmesinden sonra yazılarının toplandığı kitapları da (Yapı Kredi Yayınları). Bu da bir hatırlama biçimidir.
Onat Kutlar için edebiyat, sanat, farkındalıktı, bilinçti, yaşamdı. Başkaldırmak için bir yoldu yazmak. Yazmak, topluma belleğini kazandırma çabasıydı. 1960'ta TDK Öykü Ödülü'nü kazanan

8