Coğrafi işarette adımlarımız hızlanıyor

Türkiye, coğrafi işaretlerini hızla çoğaltıyor. Ülkemizin bugüne kadarki en yüksek yıllık tescil başarısı yalnızca bir istatistik değil. AB tescil sayımız artıyorsa nedeni, yalnızca iyi ürünlere sahip olmamız değil, bu ürünlerin ardındaki hikâyeyi dünyaya aktarabilecek kültürel bilincin giderek güçlenmesi anlamına geliyor.


Coğrafi işaretler, artık yalnızca yerel üreticiyi koruyan bir etiket değil, küresel gastronomi dünyasının en stratejik başlıklarından biri. Bir ürünün toprağı, iklimi, geleneği ve hafızasıyla tescillenmesi, hem kültürel bir kimlik hem de uluslararası bir ekonomi yaratıyor. Türkiye, bu alanda adımlarını hızlandıran ülkeler arasında yer almaya başladı. Geçtiğimiz günlerde Metro Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Uluslararası Coğrafi İşaretler Zirvesi, konunun güncel bir yansımasıydı. Kamu, üreticiler, akademi ve gastronomi dünyasını buluşturan zirvede, coğrafi işaretli ürünlerin turizmden ihracata, yerel kalkınmadan kültürel mirasa kadar uzanan çok katmanlı etkisi ele alındı.

Ürün sayısı 43'e yükseldi

Zirvenin en sıcak ve en güncel cümlesi ise Avrupa Komisyonu Tarım ve Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü Coğrafi İşaretler Bölümü Başkanı Joao Onofre'den geldi. Onofre, İpsala pirinci ve Bursa kestane şekerinden sonra Yenice ıhlamur balının da AB tarafından tescil edildiği müjdesini ilk kez İstanbul'da açıkladı. Böylece Avrupa Birliği tarafından koruma altına alınan Türk ürünlerinin sayısı 43'e yükseldi. Bu sayı yalnızca bir istatistik değil, Yenice'nin üretim kültürünün, Anadolu'nun bitki hafızasının ve arıcılık geleneğinin artık Avrupa hukukuyla korunması anlamına geliyor.

Bu yıl 13 yeni AB tescili

Türkiye'nin coğrafi işaretler konusundaki yükselişini sadece son tescillerle değil, 2025 yılında elde edilen toplam 13 yeni AB tesciliyle de okumak gerek. Bu, ülkemizin bugüne kadarki en yüksek yıllık tescil başarısı. Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı gibi Anadolu'nun dünya çapında bilinen değerlerinin yanı sıra Milas zeytinyağı, Bayramiç beyazı, Taşköprü sarımsağı, Giresun tombul fındığı, Antakya künefesi, Suruç narı, Ezine peyniri, Safranbolu safranı, Araban sarımsağı, Osmaniye yer fıstığı, Erzincan tulum peyniri, Mut zeytinyağı, Kırkağaç kavunu ve Hatay kaytaz böreği gibi pek çok ürün de Türkiye'nin AB tescil portföyünün gücünü gösteren önemli örnekler arasında.

Mutfak Dostları ve YÜciTA'nın rolü

Türkiye'nin AB tescil listesi genişlerken, coğrafi işaretlere yönelik farkındalığın arkasında uzun yıllara yayılan birikimler var. Mutfak Dostları Derneği'nin 2006'da başlayarak günümüze kadar sürdürdüğü ulusal ve uluslararası çalışmaların ve panellerin öncü rolünü hatırlamak gerek. Türkiye'de bu bilincin temelleri o günlerde atıldı. Yine, Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜciTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu'nun hem akademik çalışmaları hem de sahadaki ısrarlı takibi, Türkiye'nin coğrafi işaret hafızasının oluşmasında kritik rol oynadı. Tekelioğlu'nun yaptığı en değerli şey; ürünün tarihini, üreticinin emeğini ve bölgenin kültürel kimliğini aynı çatı altında anlatabilmek. Yani tam anlamıyla bir 'ürün diplomatlığı' söz konusu. AB tescil sayımız artıyorsa nedeni, yalnızca iyi ürünlere sahip olmamız değil, bu ürünlerin ardındaki hikâyeyi dünyaya aktarabilecek bir kültürel bilincin giderek güçlenmesi.