3 semtten 3 lezzet durağı

İstanbul'un üç farklı semtinden üç farklı lezzet mekânında buluşuyoruz bu hafta. Altunizade'de Lokanta Yoğurt'a, Nişantaşı'nda People'a ve Caddebostan'daki Hani'ye düşüyor yolumuz

Yoğurt imzası

Altunizade'de açılan Lokanta Yoğurt, açık mutfağın samimiyetiyle sade ama iddialı. Yoğurt'un ardındaki en güçlü imza Türk mutfağının saygın şeflerinden Aydın Demir. Onun lokantanın mutfak direktörlüğünü üstlenmesi, mekânın kimliğini tek başına özetliyor aslında. Kendisine "Burayı sıradan bir mekândan ayıran ne" diye sorduğumda verdiği cevap şöyle: "Lokanta Yoğurt'u geleneksel yemeklerimize duyduğum saygıyla gelecek nesillere bırakılacak bir değer olarak gördüm. Köklerine bağlı ama zamansız bir mutfak dili kurmak beni en çok heyecanlandıran şeydi."

Menüdeki yemekler tanıdık; vişneli yaprak sarma, asma yaprağında enginar, tarhana çorbası, uzun süre pişmiş güveçler. Hepsi bizden ama özenle güncellenmiş. Burada modernlik tabakta değil; akılda, mevsimsellikte, yerellikte ve reçeteye sadakatte. Her gün taze manda sütüyle mayalanan yoğurt ise bu felsefenin simgesi. Menüdeki çok sayıda yemek yoğurt terbiyeli.

Mekânın tasarımında Zeynep Fadıllıoğlu'nun ismi var. Yüksek tavan, doğal ışık, açık mutfak ve odun fırını insanı yavaşlatan dingin bir atmosfer yaratıyor. Lokanta Yoğurt'un en güzel yanı paylaşma kültürünü hatırlatması. Büyük güveçler, masaya gelen servis arabaları, çarşamba dönerleri ve odun fırınından çıkan ekmekler… Hepsi şehrin hızlı yeme içme temposuna sanki zarif bir itiraz. Aydın Demir'in hayali ise "Misafir buradan sıcak ve samimi bir hisle ayrılsın." Aslında Lokanta Yoğurt'un bütün sırrı burada. Sofrayı, emeği ve anıları yeniden yaşatan bir mekân.

Klasik mezelerin ötesinde

Gastronomide 'şef restoranı' denildiğinde akla çoğu zaman iddialı tabaklar ve güçlü mutfak imzaları gelir. Caddebostan'daki Hani ise bu yaklaşımı daha sıcak, daha mahalleli ve daha paylaşım odaklı bir dile çeviriyor. Mekânın kurucularından Şef Alp Çekici, deneyimini meyhane keyfiyle buluşturmuş. "Klasik meyhaneden fazlasını yapmak istedik samimi ama yaratıcı bir mutfak kurmak" sözü, Hani'nin ruhunu özetliyor. Burada klasik mezeler elbette var ama hikâye onların ötesinde. Ege otları, ayvalı karides, pekmezli patlıcan, cevizli sumaklı nar gibi tabaklar, tanıdık tatları incelikli dokunuşlarla güncelliyor. Sıcaklarda kadınbudu köfte, beğendili kuzu tandır ya da limonlu levrek fileto gibi seçenekler mutfağın güçlü ve özenli yüzünü ortaya koyuyor. Menü mevsime göre değişiyor, misafir talebine kulak veriliyor. Ballı cevizli muz gibi dokunuşlar masayı tatlı bir tebessümle kapatıyor. Kısacası Hani, Caddebostan'da yalnızca iyi yemek sunan bir adres değil, paylaşmayı sevenler için gerçek bir mahalle buluşma noktası.