Oyun terapisi alan çocukların sayısı hızla artıyor. Adeta hızlı ve sihirli bir panzehirmiş gibi sunuluyor. Peki, oyun terapisi dediğimiz şey her çocuk ve her sorun için uygun mudur Psikolog Ceyda Öztekin "Oyun terapisti, ebeveynin modern yaşam koşturmacasında eksik bıraktığı alanları dolduran 'yardımcı ebeveyn' değildir" diyor.
Eskiler der ki, "Biz ne psikolog gördük ne de terapist!" Yıllar içinde hızla gelişen psikoloji bilimi sayesinde şu an pek çok psikolojik rahatsızlık ya da davranış problemi için çeşitli terapi desteklerine ulaşmak mümkün. Bunların içinde oyun terapisi ise en çok adını duyduklarımızdan. Öyle ki neredeyse her evde bir çocuk, oyun terapisi sürecinden geçiyor. Oyun terapisi neden bu kadar popüler hâle geldi Ebeveynler her tür davranış probleminde çocuklarını oyun terapisine götürerek doğru mu yapıyorlar Yıllar içinde yaptığı klinik çalışmalar ve araştırmaların ışığında, "Sorun Bende mi Anne" adlı kitabı yazan çocuk psikoloğu ve aile terapisti Ceyda Öztekin ile oyun terapisinden hangi durumlarda faydalanılabileceğini konuştuk.
Oyun terapisi nedir önce bununla başlayalım mı Çünkü oyun terapisine gitmek son dönemde popüler bir kültür ürünü hâline geldi sanki
Evet, gerçekten o kadar popülerleşti ki "Oyun terapisi gerçekten bir ihtiyaç mı yoksa moda mı" diye sorgulama vaktinin geldiğini düşünüyorum. En basit tanımıyla oyun terapisi, çocuk ruh sağlığı alanında kullanılan bir tedavi yöntemidir. Bir tedavidir yani! Sağlıklı bir çocuğun sürekli uzmanlara gitmesini sağlıksız buluyorum. Ve maalesef bugün bunun çok fazla örneğini görmeye başladık. Çocukların yüzde 70'inin ruh sağlığı açısından hiçbir klinik desteğe ihtiyacı yoktur. Sadece bilinçli anne-babalara ihtiyaçları vardır. Ve bu çocukların sıradan gelişimsel sancılar için oyun terapilerinde ya da konuşma terapilerinde gezmeleri hem gereksizdir hem de zarar riski içerir. Bu bağlamda, ailelerin en az yüzde 70'inde (sıklıkla daha fazlasında) çocuğun terapiye ihtiyacı yoktur, anne-babanın rehberliğe ihtiyacı vardır, diyebiliriz. Ama bugün görüyoruz ki, ebeveynlerden çok çocuklar gidiyor uzmanlara... Ve bir ailede terapi koltuğuna ailenin yanlış bireyi oturuyorsa o aile şifaya kavuşamaz. Bugün bu kadar çok uzman gezilip sonuç alınamamasının ana sebebi budur. Tedavi yanlış aile bireyine uygulanıyor.
Sihirli bir dokunuş değil
Ebeveynlerin genelde kendilerinin bir terapi sürecinin içine girmekten kaçınmasının nedenleri nedir
Benim en büyük meseleme ya da belki çocukların en büyük meselesine demeliyim parmak bastınız. Ailede çocuklarla yaşanan sorunların çoğunun çözümü anne-baba danışmanlığıdır. "Ben çocuğumun davranışlarını yönetemiyorum ne yapayım", "Ben kriz anlarında çocuğumun duygularını nasıl destekleyeceğimi bilemiyorum, ne yapayım", "Ben çocuğumun yeterince özgüvenli ya da yüksek özdeğere sahip bir çocuk olmasını sağlayamıyorum" ya da "Çocuğumla çok inatlaşıyoruz, beni bir lider olarak tanımıyor, ne yapayım" gibi soruların cevabı ebeveynlik becerileri çalışmasındadır. Ancak sizin de gözlemlemiş olduğunuz gibi bugün anne-babaların zorlandıkları/yapamadıkları her şey için, kendileri bir rehberlik almak yerine çocuklarını terapilere götürmeye motive olduklarını görüyoruz. Bu, çocuğun öksürüğünün sebebi evdeki tozken, tozu temizlemek yerine çocuğa sürekli şurup içirmeye benzer. Çocuk terapi odasından çıkıp evinin aynı ortamına geri döndüğünde sorunlar devam eder. Çözüm çocuğu terapiye almak değil, evdeki ilişki ve iletişim zeminini değiştirmektir. Bugün gelinen noktada oyun terapisinden âdeta bir sihirli değnek dokunuşu bekleniyor.
Aileler yoğun ve bunaltıcı hayat temposunda bazen "Uzman çözsün, çocuğu bana geri versin" demek istiyorlar ve kendilerinden bağımsız bir tedavi olabileceğine inanmak istiyorlar. Bu çok tatlı bir hayal, ama maalesef hayal! Çocuk bir makine ya da tamir edilecek bir nesne değildir ve ailesinden bağımsız, bir odanın içinde tek başına tedavi edilemez.
Anne-baba eğitiminin eşlik etmediği terapi süreci nasıl ilerliyor
Çocuğa yapılan bir terapiye sistematik bir anne-baba eğitimi eşlik etmediğinde problemlerin yüzde 50-70 oranında nüks ettiğini gösteren çalışmalar var. Yani anne-baba üzerinde sistematik bir çalışma yoksa çocuğa uygulanan tedavilerin kalıcı bir iyileşme sağlama ihtimali yazı tura ihtimali kadar düşük olabiliyor. Ve sistematik çalışma dediğimiz şey, seansın 10 dakikasında anne-babalara da küçük tavsiyelerin verilmesinden çok daha fazlasıdır. Aşağı yukarı üç ay gibi bir süre, anne-baba tüm seanslara çocuksuz katılacak, her haftanın belli bir konusu ve o hafta evde değiştirilecek bir gündem başlığı olacak gibi bilimsel temelli, programlı bir çalışmadan bahsediyorum.

2