Geçtiğimiz günlerde Ağrı'nın Yoncalı köyündeydim. Orta büyüklükte, sessiz sakin bir köy. Köydeki tek ilkokulda sınıflar birleştirilerek ders yapılıyor. Ortaokul için başka bir köye taşımayla gidiyor öğrenciler. Köyde hiç çocuk parkı yoktu. Çocuklar hiç kaydırak görmemişti. Bunları dezavantaj olarak yorumluyoruz. Ancak çocukların gözlerindeki heyecan ve merak, büyük şehirlerde gördüğüm çocukların çoğunda yoktu. Bunu UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Somut Olmayan Kültürel Miras İhtisas Komitesi Üyesi Prof. Dr. Evrim Ölçer Özünel'in rehberliğinde düzenlenen 'Masal Anlatıcılığı Atölyesi'nde gördüm.
Köy çocuklarının hayal dünyasını zenginleştirmek ve fırsat eşitliğini her coğrafyaya taşımak amacıyla İbrahim Çeçen Vakfı'nın, "Eğitime Bağlıyız" misyonu kapsamında düzenlediği atölyeler 22 yıldır devam ediyor. Evrim Ölçer Özünel, çocuklara masallar anlatırken, ben de çocukları izledim. Âdeta masalların içinde gezinerek, heyecanlı gözlerle tek solukta dinlediler. Onların mutluluklarını görmek her şeye bedeldi.
Her akşam 5 dakika
Masalların önemini sorduğum Prof. Dr. Evrim Ölçer Özünel, masalların şiddetin panzehiri olduğunu söylüyor. "Sözlü kültür insanları bir araya getirir. Göz göze, yüz yüze, aynı havayı soluyarak bir ilişki biçimi geliştirirsin. Masal dinlerken bu ilişki biçimine saygılı olmayı öğrenir çocuk. Sözün hayatımızdan çıkması şiddeti getirir. Şiddeti engellemenin en iyi yolu, insani iletişim modellerini desteklemektir" diyor. Çocuklara her akşam 5 dakika masal anlatsak ya da yemek yaparken bir bilmece sorsak bile sözlü kültüre ait bir iletişim modeli geliştireceğimizi kaydeden Özünel, "Bilimsel araştırmalar bize masal dinleyen çocukların daha anlayışlı, dinlemeye daha müsait olduğunu gösteriyor. Çocuk her çağda çocuktur. Bir oyun oynamaya başla, bir masal anlat hiçbir çocuk bunu reddetmez. Masal hayal dünyasını ve dinlemeyi inanılmaz geliştirir" diye ekliyor.
Masallar güvenilir mi
Doğal enerjisini kullanan herkesin masal anlatabileceğini, bunun özel bir yetenek gerektirmediğini söyleyen Özünel, "Benim tanıdığım en iyi hikâye anlatıcıları ebeveynler; çünkü onlar ayaküstü yaratıcı olmak zorundalar. Yaratıcılık dediğimiz şey kitaptan okuyarak öğrenilen bir şey değil ama kitapla desteklenen bir şey" diyor. Masal anlatırken nelere dikkat etmemiz gerektiğini sorduğumda ise "Masallar çok geleneksel, kolektif ve güvenilirdir. Ama aynı zamanda tekinsiz alanlardır. O nedenle masallarla çocukları tek başına bırakmamalıyız. Mutlaka onların o anki hazır bulunuşluklarına göre masalı seçmeliyiz. Altın yumurtlayan tavuk masalını anlatırken, vahşet sahnesi gibi anlatmamalıyız ama çok sterilize etmekten yana da değilim. Çünkü dünya bu denli temiz değil" önerisinde bulunuyor.

3