Uzun ince bir yoldayım

Yakından takip edenler İstanbul Yalova arasında mekik dokuduğumu iyi bilir.

Bu evlilikten kaynaklı bir durum da değil. 18 yaşımdan beri bu gel gitler mütemadiyen devam ediyor. Bazen gerek havanın durumundan, gerekse yolculuğun o andaki şeklinden dejavu yaşadığım da olur. Bugün de öyle oldu. Sanki öğrenciyim Yalova'da bir kaç gün durmuşum da vizelerim için geri dönüyorum. Bunu hissettiren ise baharın nesimi. Sabah üşüten havanın aksine ılık hatta sıcağa kayan bir hava ve bir güzel rüzgâr alıp beni gençliğimin kıpır kıpır günlerine hayalen aldı götürdü Gerçekten hayatım zaman ve mekân üzerinden bu gel gitler üzerine kurulmuş sanki. Bu da hastalık, yorgunluk gibi sebeplerin etkisine rağmen daima enerjik dinamik ve hareketli olmamı gerektiriyor.

Yazlıkta evi olanlar, torun çocuk bakmaya gidenler ya da ebeveynlerine yardıma koşanlar hasılı iki evli olanlar o koşturmacanın nasıl bir şey olduğunu gayet iyi bilir. Benim bir de babamın dairesi ve benim olanla sayısı üçe çıkıyor. Ara günler neyse de özellikle dönüş ve ondan bir önceki gün her şeyi ayarlamanın telâşında pin pon topuna dönüşüyor vücut. Bir oraya, bir buraya bir aşağı bir yukarı. Kirli sepetinde çamaşır, bulaşık makinesinde bulaşık kalmayacak, evler temiz tutulacak, yemek bırakılacak derken vücut kendini bırakana kadar bir faaliyetin içinde buluyor insan kendini.

Bugün köyden ayrılırken akrabamız bir genç çocuk abla götüreyim dedi, sağolsun. Minibüs debelenmesinden kurtulup kolayca indim iskeleye, ama saat de çok erken. Oturdum bir çay bahçesine önce elimdeki çantayı bir masaya bıraktım. Sanki o hareketle bütün ağırlıklarımı yorgunluğumu zihnindeki düşüncelerimi hasılı bütün yüklerimi üzerimden attım oraya bıraktım. Sonra da mis gibi havayı soludum, berrak gökyüzüne baktım, kendime yine hafif bir şeyler ısmarladım. Görüş mesafemde biraz arka plânda kalsa da İstanbul kıyılarını belli belirsiz gösteren deniz manzarasına baktım.

Zihin zamanının gerisine gider, bazen de ilerisini düşünür, insan hep bir sonrası için çabalar. "Anda kal" derler ya yeni tabirle. İşte bir saat boyunca hakikaten ânın tadını çıkardım.