Ramazan vicdanlarımıza da inmeli

Mübarek ayı idrak ederken hayat da devam ediyor bir yandan.

Bu ayda gaflet olmaz. Tembellik olmaz. Gıybet olmaz, nefse acımak hiç olmaz. Kur'ân okumadan gün geçirmek zaten olmaz. Ramazan ayında dünyaya çağıran her şeyden uzak kalmak, bakmamak, aldırmamak lâzım. Zamanı bereketlendiren ibadet sevabının bire on bin otuz bin seksenbinler olan bu manevî ticaret meşherinin kurulduğu bu aydan nasipdar olmaya insan nasıl hevesli olmaz Olur elbette. Acizliğin, muhtaçlığın en çok hissedildiği, kul olmanın idrakine varıldığı, açlık halinin terbiye ettiği nefsin, boş midenin mecalsiz halin ızdırarıyla yaradanın, besleyenin, idare edenin Rabbi olduğunu derk eden insan afv ve mağfirete nail olmaz mı Kurumuş dudaklar, dualı ağızlar, gemlenmiş nefisler, yumuşamış kalpler, yaşaran gözler, okunan Kur'ânlar secdelerden kalkmayan başlar ile rahmet-i İlâhiye kapısına necat için iltica etmişiz. Havf ve reca arasında bir ümit ile sığınmışız. Aminler ihlâslı dualar eşliğinde kabul edilir inşallah.

Ama gündelik hayatın içinde; değil Ramazanda hayatın her safhasında İslâmî dengelere uymayan görüntüler de olmaz.

arşıda pazarda Ramazan pahalılığı var. Manevî ticaret ayının maddî aç gözlülüğe çevrildiği cemiyet hayatındaki nahoş tutumlara adam sende demek hiç olmaz.

Geçen gün bir yufkacıdan dört yufka aldım. 120 lira ödedim. Pazarda 5 tanesi 70 lira. Tutturabildiğince anlayışlı ticaret ahlâkı Müslüman toplumunda görülmemesi gereken bir nahoşluk.

Daha kötüsü de şu ki derviş misali ibadetinde gayyur olanların bu şekil adaletsizliklere göz yummasıdır. arşı pazarda narh sistemi olan Osmanlı düzeninden de mi geri düştük böyle.