Yeşilçam'ın zarif 'delikanlı'sı İzzet Günay: Biz kullanılmış bir kuşağız

Yeşilçam'ın en zarif, en sevilen ve her daim takdir edilen 'jön'lerinden biriyle beraberiz; İzzet Günay! Bodrum'daki mütevazı evinde buluştuk; çocukluğundan sinema yıllarına, hobilerinden iyi yaşam sırlarına renkli, iç açıcı bir sohbet yaptık. Günay'ın kendi hayatı da bir Yeşilçam senaryosu gibi...Diyor ki: "Biz devamlı kullanılmış bir kuşağız. İzzet Günay bu işten para kazanmadı. Yokluk içinde çalıştık. O dönem 'Beyoğlu'nda yürüsen omzun 'jöne çarpar' diye espri yapılırdı. Yapımcılar, 'İzzetciğim üç film bendesin, sonra iki film ondasın' derdi. Hangi senaryo Hangi tarihler Hiçbirini bilmezdik..."

1-Uzun zamandır röportaj vermeyen bir isim İzzet Günay. Bodrum'daki mütevazı evinin kapılarını bize açma vesilesi Kronik Kitap'tan yayınlanan anı-biyografi kitabı; 'Delikanlı'. Tarihçi yazar Doç. Sinan Tarifci, üç yıllık bir çalışmanın ardından ortaya çıkan kitabının ismini neden 'Delikanlı' koyduğunu şöyle anlatıyor: "Delikanlılık, salt yaşla ölçülen bir şey değildir; bir hayat tarzı, takınılan tavırdır. İzzet Günay hayatının her döneminde delikanlı kaldı. Duruşunu ömrü boyunca korudu." İzzet Günay'ın hayatı bir Yeşilçam hikâyesinin tüm öğelerini içinde barındırıyor. Zaten kendi de gülerek, "Ben bile hayret ettim bu nasıl bir hayat diye!" diyor. Eski albümleri açıyoruz.

Haberin Devamı

Günay, İstanbullu bir baba ile Bursalı bir annenin iki çocuğundan biri olarak 1934 yılında Sarıyer'de doğuyor. Babası Şehir Hatları'nda memur. İskelenin gişesinde bilet satıyor. Babasının rahatsızlığı nedeniyle Günay henüz bebekken havası daha yumuşak olan Üsküdar'a taşınıyorlar. Kendi deyimiyle "Has bir İstanbullu olarak" tam bir İstanbul çocukluğu yaşıyor; Boğaz'da yüzüyor, balık tutuyor, midye avlıyor... Yeri geliyor babasıyla bilet satıyor. Günay "Babam çok zarif bir adamdı, lord gibi giyinirdi" diyor. Ancak güzel çocukluğu zorlu İkinci Dünya Savaşı yıllarıyla gölgeleniyor. Onu, babasının erken vefatı izliyor. Günay henüz 14 yaşında... Ondan birkaç yaş büyük ağabeyi, aileye destek için okulu bırakıp çalışmaya başlıyor.

İzzet Günay – Zeynep Bilgehan

2-OKUYAMAYACAĞIMI ANLADIM

Günay askeri okula giriyor ama eğitimine Haydarpaşa Lisesi'nde devam ediyor. Müziğe meraklı, çok iyi resim yapıyor. 1954 yılında teknik ressam olarak İstanbul Belediyesi'nde işe giriyor. Hayali mimar olmak... Ancak: "Mimarlığın uzun ve pahalı bir eğitimi vardı. Eve para getirmek lazımdı çünkü ağabeyim benim için okulu bırakmıştı. Okuyamayacağım anlaşılınca askere gittim. Şoförlüğü öğrendim. Hayattaki tesadüfler; şoförlüğü bilmem ileriki yıllarda filmlerde çok işime yaradı."

Haberin Devamı

SENE 1954 - İmar Müdürlüğü'nde teknik ressam olarak çalışırken..

3-BEYOĞLU'NDA İŞ ARARKEN...

Askerlik dönüşünde iş bulması lazım. Takım elbisesiyle Beyoğlu'nda turlayarak iş ararken karşısına bir ilan çıkıyor: Haldun Dormen Cep Tiyatrosu için oyuncu arıyor. İlan ilgisini çekiyor. Kapıya kadar gidiyor ama sonra cesaret edemeyip dönüyor. Birkaç gün sonra yeniden gidiyor, içeri giriyor ve hayatı değişiyor: "Sene 1957. Karaağaçlar Altında oyununda küçük bir şerif rolüyle başladım ve benim üniversitem Dormen Tiyatrosu oldu... Dormen'den sadece iyi oyunculuğu değil iyi giyinmeyi, iyi oturup kalkmayı da öğrendim."

SENE 1957 - Yılmaz Gruda, Özen Tutucu ve Ersun Kazançel ile 'Karaağaçlar Altında' oyununda sahneye ilk çıkış.

Haberin Devamı

4-YÜRÜSEN OMZUN 'JÖN'E ÇARPARDI

Günay, 1959 yılında Yeşilçam'a adım atıyor. İlk filmi Zeki Müren'le oynadığı 'Kırık Plak'... Ondan sonra uzun yıllar Yeşilçam'ın en sevilen en beğenilen 'jön'lerinden oluyor: "Açıkçası filmcilik yapacağım hiç aklımda yoktu. Kendi kendine oldu. Daha sonra Ayhan Işık ile başrolde oynamam da o rolü oynayacak kişinin sete gelmemesiyle oldu. Hareketli oyuncu olduğum için beni komedide oynattılar; 'avantür komedi' oyuncusu oldum." Bugün o yıllara bakınca ne düşünüyor Günay, "Biz devamlı kullanılmış bir kuşağız" diye yanıtlıyor: "İzzet Günay bu işten para kazanmadı. Yokluk içinde çalıştık. O dönem 'Beyoğlu'nda yürüsen omzun 'jöne çarpar' diye espri yapılırdı. Yapımcılar gelip 'İzzetciğim üç film bendesin, sonra iki film ondasın' derdi. Hangi senaryo Hangi tarihler Hiçbirini bilmezdik."

Haberin Devamı

SENE 1963 - Haldun Dormen ve Ayfer Feray ile 'Sevgilime Göz Kulak Ol' oyununda..

5-VE GAZİNO YILLARI...

Bugün 'jön'lük müessesesi var mı İzzet Bey, "Şimdi başrol oyuncuları var. İmkânlar çok değişti. Biz gençleri takdir ediyor, onlara gıpta ediyor, biraz da hayıflanıyoruz" diyor: "Rol seçebildikleri için şanslılar ama yine de hesaplarını iyi yapsınlar. Jönlüğün en prima zamanının ömrü 10 yıldır diyebiliriz. Biz seks filmleri furyası başlayınca da işsiz kaldık." Günay, 1970'li yıllardan itibaren bu sefer gazinoların aranılan ismi oluyor. Onu ikna eden Öztürk Serengil olmuş: "Bana 'İzzetciğim sana lokanta aç demiyoruz; tiyatro ve sinemadan sonra şimdi öbür dalı yapacaksın' dedi. İhtiyacım vardı, yaptım. Pişman olmadım. Lisede zaten Niyazi Sayın'ın İstanbul Musiki Cemiyeti'ne gidiyorduk. Sesim ve kulağım iyiydi. Haldun Dormen'in 'Sokak Kızı İrma' müzikalinde de oynamıştım. Bütün Yeşilçam yıldızları da sahnedeydi; 1980'e kadar Emel Sayın'dan Müzeyyen Senar'a herkesle çalıştım."

Haberin Devamı

SENE 1970'ler - Gazino yılları

NURİ BİLGE, LÜTFİ AKAD'IN ETKİSİNDE

Günay, en sevdiği filminin Türkan Şoray'la oynadığı 'Vesikalı Yarim' olduğunu söylüyor. Bir filmi ne iyi yapar Günay: "Bir yönetmen, iki senaryo, ardından yapım şirketi" diyor: "Lütfi Ömer Akad ve Osman Seden ile çok güzel filmler yaptık." Bugünkü yönetmenlerimizi nasıl buluyor İzzet Bey: "Çok iyi buluyorum. Nuri Bilge Ceylan, Lütfi Akad'ın etkisinde. Lütfi Ağabey de kamerayı sabit tutardı, oyuncu gezerdi. Osman (Seden) Ağabey ise kamerayı gezdirirdi. Rejisörün de bir doğası, yetişme tarzı var. Bizimki bir geçiş dönemiydi; tiyatro oyuncuları gidiyor, piyasadan oyuncu başlıyor. Güzel kızlar, jön erkekler; Türkanların, Fatmaların, Ayhanların, Sadrilerin devri..."

SAYGINLIĞININ SIRRI

İzzet Günay, kariyerinin başından itibaren sevildi, saygınlığını hiçbir zaman kaybetmedi, takdir edildi. Bunun sırrı nedir Yanıtı: "Gördüğünüz gibi küçük bir kooperatif evindeyim. Gösterişli bir hayatı tercih etmiyorum. Sakin hayatı seviyorum. Çekingenim, geride durarak rahat ediyorum. Şöhret sahibi olmak beni bu açıdan zorladı. Bazıları ilgi ister, bense üstüme varılsın istemem. Nezaket kuralları içinde sevenlerimin gönlünü hoş tutuyorum. Bana 'İyi ki varsınız İzzet Bey, gençliğimiz sizinle geçti' diyorlar. Ben de 'İyi ki varsınız. Siz olmasanız, siz hatırlamasanız İzzet Günay yok' diyorum. Herkese karşı saygılı, sevgili, yardımsever olmaya özen gösteriyorum. Şımarmamayı kendime şiar ediniyorum, ünlü oldum diye bulutların üstüne çıkmıyorum. Ayağım hep yerde. Sıradan biriyim; ben de bahçe sinemalarından geldim. Her şeyi geçirdik varlığı da yokluğu da gördüm."