İhsan Yılmaz, onu 'Dağılmış arşivlerin kahramanı' diye tanımlıyor. Bir diğer lakabı 'edebiyat arkeoloğu…' Kütüphanesinin rafları sizi zaman yolculuğuna çıkarıyor; Nazım Hikmet'in mektupları, Orhan Veli imzalı kitapları, çizimleri… Prof. Dr. Haluk Oral ile buluştuk; çok yönlü kimliğine yakışır şekilde hem kendi hikâyesini hem koleksiyonunu hem kitaplarını hem de 30 yılını verdiği mesleği matematik bilimini konuştuk.
Prof. Dr. Haluk Oral'ın kapısını, en güncel işi, Everest Yayınları tarafından geçen kasım ayında yayınlanan, Çanakkale Savaşı kahramanlarından Şefik Aker'in hikâyesini anlatan son kitabı 'Miralay' vesilesiyle çaldım. Vesilem güncel bir iş ama aslında Prof. Oral'ın uzmanlık alanı güncel değil, mazi… Ona 'edebiyat arkeoloğu' diyorlar; evinin her yerini kaplayan kütüphanesinde sayısı on bini bulan imzalı kitaplar, tarihi belgeler, mektuplar, objeler var. Neler mi Mesela Nazım Hikmet'in mektupları, imzalı Orhan Veli, Ahmed Arif, Oğuz Atay kitapları…
HURDACIDAN ÇIKAN BELGELER
Son kitabı 'Miralay'ın yazım süreci 30 yıllık bir 'koleksiyonerlik emeği'ne dayanıyor. Oral, "20-25 yıl önce Çanakkale Muharebeleri hakkında belge toplamaya başladığımda sahaflarda Şefik Bey'le ilgili pek çok malzeme buldum. Bir esnaf, hurdacıdan aldığı evrakı değişik sahaflara parça parça satmıştı. Bu belgelerin bir kısmından 2007'de yayımladığım Arıburnu 1915: Çanakkale Savaşı'ndan Belgesel Öyküler adlı kitabım çıktı. Şefik Bey, Çanakkale Kara Savaşları başladığı gün çıkarma kuvvetlerine ilk karşı koyan 27. Alay'ın kumandanıydı; onun anıları ve arşivinden çıkan belgeler mükemmel kaynaklar oldu. Sonra da İzmir, Ankara ve İstanbul'da farklı sahaflarda Şefik Bey belgeleri zuhur etmeye devam etti" diye anlatıyor. Son 15 yıldır tam zamanlı olarak yaptığı yazarlık ve koleksiyonerlik öncesindeyse Prof. Oral'ın asıl alanı matematikti… 2010 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nden emekli olana kadar çalışma alanları Kodlar Teorisi, Şifreleme ve Kombinatorik. Oradan, buralara nasıl gelinmiş Eski albümleri açıyoruz.
Haberin DevamıKARARGÂHTA KURŞUNLANAN HARİTA
Geçmişi geri getiremiyoruz ama geçmişten gelen bir objeye dokunmak insana zaman yolculuğu yaptırabiliyor... Bunun bir örneğini Haluk Bey'in gösterdiği bir harita ile yaşadık. 'Miralay' kitabında kullandığı belgelerden biri üzerinde bir delik ve imza olan bir harita... Oral anlatıyor: "Şefik Bey el yazısıyla üzerine not düşmüş: 'İşbu delik ikamet ettiğim odanın önünde infilak eden bir İngiliz obüs mermisinin mezkûr odadan içeri girip duvarda asılı bulunan haritanın burasına çarptı.'" Bu bilgiyi öğrenince harita sizi adeta Şefik Bey'in oturduğu karargâha götürüyor... Oral: "Bir daha hiç dokunamayacağınız, tanışamayacağınız insanlardan bir iz, onlarla sohbet etmek gibi... Dünyevi zevklerin en güzeli bu tarihi belgelere dokunmak..."
Haberin DevamıHER YERİN GÜZELLİĞİNİ GÖRDÜM
Haluk Oral, 1957 yılında Sivas'ın Şarkışla ilçesinde Ordulu bir baba ile Sivaslı bir annenin üç çocuğundan ilki olarak doğuyor. Söze, "Nasıl bir evde dünyaya geldiğimi pek bilmiyorum" diye başlıyor: "Babam astsubaydı. Görev yeri Şarkışla olduğu için orada doğmuşum. Sonra da devamlı yer değiştirdik; Erzurum, İstanbul, Mudanya, Ilıca, Pasinler… İnsanlar genelde büyüdükleri yerin özelliklerini alırlar; benim bu şekilde özelliğini alabileceğim bir yer olmadı ama bunun zorluğunu da yaşamadım. Bütün astsubay aileleri için bu normaldi. Her yerin güzelliklerini yaşardık; Mudanya'da denize girer, Erzurum'da kızak kayardık."
Haberin DevamıÇOK KİTAP OKURDUK
Gittikleri her yerde değişmeyen ev alışkanlığı kitap okumak adeti oluyor: "Babam kitap okumaya çok meraklıydı. 1960'lı yıllar…Televizyon yok, o yok, bu yok… Biz de çok kitap okurduk. O günlerin en güzel faaliyetiydi. Kitap okumayı ilkokul birinci sınıftan itibaren çok sevdim. Okuma yazmayı öğrendiğim zaman birden bambaşka bir dünya önüme açıldı diye hissetmiştim; daha evvel bana hiçbir şey söylemeyen bir harf yığını birden benimle konuşmaya başladı. Elimize ne geçerse onu okurduk; çizgi romandan romana…"
SENE 1998 - Kızıyla
SÜPER GÜCÜM MATEMATİKTİ
Sevdiği bir diğer konu da matematikti: "Okuma yazma öğrendiğim zaman nasıl bir şeyler gözümün önünde açıldıysa matematik öğrendiğimde de aynı şeyi hissettim. Bilmece gibiydi. Bilmeceleri sınıftaki cüsseli arkadaşlarımdan önce cevaplayabilmem bana benim 'süper gücüm' gibi geliyordu." Aile, 1974 senesinde İstanbul'a yerleşiyor. Oral da 'süper gücü'nü mesleği edinmeye karar verip İstanbul Üniversitesi Matematik Bölümü'ne giriyor: "Niyetim matematikte en ilerisine gitmekti. Bunun için doktora yapmak, alana katkıda bulunmak lazım. Nazım Hikmet şiirinde 'Artık şarkı dinlemek değil, söylemek istiyorum' diyor ya… Ben de matematiğin şarkı dinleyeni değil besteleyeni olmak yoluna gittim. Fena da olmadı (gülüyor)!"
Haberin Devamı
SENE 1984 - Kanada
SOYUT DÜNYANIN FAYDALARI
Oral, Boğaziçi Üniversitesi'nde yüksek lisanstan sonra doktora için Kanada'ya gitti. Beş yıl sonunda bir yıl da ABD'de çalıştıktan sonra 1990'da Türkiye'ye döndü. Emekli olduğu 2010 senesine kadar Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı. Pek çok insan için 'sevimsiz' bir konu olan matematiğe bir ömür nasıl adanır Haluk Hoca, "Matematik kafası diye bir şey olduğuna inanmıyorum. Matematiğin sırrı okuduğunu anlayabilmektir" diye yanıtlıyor: "Çocukluğumda bütün hayal dünyam okuduklarımdı. Soyut dünyada büyüyünce matematikçi olmak daha kolaydı."

5