Müzisyen, besteci, yazar, yapımcı, yönetmen Mehmet Soyarslan... Seyirci hep mutlu son ister

Müzisyen, yapımcı, yönetmen, yazar Mehmet Soyarslan; onu hem Özen Film'in sahibi hem de 1960'lara damga vuran Apaşlar grubunun kurucusu, Cem Karaca'nın seslendirdiği 'Resimdeki Gözyaşları'nın bestecisi ve söz yazarı olarak tanıyoruz. "Bir gün belki hayattan, geçmişteki günlerden, bir teselli ararsın, bak o zaman resmime" diyerek eski resimleri açıp geçmiş günlere gidiyoruz...

1-Müzisyen, besteci, yazar, yapımcı, yönetmen Mehmet Soyarslan ile söyleşi için sahibi olduğu Özen Film'in Beyoğlu'ndaki ofisinde buluşuyoruz. İçeri gerçek bir Beyoğlu beyefendisi giriyor; hikâyesi de Beyoğlu'nda başlıyor... Mehmet Soyarslan, 1944 senesinde İstanbul'da İsmail ve Mediha Soyarslan çiftinin iki çocuğundan biri olarak dünyaya geliyor. Çocukluğunun ilk yılları askeri doktor babasının tayinleri sebebiyle önce Muğla'da, ardından Ankara'da geçiyor. Sonra Beyoğlu'nda Cennet Palas Apartmanı'na yerleşiyorlar. Meşhur komşuları var; Müzeyyen Senar, Selmi Andak...

Çocukken en büyük eğlence annesinin babası olan dedesinin işyeri... Dedesi Osman Sirman, Özen Film'in kurucularından, Taksim ve Sümer sinemalarının da işletmecisi: "Dedemin babası Mehmet Rauf Bey'ler Selanik'ten göç etmişler. 1930'larda, Selanik'te gördükleri sinemalardan esinle filmcilik yapmaya başlamışlar. Okul çıkışı sinemaya gider makine dairesinde oynardım. Film seyretmeyi severdim."

Haberin Devamı

Mehmet Soyarslan – Zeynep Bilgehan

1955'te Nişantaşı'ndaki İngiliz Erkek Lisesi'ne giriyor. Müzik dünyasına bu dönemde adım atıyor: "Tommy Steel diye bir gitaristin hayatını anlatan filmi izledikten sonra arkadaşım Nedim Demirelli ile gitara âşık olduk. Bir hoca bulduk, öğrendik. Yalçın Kaya Tümay ile tanışıp hemen bir grup kurduk. Başta evde çalıyorduk. Kendimize 'Şen Gençler' diyorduk. 1960'ta beraber 'Apaşlar' grubunu kurduk. 1961'de Caddebostan Amatör Orkestralar Yarışması'na çıktık ve müzik hayatım başladı."

SENE 1970ler- Erol Büyükburç, Cem Karaca, Mehmet Soyarslan, Yalçınkaya Tümay...

2-'BU MÜZİK NEDEN TÜRKÇE YAPILMIYOR'

Dünyada da 'rock' müziğin yayılmaya başladığı yıllar... Mehmet Bey, "İlk 'rock n roll' parçalarını söyleyen grup 'Bill Haley And His Comets'ti. Erol Büyükburç, İngilizce besteler yapıyordu. O zaman 'Kardeşim bu müzik neden Türkçe yapılmıyor' diye düşünüyordum. 1963'te eğitim için Almanya'ya gittim. Ekonomi okumak için üniversiteye başladım. İkinci senenin sonuna doğru çok sıkıldım. Türkiye'de gitar çalıyordum, grubum vardı, çevrem vardı... Memleketimi özlüyordum."

Haberin Devamı

3-İLK KONSER TECRÜBESİ: BİZ YOK YOK SEYİRCİ YUH YUH DİYORDU

Soyarslan, 1965 yılında bir gitar ve amplifikatörle Türkiye'ye dönüyor: "Apaşları yeniden kurduk. O sıralarda Beatles çıkmıştı; şarkıları fırtınalar estiriyordu. Derken bir gün Ahmet Tuzcuoğlu 'Tam size göre birini getireceğim' dedi. Boylu, poslu bir delikanlı geldi; Cem Karaca. Muhteşem bir ses, Cem'de ne aradıysak bulduk. 1967'nin Hürriyet Altın Mikrofon Yarışması'na hazırlanıyorduk. FİTAŞ'ta amatör gruplarla bir konser verdik. Ses sistemi berbat olduğundan 'Emrah' şarkısını 'yok yok' diye söylerken, izleyici 'yuh yuh' diyordu. Çok moral bozucuydu ama yılmadık."

4-ANADOLU ROCK SONRADAN DENDİ

Haberin Devamı

Hürriyet Altın Mikrofon Yarışması'nı kazanınca Anadolu turnesine katılıyorlar. Bu turne onlara popülarite kazandırıyor: "Anadolu rock kelimesi sonradan çıktı. Bizim zamanımızda 'Türkçe popüler' müzik denirdi. Dünyada Beatles varsa burada da biz varız! 'Kendi bestelerimizle neden dünya çapında olmayalım' diye hayıflanarak repertuvar oluşturduk. Bir Almanya turnesi oldu. Türk işçilerin olduğu şehirleri gezdik. İnsanlar müziğimizi anlıyor ve seviyordu. Müzikteki sözlerin çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyor ve buna çok dikkat ediyorduk. Ben şu anda bir sürü şarkı dinliyorum, birçoğu ne diyor anlamıyorum!" İlk plaklarını Altın Mikrofon basıyor.

Haberin Devamı

Sene 1968 - Bir Anadolu turnesi konserinde Cem Karaca ve Apaşlar

5-RESİMDEKİ GÖZYAŞLARI NASIL YAZILDI

Sonra Almanya'da bir Türk şirketi ile anlaşıyorlar. Bu dönemin parçalarından Resimdeki Gözyaşları'nın hikâyesi: "Ölüm olayını merak ediyordum; ölünce dünyadakilerle temas olacak mı Şarkıyı bunu düşünerek yazdım; 'Bir gün belki hayattan, geçmişteki günlerden, bir teselli ararsan bak o zaman resmime...' Bir ölünün ağzından sevgilisine sesleniyor ama bunu kimse anlamadı (gülüyor)! Şarkı bir aşk hikâyesi gibi dinlenildi. Cem muhteşem söyledi. Sonra 'Mehmet 100 yılın bestesini yapmış' demişti.' 1997'de Ağır Roman filmiyle yeniden popüler oldu. Dinlediğimde iyi ki yapmışım diyorum (duygulanıyor)."

Haberin Devamı

Sene 2003 - Cem Karaca ile...

6-SİNEMAYA DÖNÜŞ

Soyarslan, 1970 yılında sahne hayatını bırakıyor: "Cem'in sol gruplarca çok desteklendiği ve o tür parçalar istediği dönemdi ama ayrılık sebebimiz benden kaynaklandı. Şarkıları yapıyorduk ama o zamanlar Türkiye'de ne telif hakkı ne meslek birliği vardı. Dedem vefat edince, aile işi 'filmci' olduk. Tabii filmci olmak demek müziği ve söz yazarlığını bırakmak demek değil; projeler üretmeye devam ettim. Cem'le dostluğumuz sürdü."

Soyarslan son yıllarda Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM) Başkanı olarak da sinema için çalışıyor.

7-SALONDA SESSİZLİK İYİDİR ÖKSÜRÜK BAŞLARSA FİLM YATAR

Sinemacılık yılları nasıl geçmiş Soyarslan: "1970'lerden itibaren yurtdışından filmler getirdim, afişleri güzelleştirdim. İlgi çoktu. Halkın neleri beğeneceğine aşinaydım. Bir filmin ilk seansına girer seyircilerin arasında onların hissettiklerini hissetmeye çalışırdım. Salonda sessizlik iyiye işaretti. 'Seyirci ilgiyle izliyor' derdik ama öksürük sesleri başlarsa o zaman iş kötüye gidiyor demekti. Antraktta dışarı çıkanların bir kısmı gelmezse 'Eyvah, bu film yattı!' derdik. Salonda güçlü kahkaha koptu mu ya da alkış yükseldi mi nasıl keyiflenirdik, bilemezsiniz..."