Köklü şirketlerin duayen yöneticisi Cem Kozlu'ya sorduk: Yapay zekâdan CEO olur mu

Halı üzerinde hayal kurarak yüzmeyi öğrendiği bir çocukluktan yerli ve uluslararası kurumlarda geçen yarım yüzyıllık yöneticilik serüvenine... İş dünyasının duayen isimlerinden Cem Kozlu ile Remzi Kitabevi tarafından yayımlanan son kitabı 'Sandima Tableti' vesilesiyle buluştuk. Hem eski albümleri karıştırdık hem bugünün meselelerini konuştuk. Kozlu, "Yapay zekânın şekillendireceği dünyadaki bilinmez çok. Amerika'yı keşfe çıkan Columbus'un işi bizimkinden kolaydı" diyor.

1-Cem Kozlu, iş dünyasının yakından tanıdığı bir isim; Komili'den Türk Hava Yolları'na Coca-Cola'dan halen yürüttüğü Koç Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı'na uzanan 50 yılı aşan deneyimiyle Türkiye'nin duayen profesyonel yöneticilerinden. Kurumsal hayat üzerinde çok sayıda eseri var. Remzi Kitabevi tarafından basılan 'Sandima Tableti' ise onu bir roman yazarı olarak okurun karşısına çıkardı. Önce kendi hikâyesini dinleyelim...

Cem Kozlu - Zeynep Bilgehan

İLK RÖNTGEN PROFESÖRÜ DEDE

Cem Kozlu, 1946 yılında Emel ve Mehmet Bülent Kozlu'nun iki çocuğundan ilki olarak İstanbul'da doğuyor. Aile geçmişi, üzerine daha çok kitap yazabilecek kadar hareketli. Nitekim dedesinin hikâyesini 2022 yılında 'Bir Tıp Şehidi Selahattin Mehmet Erk' adıyla kitaplaştırdı. Erk, Türkiye'nin ilk röntgen profesörlerinden. Tıbbiyedeki öğrenciliği Birinci Dünya Savaşı nedeniyle sekteye uğruyor; 1915'te Çanakkale cephesine gönderiliyor. 1916'da okulunu bitirip 'röntgen mütehassısı' olarak Balkanlar ve Filistin cephelerinde bulunuyor. 1921'de ihtisas için Viyana'ya gidiyor. Dönüşte Cumhuriyet'in ilk profesörlerinden biri oluyor... Radyasyon ışınlarının zararları o dönem henüz keşfedilmemiş olduğundan 1951 yılında 57 yaşında hayatını kaybediyor...

Haberin Devamı

SENE 1951 - Yaş 5

2-GÖZLERİNİ KAPA VE HAYAL ET...

Cem Kozlu'nun çocukluğu Kalamış'ta geçiyor. İlk dersleri babasından alıyor: "Dört yaşımdayken sarı, yün bir mayo hediye geldi. Her gece o mayoyla uyuyordum. Sonunda babam 'Yat halının üzerine. Gözlerini kapa ve iskelenin ucundan kendini denize bırak" diyerek yüzme tekniklerini bana halı üstünde öğretti. Bütün kışı denizde yüzdüğümü hayal ederek geçirdim. Yaz gelince denize atladım ve yüzdüm. Her şey hep bir hayalle başlıyor ama sadece hayal edersen, hayalci biri olur kalırsın. O hayali bir meraka, araştırmaya, sorgulamaya dönüştürmek lazım."

Haberin Devamı

SENE 1995 - TBMM seçimleri günü

3-İPLERİ BIRAKMAYACAKSIN HAZIRLIKLI OLACAKSIN

Peki hayaller nasıl gerçekleşecek Yöntemi yine deniz üstünde öğreniyor: "Babam küçük bir sandalı laboratuvar gibi kullandı; yapımını nasıl planlayacağız, kürekler nerede olacak... Disiplini öğrendik; ipleri hiçbir zaman ortada bırakamayacaksın, biri denize düşerse nerede olacağını bileceksin. Her şey bir sonraki krize hazırlık..." Babasının hayatı da dalgalıymış. Kendi babası genç yaşta vefat edince erken yaşta çalışmaya başlamış. Memur olarak girdiği İş Bankası'nda genel müdür yardımcılığına kadar yükselmiş.

SENE 1990 - Eşi ve çocuklarıyla

4-İLK YÖNETİCİLİK TECRÜBESİ: ROKET KULÜBÜ

Haberin Devamı

Cem Bey'in çocukluk yıllarına dönersek... Aile, baba Bülent Bey'in görevi sebebiyle Ankara'ya taşınıyor. Kozlu, TED Ankara Koleji'nde okuyor. Ortaokul ve lise yıllarını ise yatılı olarak Robert Kolej'de geçiriyor: "İlk yöneticilik tecrübem okul kulüplerindeydi. 1950'li yıllarda Sputnik uzaya atılmıştı. Bundan etkilenerek bir Roket Kulübü kurmuştuk. Atölyeden demir borular kestirdik, kibrit uçlarıyla fitiller yaptık, denedik, denedik... Cem Karaca da bizim kulüpteydi. Roket başarılı olmayınca model uçak kulübü kurduk. Roket uçuramadık ama uçak uçurduk! Robert yıllarım bana inisiyatif kullanıp atılım yapmayı öğretti."

5-YA KÜFREDEREK ÇALIŞACAK YA PÜF NOKTASINI ÖĞRENECEKTİM

Haberin Devamı

Hayali doktorluk ama kan gördüğünde bayılınca yön değişiyor. ABD'de Denison Üniversitesi Ekonomi Bölümü'ne giriyor: "İkinci sınıfta babamın ölüm haberi geldi. Bursla okuyordum. Yemekhanede garson olarak çalışıyordum. Babamın vefatı maddi açıdan bir darbeydi. Çalıştığım saatler arttı. Bu da hayatımda dönüm noktası oldu; ya hayata küsüp işimi küfrederek yapacaktım ya da işin püf noktasını bulmaya çalışacaktım. Fark yaratınca beni baş garson yaptılar; yöneticiliği öğrendim, görünür oldum."

SENE 1985 - Amerika yılları

6-YAPTIĞINIZ İŞİ SEVİN

Bu iş ona başka kapıları açmış: "Rektör seçim komitesinde öğrenci temsilcisi olarak Stanford Üniversitesi Dekanı Joel Smith'i seçtik. Aynı yıl yüksek lisansım için Stanford Üniversitesi'ne kabul edilmiştim ama bursa ihtiyacım vardı. Dekanı arayıp yardım istedim. Bana iş buldular. Garsonluk yapmamış olsam bu imkân olmayacaktı. Gençlere 'Sevdiğiniz işi yapın' denmesine itiraz ediyorum. Yaptığınız işi sevmeye çalışın; 'Bunu daha iyi nasıl yaparım' dediğinizde öğrenir, fark yarattığınızda yaptığınız işi de daha çok seversiniz."

Haberin Devamı

SENE 1998 - Avrasya Maratonu'nda dönemin İstanbul Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan ile

BAŞARI TAKIM OYUNUDUR

Kozlu, altı yıl yurtdışında global şirketlerde çalıştıktan sonra Türkiye'ye döndü. Komili, Türk Hava Yolları, Coca Cola gibi köklü kurumlarda 50 yılı aşkın süre yöneticilik yaptı. Tecrübeleri aktardığı ilk kitabı 'Liderin Takım Çantası' 2009 yılında yayımlandı. Bugün 22. basımda... Liderin takım çantası değişti mi Lider kimdir Kozlu: "İyi bir yönetici ve liderin takip etmesi gereken verinin elde edilmesi, analiz, plan oluşturma, karar alma süreçleri aynı. Her yönetici lider olmayabilir ama her lider de iyi yönetici değil. Liderin özelliği görev tarifinin ötesine taşıyabilmesi, kendisinden beklenenlerden farklı ve fazla hedeflere koşabilmesidir. Başarı çoğu kez takım oyunudur."