Kayseri'deyiz… Erciyes Dağı bu kış, sezonun açıldığı 18 Aralık'tan beri 3 milyon ziyaretçiyi ağırlayarak bir rekora imza attı. Bu vesileyle Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç'ın kapısını çaldık; hayata bir köy çocuğu olarak başlayıp nöroloji doktoru olmasına ve 30 yılı aşan siyaset tecrübesine, hikâyesini dinledik…
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç siyasette, özellikle de yerel yönetim konusunda Türkiye'nin 'duayen' isimlerinden biri… 1995 seçimlerinde Kayseri milletvekili olarak başladığı siyaset maratonunda, 1999-2019 arası dört dönem Melikgazi Belediye Başkanlığı yaptıktan sonra 2019'dan beri Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor… 30 yılı aşkın süredir siyasette; hem bir 'ağabey' konumunda hem de enerjisiyle 'Atom karınca' lakabıyla anılıyor. Büyükkılıç, "Siyasetin genci yaşlısı olmaz, deneyimlisi olur" diye başlıyor söze: "Deneyim gençler için bedavaya alınan bir değerdir. Yaş, pozisyon, kıyafetin güzelliği... Bunların hepsi geçicidir. Önemli olan kişiliktir. Kendini genç hisseden bir başkan olarak gençlere önerilerim bunlar." Peki kendisi hangi yollardan geçmiş
Haberin DevamıMemduh Büyükkılıç, 1953 yılında Kayseri'nin Develi ilçesine bağlı Şıhlı Köyü'nde doğuyor: "Bir köy çocuğu olarak doğmuşuz. Altı ağabeyim, iki ablam var. En şirinleri, en küçükleri benim (gülüyor)… Benden önce yokluktan vefat etmiş dört kardeş var. Rahmetli babam esnaftı. Toptan bakkaliyeyle uğraşırdı. Köy şartlarında yeri geldi tarlada çalıştık, yük indirdik kaldırdık… Şimdi 'seyyar yasak' diyoruz ama Develi'de seyyar satıcılığım bile vardır, sebze satardım."
Küçük yaşta çalışınca hayatı erken yaşta öğrenmiş: "Kazanarak harcamanın kıymetini biliyorsunuz; savurgan olmuyorsunuz, tasarruflu oluyorsunuz… Bu 'cimrilik' değil. Kayserimizle ilgili bazen olumsuz, yanlış paylaşımda bulunuyorlar. Kayserili helalinden kazanır, helalinden harcar. Gereksiz yere para harcamayı sevmez. Hayırseverliğiyle ön plana çıkar; yeri geldiğinde yüzlerce milyon harcayarak okul, sağlık ocağı yaptırır… Kolay bulan kolay harcar, kolay kaybeder. Halbuki zor bulan kadir kıymet bilir."
Haberin Devamı'BELEDİYECİLİĞİN PROFESÖRÜ'
Çevresi, 'Belediyeciliğin profesörü' diye takılıyormuş. Tıpta kalsaydı bu zamana profesör olurdu. Büyükkılıç: "Akademiyi önemsedim ama mülakatlarda siyasi duruşumuzdan bizi kabullenmediler. Bunun istismar edilmesinden hoşlanan insanlar değiliz. Devleti yönetenlerin hatalarını devlete mal edemeyiz. Kişisel hatalardır... Şimdiye bakıp kıymet bilmeliyiz."
BOŞLUK SIKINTI GETİRİR
Büyükkılıç, "Aile bütün çocuklar okusun diye gayret etti. Ağabeyimin biri öğretmen, biri üniversitede öğretim üyesi, birisi avukat noter, biri esnaftı… Ana, babamın okuma yazması yoktu. 'Ümmi' diye nitelendirilen mantıkla yetişmişler. Babamın mezuniyeti yok, kendi ihtiyacı kadarını bilirdi" diye devam ediyor: "Biz boş vakit bulamadık ki şımaralım, yanlış işlere eğilim gösterelim. Boşluk her zaman sıkıntı getirir. Vaktinizin, hayatınızdaki değerlerin kıymetini varken bileceksiniz, kaybedince değil… Kimseye haset etmedik, dedikoduya hiçbir zaman vakit bulmadık, sevmeyiz de. Rahmetli annem hep anlatılan bir 'Osmanlı kadını' gibi, bir mürebbiye gibi hep eğitici, terbiye edici bir roldeydi. Başkalarının aleyhinde konuşturtmazdı, didişmeye asla müsaade etmezdi."
Haberin DevamıSAĞDUYUYLA OLAYLARI ATLATTIK
Kayseri İmam Hatip Okulu'nu bitirdikten sonra lise son sınıfı Bornova'daki Suphi Koyuncu Lisesi'nde bitiriyor. Büyükkılıç, "İzmir'in ufuklu çocuklarının içinde bir köy çocuğu olarak başarımla öğretmenlerin gözdesiydim" diyor. Annesi doktor olmasını istiyor. Yüksek bir puanla Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne giriyor: "12 Eylül öncesi şiddetin kol gezdiği, eğitimin sabote edildiği, gençlerin sağ-sol diye provoke edildiği günlerde derslere bağlanmamız sayesinde sağduyuyla olaylardan uzak kaldık, korunduk."
İLK SİYASİ TECRÜBE: ÖZAL'IN KAMPANYASI
Toplumsal meselelere ilgisi üniversitede başlamış: "Milli Türk Talebe Birliği'ndeydim. Şiddeti tasvip etmeyen, değerlerine, bayrağına bağlı bir anlayışla, siyasi eğilimim Erbakan Hoca'ya yakındı. Devletimizi, vatanımızı muhafazakâr bir anlayışla ama geleceğe ümitle bakan, ufuklu, modern yaklaşımla yol alan bir yapımız var. Üstat Necip Fazıl'dan etkilenirdik. Rahmetli Özal, 1977'de 'milattan önceki parti (gülüyor)' Milli Selamet Partisi'nin İzmir adayıydı. İki ay seçim kampanyasında çalıştım. Seçilemeyince üzüldük. Özal, ancak 12 Eylül'den sonra değer buldu."
Haberin DevamıBEYİN SEVİLMEZ Mİ!
Bu ilk teşebbüsten sonra kendini tıp alanına vermiş: "1979'da okulu bitirdim. Kayserili bir ağabeyimiz olan Prof. Ahmet Satoğlu'nun etkisiyle uzmanlık alanı olarak 'nöroloji'yi seçtim. Beyin konusunu da sevdim, beyin sevilmez mi! Tıbbın her alanı güzeldir, yeter ki işinizi sevin… Şimdi teknoloji çok gelişti. Bu da hekimlerin, hastayı fazla dinlemeden hemen elektronik tetkiklere yollamasına sebep oluyor. Oysa lüzumsuz tetkiklerin hem vatandaşa hem ülkeye bedeli var. Gençler de hastayla muhatap olmayacakları alanları seçiyor. Sağlıkla ilgili didişmeler onları korkutuyor. Bizim zamanımızda biz daha çok risk göğüsleyen bir yapıdaydık. Tetkikler pahalıydı, ulaşılamıyordu… O yüzden hastaları daha uzun dinliyorduk."
Haberin DevamıZORLUKLARI GÖĞÜSLEYEREK YOL ALDIK
Bugün siyaset daha zor mu Yanıtı: "Biz zorlukları göğüsleyerek yol aldık. Şimdi beklentisi olanlar çoğaldı. Beklentiler karşılanamayınca dostluklar mesafeye dönüyor. Bunlar siyasetin doğasındadır. Çoğu şeyi duyarım, bilirim, bilmemiş gibi davranırım. Beni diri tutan hizmet ve milletin bana olan sıcaklığıdır."

10