Çocukluktan itibaren gözü hep yükseklerde; havacılığa meraklı. Annesinin 'Hayallerin peşinden koşma' tembihini dinlemeyip İTÜ'nün ilk uzay mühendisliği mezunlarından, ilk sanayi robotunu geliştiren isimlerden biri oluyor. Geçen ay pistte ilk taksisini yapan milli muharip uçağımız KAAN'ın iniş takımları ile HÜRJET ve MİLGEM sistemlerine projeler tasarlayan Hakan Altınay'la hem kendi hikâyesini hem savunma sanayisindeki dönüşümü konuştuk.
1-Keşke hiç olmasa ama savaşlar insanlığın başından itibaren dünyanın bir gerçeği... Bugün de Türkiye Cumhuriyeti'ne kavuşmamızı sağlayan Kurtuluş Savaşımızın nihayete erdiği 30 Ağustos Zafer Bayramı. Bir asırda topla, tankla, süvarilerle yapılan savaşlardan dünyanın bir ucundan ötekine atılan füzeler ve nokta atışı stratejilerle savaşılan bir döneme geldik. Savunma, siyaset üstü bir mesele. Bu alanda yapılan çalışmalar da kamuoyu tarafından büyük ilgi görüyor.
Hakan Altınay
İNİŞ TAKIMLARININ YAPILDIĞI YERDEYİZ
Türkiye'nin Milli Muharip Uçağı KAAN'ın yeni prototipi, ilk taksi testini geçen ay başarıyla gerçekleştirdi. Uçağın iniş takımlarının yapıldığı yerleşkedeyiz... Yanımızda Hakan Altınay var. Kurucusu olduğu Altınay Teknoloji Grubu, TUSAŞ ortaklığındaki KAAN başta olmak üzere HÜRJET, HÜRKUŞ ve GÖKBEY gibi yerli hava araçlarının iniş takımları, uçuş kontrol eyleyicileri ve kritik mekanik sistemlerini geliştiriyor. Ayrıca MİLGEM kapsamında Kuşkapanı Helikopter Yakalama ve Transfer Helikopter Yakıt İkmal Sistemlerini yerlileştirmişler. ALTAY Tankı ve zırhlı araçlar, insansız sistemler alanında DASAL iştirakiyle İHA ve SİHA'lara otonomi, kargo ve keşif teknolojileri üretiyorlar.
Haberin Devamı2-MAHALLENİN SAVUNMASI 'YER KARTALLARI'
Önce kendi hikâyesini öğrenelim. Hakan Altınay, 1964 yılında tekstil işiyle uğraşan bir baba ile ev hanımı bir annenin iki çocuğundan biri olarak İstanbul'da dünyaya geliyor. Altı yaşında annesiyle Yakacık'taki dede evine taşınıyorlar. Gözü hep göklerde: "Bilgiye, bilime, elektronik ve mekaniğe meraklıydım. Çocuklukta lakabım 'Bilgin Hakan'dı. 1974'te Kıbrıs Harekâtı olduğunda 9-10 yaşlarındaydım. Bende büyük etkisi oldu. Mahallemizi olası bir düşman istilasından korumak için arkadaşlarla 'Yer Kartalları' diye bir örgüt kurmuştuk. 15 yaşımda, iki hafta Türk Silahlı Kuvvetleri'nden model uçak eğitimi aldım. Lise yıllarımda hem okudum hem çalıştım. Boş zamanlarımda nükleer fizik kitapları okuyordum. 1984 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü'ne girdim."
Haberin DevamıTürkiye'nin Milli Muharip Uçağı KAAN'ın yeni prototipi, ilk taksi testini geçen ay başarıyla gerçekleştirdi.
3-GELECEK GÖKYÜZÜNDE
O sırada dünya değişmekte. Türkiye haberleşme ve yayın uyduları satın alıp yörüngeye yerleştiriyor. Gelecek uzayda, dolayısıyla uzaydan anlayacak mühendislere ihtiyaç var. Başbakan Turgut Özal, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde (İTÜ) 1983 yılında Uzay ve Uçak Bilimleri Fakültesi'ni kuruyor. Altınay yeniden sınava giriyor ve 1986 yılında bölümün ilk 28 öğrencisinden biri oluyor: "Beni en çok etkileyen evrenin uçsuz bucaksızlığıydı. Bir uyduyu 36 bin kilometre uzağa yerleştirip dünya ile aynı hızda dönmesini sağlıyorsunuz. Bunlar insanı gelecekle ilgili araştırmaya sevk eden konular. Atmosfer dışında yapılabilecek çok büyük teknolojik yenilikler var. Yeni ilaçlardan haberleşmeye kadar pek çok alan buna bağlı. Güvenlik, haberleşme, tarım... Hepsi için farklı görevleri olan uydular var. Müthiş bir alan."
Haberin Devamı4-İLK ROBOTUN İLK GÖREVİ: DİPLOMA DAĞITMAK
Dört yıllık eğitimin ardından mezun olabilen dört kişiden biri oluyor. Hocası Prof. Turgut Berat Karyot'un önerisiyle bitirme tezini de o dönem için yeni olan bir alanda yapıyor: Robotik. Uykusuz geceler sonunda bir sanayi robotu geliştiriyor. Robotun başarısı ilk görev yerinde tasdik ediliyor; mezuniyet töreninde diplomaları hocalardan alıp öğrencilere veriyor! Altınay akademide kalıyor. Bir gün: "Beni Ankara'dan Maliye ve Gümrük Bakanı Adnan Kahveci çağırdı. TBMM'ye gittiğimde herkesin yaptığım robottan haberdar olduğunu gördüm. Sayın Kahveci bana, 'Robot endüstrisi çok önemli olacak. Türkiye'de kalırsan elimdeki bütün imkânlarla seni desteklemeye çalışacağım. Senin gibi bilgisi olan ama kaynağı olmayan insanlar için bir teknopark kuruyoruz' dedi."
Haberin Devamı5-'BİLGİ PARADAN BÜYÜKTÜR'
Altınay, Türkiye'nin ilk teknoparklarından İTÜ-TEKMER'de bir AR-GE şirketi kurdu. Teknoparkta ne yapılır Yanıtı: "Akademik bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi ürüne, ürünü de sanayiye dönüştürmek. Dünyadaki pek çok teknoloji şirketi üniversitelerin teknoloji merkezlerinde doğdu. Bugün Silikon Vadisi dediğimiz yapı bunun en güçlü örneklerinden." Şirket, 33 yıl önce Türkiye'nin ilk sanayi robotunu üretmiş: "1990'larda gelecek hayallerinize sizin kadar inanan insanların sayısı azdı. Gelişmiş toplumlarda geleceğe yatırım yapılabiliyor. Bilgi paradan büyüktür. En önemli unsur da yetenekli insanlara yatırım yapmaktır."
Hakan Altınay – Zeynep Bilgehan
Haberin DevamıSAVUNMA ALANINA NEDEN ÇOK İLGİ VAR
Ne değişti de bugün savunma sanayisindeki atılımları daha çok konuşuyoruz Altınay, "Geçmişte yurtdışından ithal ettiğimiz birçok teknolojiyi bugün bu ülkenin çocuklarıyla geliştirip Türkiye'de üretiyoruz" diye yanıtlıyor: "1974'te Türkiye Kıbrıs Barış Harekâtı'nı yaşarken şunu gördü; vergilerimizle alınmış bir savunma ürününü o ürünün teknolojik altyapısı sizde değilse kullanamayabiliyorsunuz. 100 milyon dolarlık bir savunma aracını bin dolarlık bir yedek parçaya sahip olamadığınız için kullanamaz duruma gelebiliyorsunuz. Türkiye, rahmetli Özal'ın kurmuş olduğu Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile yeni bir döneme girdi. Daha önce sistem veya platformları hazır halde alır kullanırdık. Son 20 yılda en büyük değişim bu sistemleri üretmeye, bileşenlerini geliştirmeye başladık. Kaynaklar artık yurtdışına harcanmıyor. İçeriye yatırım yapılıyor. Bugün savunma endüstrisinde 100 bine yakın insan projeler içinde çalışıyor."
ROBOTLARLA 80 BİN TON MÜHİMMAT BERTARAF ETTİK
Sanayi robotlarından savunma sanayisine girişleri: "2005 yılında NATO kapsamında bir projeye başvurduk; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterindeki artık kullanılmayan mühimmatların güvenli şekilde sökülmesi işi. Daha önce bu mühimmatlar ya patlatılıyor ya gömülüyor ya da denize atılıyordu. 1997 yılında alınan kararla bunların hem ekonomiye kazandırılması hem de çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesi hedeflenmişti. Robot teknolojisini kullanarak insanın doğrudan müdahil olmadığı söküm sistemleri ve tesisleri tasarladık. Mayınlardan havan mermilerine, top mermilerinden tank mühimmatına kadar 80 bin tonluk mühimmat bertaraf edildi. Farklı projelerin de gelmesiyle savunma alanında robot teknolojisini etkin kullanan sistemler geliştiren bir Türk şirketi haline geldik."

29