Sezonun popüler oyunlarında hep onun imzası var; Don Kişot, Amadeus, Bulaşıkçılar, Aşk Biter Mi… Lise yıllarından itibaren sahne arkasında. Biletleri tükenen oyunlarından hiçbirini de seyretmemiş! Kariyerinde 50. yılını geride bırakan tiyatromuzun usta yönetmen-rejisörü Işıl Kasapoğlu ile hem eski albümleri karıştırdık hem tiyatronun dününü bugününü konuştuk...
1- IŞIL Kasapoğlu'nun en zor cevapladığı ilk soru oluyor; şu anda kaç şehirde, hangi yapımların altında imzanız var Başlıyor saymaya: "Bu sezon başlayan Don Kişot, yedinci sezonunda olan Amadeus, Bulaşıkçılar, Aşk Biter Mi, Hamlet var, Barda oynadı ve durdu, Semaver Kumpanya'da Nasreddin Hoca oynuyor, Bursa'da çocuk oyunum var, Ankara'da Cimri vardı; biletleri sürekli tükenerek oynadı. Şu an sanırım yedi sekiz oyunum birden oynuyor." Bu nasıl olabilir Hepsine nasıl yetişiyor Kasapoğlu gülerek, "Hayatımda hiçbir oyunumu seyretmedim" diye yanıtlıyor: "En son genel provada seyrediyorum. Prömiyeri bile seyretmiyorum. Sürekli ayağa fırlayıp 'Hayır, o öyle değildi!' diye burnumu soktuğumu fark edince vazgeçtim (gülüyor). Seyirciye teslim ediyorum; onlar büyütüyor…"
Haberin Devamı"ANLATACAĞIM ŞEYLER OLMALI"
Kasapoğlu'nun bu yıl meslek hayatındaki 50. yılı. Yıllarca Şehir Tiyatroları'na, Devlet Tiyatroları'na katkı verdi; Semaver Kumpanya, İzmit Tiyatrosu, İşsanat Çocuk Tiyatrosu ve Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu'nu kurdu. Afife Ödülleri'nden İKSV Onur Ödülü'ne sayısız ödülün sahibi… Bütün oyunlarının biletleri tükeniyor. Bu ilginin sebebi nedir Işıl Bey, "Meselelerimizi tiyatroyla o kadar güzel anlatabiliyoruz ki" diye yanıtlıyor: "Ancak tiyatroyu ikiye ayırmalıyız: eğlendiren ticari tiyatro ve bir şeyler anlatmak için yapılan kamusal tiyatro. Ben hep 'Anlatacağım bir şeyler olmalı' dedim. Tüm oyunlarımda günümüz meselelerinden bahseden tiyatro yapmaya çalışıyorum. Dünyanın değişmesine ufak da olsa katkıda bulunmak için uğraşıyorum. Tiyatronun kendisi zaten bir muhalefettir ama ille sağa, sola veya bir yere değil, yürümeyen her şeye muhalefettir. Bugüne kadar 170 oyun yapmışım. Hâlâ da bir şeyler anlatabilmek için uğraşıyorum."
2- DAİMİ YATILI ÖĞRENCİLİK
Her şey nasıl başlamış Sahneyi başa alalım! Işıl Kasapoğlu, 1954 yılında İzmir'de ticaretle uğraşan bir baba ile gazeteci bir annenin üç çocuğundan ilki olarak dünyaya geliyor. Kitaplar, öyküler yazan, dergiler çıkaran annesi Türkan Kasapoğlu'nun teşvikiyle ilkokuldan itibaren Balzac, Dostoyevski, Tolstoy gibi klasikleri okuyor. Her hafta annesiyle Devlet Tiyatrosu'na oyun izlemeye gidiyor. Ortaokula Saint-Joseph Lisesi'nde başladıktan sonra yedinci sınıftan sonra daimi yatılı olarak Galatasaray Lisesi'ne geliyor.
Haberin Devamı3- İLK İŞİM: MIZRAKÇILIK
Kasapoğlu, "Hayatı Galatasaray Lisesi'nde öğrendim" diye anlatıyor: "Okul Beyoğlu'nda olduğundan yaşamla iç içeydim. Neredeyse sokakta büyüdük. Okula girer girmez de başta Albert Camus'nun 'Yabancı'sı, bütün yazarları okuduk. Tiyatroda Haldun Taner'i takip ederdik. Hemen tiyatro koluna girdim. Oyunculuk hiç düşünmedim. Daha o dönemde dramaturg olmayı kafama koydum; oyunları yorumlamayı, onları sahneye koymayı, yönetmenliği sevdim. Lise son sınıfta Şehir Tiyatroları'nda figüranlık yapmaya başladım. Beklan Algan'ın asistanı oldum. İlk maaşımı 1974'te Şehir Tiyatroları'ndan aldım. Profesyonel anlamda tiyatroculuğum mızrak tutarak başladı!"
Haberin DevamıSENE 1974 - Galatasaray Lisesi'nde Yaprak Dökümü oyunu
4-İSTANBUL'DA KÜLTÜR SANAT
Ankara Üniversitesi Dramaturji Bölümü'ne giriyor. Ancak İstanbul'u bırakmaya gönlü elvermiyor, çünkü: "İstanbul'da kurduğum İşçi Tiyatrosu'nda amatör tiyatro yapıyordum. Şehir Tiyatroları da devam ediyordu. Yeniden sınava girdim. Bir yıl İstanbul'da endüstri tasarımı okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazandım. Bu sırada üyesi olduğum Sinematek'te Onat Kutlar'la tanıştım. Onun teklifiyle gazetelere sanat haberleri yapmaya başladım. Etrafımızda Yaşar Kemal, Abidin Dino, Yılmaz Güney gibi isimler vardı. Hepsinden çok beslendim."
5-KAMYON KAMYON DEKOR TAŞIDIM
Haberin DevamıSene 1978 olduğunda bir kültür bursuyla Paris'e gidiyor. Sorbonne Üniversitesi'nin Tiyatro Bölümü'ne yazılıyor. Işıl Bey, "Seni oyuncu değil tiyatrocu olarak yetiştiriyordu; dramaturji de öğreniyorsun, tiyatro tarihi de…" diyor: "Tiyatro dramaturguyla, müzisyeniyle, ışıkçısıyla, kostümcüsü, dekorcusuyla bir bütündür. Bizde bu çok anlaşılmıyor; Türkiye'de herkes oyuncu olmak istediği için yıllarca ışıkçı yetişmedi. Paris'te ünlü tiyatro kuramcılarının öğrencisi oldum. Kendime ustalar buldum. Liseden itibaren kendi paramı kazanıyordum; kantinde çalıştım, tercümanlık, Fransızca rehberlik yaptım, Anadolu'da turist gezdirdim. Fransa'da da yönetmenlere asistanlık yapıp tiyatrolarda çalışıyordum; sahneye dekor indiriyordum, kamyon boşaltıyordum…"
Haberin Devamı6-IŞIK BİLMEDEN YÖNETMEN OLUNMAZ
Kasapoğlu, "Yıllarca Mehmet Ulusoy'a asistanlık yaptım, ondan çok şey öğrendim" diye devam ediyor: "Işıkları, sesi ben yapıyordum. Bütün bunları bilmeden yönetmenlik yapabileceğini düşünmüyordum. Işığın sanatını hâlâ bilirim. 1982'de kendi tiyatromu kurdum. Yönetmenliğimi geliştirsin diye bir yıl Paris Konservatuvarı'nda oyunculuk eğitimi aldım. Tiyatroyu kurmak için otomobilimi, televizyonumu satmıştım ama iyi işler sahneye koyarsam devletten destek alabileceğimi biliyordum. İki sene sonunda destek almakla kalmadık sahneye koyduğumuz yapımlarla başka ülkelerde Fransa'yı temsil ettik."

4