Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Emekliler başımızın tacı" açıklamasıyla işaretini verdiği emekli zammı için formüller havada uçuşuyor.
18 milyon emeklinin olduğu, EYT gibi bir düzenleme ile ayarları iyice bozulan bir sosyal güvenlik sisteminde bu kadar insanı memnun edecek formül bulmak gerçekten zor.
1996'da Refah-Yol hükümeti döneminde benzer bir kriz yaşanmış; dönemin hükümeti bütün emeklileri kapsayan iki zamla soruna neşteri vurmuştu. Temmuz'da yapılan yüzde 50, Ocak 1997'de yapılan yüzde 30'luk zamlarla emeklinin gönlü alınmıştı.
30 yıl sonra emekli bir kez daha ve yine hükümetten kendisine rahat bir nefes aldıracak zam bekliyor. Tamam emekli sayısı ve Türkiye'nin şartları 1996 ile aynı değil.
Ancak en düşük işçi ve Bağ-Kur emeklisinin 23 bin 522 lira, en düşük memur emeklisinin 31 bin 527 lira maaş aldığı düşünüldüğünde; hiçbir bahanenin emekliye ikna edemeyeceği de bir gerçek. Emekli ay sonuna getirmekte fena halde zorlanıyor. Ve artık bahane duymak istemiyor.
Bu durumda uzun uzun formüller aramaya gerek yok. Bütün emeklileri yüzde yüz memnun etmese de; yeni tartışma ve ayrılıkları körüklemeyecek, sosyal güvenlik sisteminin zaten hassas olan ayarlarını daha da bozmayacak formül belli.
Ocak 2027'de emeklinin 6 aylık enflasyon farkı ortalama yüzde 10 olacak gibi görünüyor.
Bunun üstüne herkese eşit bir seyyanen zam ve yine herkese eşit bir refah payı eklenirse, emekli rahat bir nefes alır. Bütçe imkanları doğrultusunda yapılacak böyle bir artışa kimse de itiraz etmez. Çünkü sosyal adaleti sağlamak noktasında atılacak en hakkaniyetle adım bu olur. Emekli yıllardır sabretti. Bu zammı da sonuna kadar hak etti.
Sarıgül'ü tanımayanlar
Siyasetin yazılı olmayan kuralları acımasızdır.
Kurtlukta düşeni yemek nasıl kuralsa siyasette de durum aynıdır.
1980'li yıllardan itibaren SHP-DSP-CHP-Yeni Parti çizgisinde herkesle yolu bir şekilde kesişen Mustafa Sarıgül'ü bugün tanımayan, görmezden gelen "Bizimle bir ilişkisi bulunmamaktadır" diye açıklama yapanları ibretle ve hayretle izliyoruz!

11