Yolsuzluk artık fabrika ayarımız

Normal şartlarda yolsuzluğun 'istisnai' olması gerekirdi. Gerçekleştiğini işittiğimizde hepimizin "Aaa!", "Hayret!", "Vay anasını!", "Acayip!" gibi ünlemlerle mukabele edeceğimiz, bir yoldan çıkma, şaşırma, sapıtma hali olarak göreceğimiz bir durum.

"Eskiden böyle değildi" diyemiyorum çünkü artık 'eski' dediğimiz şeye de o kadar güvenmiyorum.

Ama sadece kendi zaviyemden bakarak, yolsuzluğun bu derece normal olmadığını düşündüğümüz zamanlar olmuştu diyebilirim.

İngilizce'de 'default' diye bir kelime var. Bilgisayarlarla yaşamaya başladıktan sonra tanımaya başladığımız bir kelime. 'Varsayılan' anlamına geliyor. Başka anlamları da var ama şu anda bizi ilgilendiren anlamı bu: Varsayılan.

Eğer isterseniz verili durum, fabrika ayarı, tabii hal. Ya da 'normal şartlar' olduğunu varsaydığımız durumun yerine geçen şu andaki 'normal şartlar.'

Yerçekimi gibi, deniz seviyesindeki hava basıncı gibi yaratılışla çelişmeyen haller olduğunu söyleyebilir miyiz

Söyleyemeyiz.

Onların yerine geçen ve artık kanıksadığımız, mevcudiyetini tabii görmeye başladığımız bir durum.

(Küresel ısınma veya ozon tabakasının delinmesi gibi insanın yeryüzünü ve gökyüzünü ifsat etmesinin sonucu olan hadiselere benzetilebilir.)

Dijitalleşmenin hayatımızın bütün alanlarını kuşatmasına da benzetilebilir. Eskiden yoktu, şimdi hayatın gerçeği haline geldi, eksildiği zaman 'internet yok', 'sosyal medya yok', şu yok, bu yok diye isyan ediyoruz.

Yolsuzluk da hayatın bir gerçeği haline geldiğine göre belki yolsuzluğu yapamaz hale geldiğimizde de isyan edeceğiz. Böyle bir duruma hiç tanık olmadığımız için nasıl tepki vereceğimizi şimdiden tahmin etmemiz zor.

Bu çok büyük bir zemin kayması. Maddi manevi bütün değerler anlamını kaybediyor.

Maddi değer kavramının yoldan çıkmasına misal vermek kolay.

Piyasada satılan herhangi bir şeyin fiyatından emin olabiliyor musunuz

Bir yerde beş lira, başka bir yerde yirmi beş lira.

Neden

Toplum, memlekette yolsuzluğa tahsis edilmiş ya da yolsuzlukla elde edilen bir meblağın tedavülde olduğundan kuşku duymuyor.

Bu meblağlar devletin içinde veya yakınında olan imtiyazlı zümrelerin veya imtiyazlı şahısların zimmetine geçiyor.

Nasıl siyasetçi, bürokrat veya başka bir kimse tedavül eden meblağdan hakkı olduğunu düşündüğü payı rüşvet, hediye veya ortaklık gibi manası mevcut olsa da alenen telaffuz edilmeyen isimler altında tahsil ediyorsa vatandaş da fahiş fiyat uygulayarak yolsuzluk dediğimiz meblağın içinden kendisine düşen hisseyi tahsil ediyor.

Bu şekilde sizden fahiş fiyat talep eden herhangi bir kimsenin mahcup olduğuna tanık oldunuz mu

Olmadınız. Çünkü eleman hayatın normalinin dışında bir davranışta bulunduğunu düşünmüyor.

Değerlerdeki bu şiddetli sarsıntıdan 'vatan' gibi, 'din' gibi kutsallık izafe edilen kavramlar da nasibini alıyor.