Yerli, milli, portatif muhalefet

Haşim Kılıç, malum, Anayasa Mahkemesi'nin eski başkanlarından. Önemli bir hukukçu.

Hukukçu değil diyen çıkar mı Çıkabilir. Hukuk fakültesi mezunu değil çünkü. İktisat mezunu.

Ben zihni nispeten serbest bir vatandaş olarak söyleyeyim.

Hukuk fakültesinde okuyan herkes hukukçu olamıyor. Bazıları diplomasını hukuksuzluğun hizmetine veriyor.

Hukukçuları tenzih edelim. Ama yakın tarihte ve günümüzde tanık olduğumuz hukuk rezaletlerine imza atan zevatın diploma aldıkları mektebin hangi mektep olduğunu dikkate alalım.

Haşim Kılıç Sayıştay'da ve Anayasa Mahkemesi'nde 40 yıldan ziyade yargı görevinde bulunmuştur. Bu sürenin 8 yılında Anayasa Mahkemesi başkanıdır. 40 yıl hukuk tahsili için yeterlidir.

Kılıç, Anayasa Mahkemesinde görülen parti kapatma davaları sırasında Anayasa Mahkemesi üyesi veya başkanıdır.

Dolayısıyla parti kapatma davalarında tecrübelidir.

Haşim Bey Demokrasi Platformu'nun düzenlediği Adalet Hemen Şimdi başlıklı konferansta İlke TV'den Tuğba Özer'e CHP'nin maruz kaldığı 'mutlak butlan' kararını değerlendirdi. Mutlak butlan kararının parti kapatma kararlarından daha ağır bir karar olduğunu söyledi.

Şöyle diyor Haşim Kılıç:

"Anayasa'nın 79. maddesine göre; seçimlerin başlamasından bitimine kadar olan süre içinde olan bütün olayların çözüm yeri YSK'dır. YSK'nın kararlarına karşı hiçbir mercie başvurulamaz. Ama bir Asliye Hukuk Hakimliğine müracaat yapıldı. Keşke kapatılsaydı daha iyi olurdu. Kapatılma kararından çok daha ağır bir kararla karşı karşıya kaldık. Bundan sonra tüm partiler bir asliye hukuk hakiminin kararıyla etkisiz hale getirilebilir. Çok yanlış buluyorum. YSK görevine sahip çıkmalıydı. YSK'nın yetkisi gasp edilmiştir."

Haşim Kılıç'ın işaret ettiği gibi, mutlak butlan kararı yeni rejim için yeni bir yol açmış oldu.

Beğenmediğin, seçimde seni yenebileceğinden endişe ettiğin bir partiyi kapatabiliyorsun. Büyük kolaylık.

'Mutlak butlan' için karardan önce 'yeni nesil kapatma davası' tabirini kullanmıştım. Haşim Kılıç'ın değerlendirmesi de aynı kapıya çıkıyor.

Mutlak butlan kararı iktidarın sık sık dillendirdiği 'sivil anayasa' ihtiyacı konusunda da fikir veriyor.

Yapacakları 'sivil anayasa'nın içine partilerin asliye hukuk mahkemeleri tarafından kapatılabileceğine dair bir madde koyarlar mı

Bu kafayla koyarlar.

Cumhurbaşkanlığı hükümet rejimi yeni düzeni adım adım inşa ediyor.

Terbiyeli, yerli, milli, minyatür, portatif, laf dinleyen bir ana muhalefet.

Tasarlanmış, ilk provaları bugünlerde yapılıyor.

Butlan kararıyla CHP'nin genel başkanlığına gelen Kemal Kılıçdaroğlu bu tasarımda kendisine biçilen role intibak etmiş görünüyor.

Bütün bu öyküde sanki hiç siyaset mühendisliği yok. Sanki bütün kararlar hukuka uygun, sanki memleketin idrak ettiği kılçıksız bir adalet.