Şimdiki zamanın kokusu

Yakınlarda Byung-Chull Han'dan bir şey okumadım. Ya yeni bir kitabı çıkmadı ya da ben bu sıralar Cabiri'ye fazla daldım.

"Zamanın Kokusu"nu rahmetli Bülent Akyürek tavsiye etmişti. Okurken yorulmuştum. Ama yorulduğuma değmişti.

Belki önce Zamanın Kokusu'nu okuduğum için sonra okuduklarım kolayıma geldi.

Zaman kokar mı

Byung-Chull Han 'geleneksel zaman'ın koktuğunu düşünüyor. Aynı bakış açısıyla zamanın bir lezzetinin olduğu da söylenebilir.

Han'ın kastettiği, 'rayiha' dediğimiz, bir buhurdandan yükselen kokuya benziyor.

Modern zaman ise 'nokta zaman'lardan oluşuyor. İnsan sürekli koşturuyor. Zaman kokusunu kaybetmiş. Ya da insan zamanın kokusunu kaybetmiş.

Han haklı olmasına haklı. Eski zamanların bir rayihası vardı.

Fakat onun ürettiği bağlamdan çıktığımızda, şu anda içinde yaşadığımız zamanın kokusundan bahsetmemiz mümkün.

Hayır, bir antitez geliştirmiyorum. Felsefenin sadece orta halli bir okuyucusuyum. Zamanın içindeki bir yolcu olarak, Han'ın dedikleriyle çelişme pahasına içinde bulunduğumuz zamanın da bir kokusu olduğunu ve bu kokunun berat bir koku olduğunu hissediyorum.

Koku memleketimizin ahvalinden yükseliyor.

Yolsuzluk alanında 'muasır medeniyet seviyesi'nin üstüne çıktığımızı hepimiz müşahede ediyoruz. Uluslararası Yolsuzluk Endeksi'nde 182 ülke arasında 124. sıradayız.

Listede bizden aşağıda olan ülkelerden daha mı az yolsuzuz

Zannetmiyorum. Bu alanda 'dış mihraklar' hakkımıza giriyor olabilir.

Biz 'yolsuzluğa karşı sürü bağışıklığı' kazanmış bir milletiz. Bizi kim geçebilir

Kuralları biz koyarız. Başkası yapınca yolsuzluktur, biz yapınca icraat.

Gözleriniz yeterince keskinse başarı öykülerinin satır aralarındaki mottoyu seçebilirsiniz:

İçinde yolsuzluk yapamadığımız icraat beyhudedir.

Genel durumumuz bu.

Yolsuzluk kokar mı

Kokar. Hem de çok pis kokar.

'İnsan' kelimesiyle 'ünsiyet' kelimesi akrabadır. İnsan, alışan bir varlıktır. İyi ve kötü kokulara, iyi ve kötü hayat şartlarına alışır.

Evet, yolsuzluk pis kokuyor. Ama toplum alıştı. Yolsuzlukla toplum arasında bir 'ünsiyet' oluştu.

Toplum, yolsuzluğu yer çekimi, atmosfer basıncı, suyun katı sıvı ve gaz halleri gibi, ülkemizdeki hayatın 'verili' şartlarından, (hayli bayatlamış bir tabirle) 'olmazsa olmaz'larından kabul ediyor.

Yolsuzluğun olmadığı bir ortam tasavvur edemiyor. Tasavvur edemediği şeyi aramıyor da...

Fon vurgunu şehrin altındaki fosseptik kanalının patlaması gibi patladı.

Duyan oldu mu patlamayı Patlamadan ürken oldu mu

Burnunu tutan var mı Bu ne pis bir koku diye Bilhassa vurgunun yapıldığı mahallede

Hemen hemen hiç. Küçücük, minnacık bir şey. Bizi etkilemez. Yüzde bir, yüzde iki. Devede kulak bile sayılmaz.

Hususi ve yeni icat ettikleri yöntemlerle, acayip katakullilerle, yargı üzerindeki vesayetlerinden istifade ederek seçimde kaybettikleri belediyeleri taraflarına geçirmeleri de başka türlü bir yolsuzluk mudur