Pantolonun düğmesini cekete iliklemek

ABD ve İsrail'in İran'a saldırması rejim içindeki katmanları birleştirdi; peki bu birleşme gerçek bir ulusal birlik midir, yoksa geçici bir tepkisel dayanışma mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, ABD ve İsrail'in İran politikasındaki stratejik hatasını Giordano Bruno'nun "gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğerleri de yanlış gider" metaforu üzerinden açıklar. İran rejiminden hoşlanmayanların bile dış saldırıya karşı ülkelerine sahip çıkması, rejim içindeki farklı katmanları birleştirmiş görünmektedir. Fakat bu farklı tonlar aslında yine rejimin kendisi olduğuna göre, dış müdahale gerçek bir sistemi değiştirebilir mi, yoksa sadece mevcut yapıyı daha sıkı bağlaştırır mı?

Giordano Bruno, 16. yüzyıl Avrupa'sının büyük düşünürlerinden biri. Düşünmesinin bedelini ağır ödemiş.

Engizisyon tarafından yakılarak öldürülmüş.

En önemli sözü: "Tanrı iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar."

Bu kadarını biliyordum, şunu yakınlarda öğrendim: "Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğerleri de yanlış gider" sözü Bruno'ya aitmiş.

Gömleği iliklemeye aşağıdan başladıysanız yakanızdaki düğme ve ilik denkleşmez. Gömleğinizin yakası yamuk durur.

İslam Devrimi'nden önceki İran yani Şah Muhammed Rıza Pehlevi'nin İran'ı, ABD'nin ve İsrail'in müttefikiydi.

ABD ve İsrail 'eski İran'ı istiyordu. Bunun için İran'daki sokak gösterilerini desteklediler. Hatta gösteriler sırasında Şah Rıza Pehlevi'nin oğlunu da ortalıkta gezdirdiler.

Yanlış iliklenen düğme oğul Rıza'nın ortalıkta gezdirilmesi miydi

Hayır. Oğul Rıza'nın irapta mahalli yok. İran'da insanlar mollalardan bıksa bile Şah Rıza'yı ya da oğlunu özlemez.

Yanlış iliklenen düğme -eğer maksatları gerçekten rejimi değiştirmek idiyse- İsrail'le ABD'nin bir olup İran'a saldırmasıydı.

Bu yaptıkları pantolonun düğmesini ceketin iliğine geçirmek gibi bir şeydi.

Pantolonun düğmesini cekete iliklerseniz arada, hafif eğik kalırsınız, tam ayağa dikilemezsiniz.

Şu anda müzakereyle savaş arasında, 'el-menziletü beyne'l menzileteyn' kalmalarının sebebi bu yanlış ilikleme olabilir.

Ya da ABD elindeki düğme için ilik arıyor. Hâlâ bulamadı. O yüzden masayı bir dağıtıp bir topluyor.

Baltimore Dış İşleri Konseyi diye bir kuruluş var. Bu sütunda birkaç kez bahsetmiştim. Hatta Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara'nın devrimden önce birkaç kez görüştüğü ABD'nin eski Suriye Büyükelçisi Robert Ford'un Baltimore Dış İşleri Konseyi'nde yaptığı bir konuşmayı da aktarmıştım.

Orada, Kamran Bokhari'nin bir makalesini gördüm. 'İran rejimi hava saldırılarıyla değişmez" diyordu.
Yazının Türkçe'ye çevirisini New Lines Institute'de de gördüm. New Lines Institute ile Baltimore Dış İşleri Konseyi arasında bir bağlantı var demek.

(Bokhari Pakistanlı bir stratejist. Dünya Bankası'nda danışman. Pakistanlı ama ABD'deki vazifesi Amerikalılara akıl vermek. Savaşın ilk günlerinde yazdığı yazıda da özetle ABD'ye, İran'daki elitlerin arasını açmasını tavsiye ediyor.)

İran halkının İran'daki rejimle aralarının çok iyi olduğu söylenemez.

Elbette rejime sahip çıkmaya hazır çok önemli bir kitle var. Ama rejimden bıkanların sayısı da az değil.

ABD ve İsrail hava saldırılarıyla İran'daki rejimi değiştirmeye kalkınca İranlılar ülkelerine sahip çıktılar.

Rejimden hoşlanmayanlar bile ABD havadan bombalarken, (sığınaklara kaçan İsraillilerin aksine) meydanlara çıkıp ABD ve İsrail aleyhine sloganlar attılar.

Altın Palmiye sahibi yönetmen Cafer Penahi bile memleketine döndü.

Ali Ghamsari Demavend enerji santralinde müzikli gösteri yaptı.

Son devrin önemli düşünürlerinden, rejimin kahrını da uzun zaman çekmiş olan Abdülkerim Süruş dahi açık ve anlaşılır cümlelerle ülkesine sahip çıktı: