Ömrü billah Nobel alamaz

ABD Başkanı Trump'ın Savaşın ortasında müzakere lafları etmeye başlamasına itibar etmemiz gerekiyor mu

Gerekmiyor. Trump, Başkan seçildiği günden beri bir nalına bir mıhına beyanatlarıyla sözlerinin gerçek olduğunu var sayarak bir tahlil yapmanın lüzumsuz olduğunu bütün dünyaya öğretti.

Sürekli yalan mı söylüyor Hayır, yalanların arasında doğrular, doğruların arasında yalanlar söylüyor. Ayıklanması imkânsız.

Sözlerine itibar ederek bir yere varamazsınız. Ama sözlerini yok da sayamazsınız. Sözlerini hikayenizin uygun yerlerine yerleştirmeniz lazım. "Trump müzakere laflarını piyasaların ateşini düşürmek için söyledi" diyenlerin yaptığı da Trump'ın sözlerini hikâyenin bir yerine yerleştirmek sayılır.

Piyasalar en az insanlar kadar akıllıdır. Nezaketen bu tür çıkışlara karşılık verebilir. Ama yalanınız aşikâr olunca verdiğinin fazlasını geri alır. Bu yüzden, savaşa dair analizinizi Trump'ın beyanatlarına değil hayatın gerçekleri üzerine bina etmeniz gerekiyor.

ABD ile İran bugün savaşı bitirse, müzakerelere başlasa ne olur

Cevabı bulmak için fazla kafa yormaya gerek yok; ABD yenilmiş olur.

İran'ın çok önemli liderleri, komutanları, siyasetçileri hatta inkılabın rehberi öldürüldü, şehirleri bombalandı. Ama İran yıkılmadı. Eni konu ayakta duruyor, İsrail'in ve ABD'nin saldırılarına mukabele ediyor. İran halkı da isyan falan çıkarmadı, saldırganlara sempati duymak şöyle dursun gece gündüz sokaklarda, 'Merg ber Amrika, merg ber İsrail' diye haykırmaya devam ediyor.

Trump veya Netanyahu İran'ı bombaladıklarında İran halkının içeride ayaklanma çıkaracağına inanmışlar mıdır

Zannetmiyorum.

İran binlerce yıldır orada. Halkı da kadim kendisi de. İran halkının içinde bir 'isyancı' damar vardır. Bu tarihi bir gerçekliktir. Zaman zaman zuhur eder. Fakat İran halkının yine bin yıllara dayanan bir itaat geleneği de vardır.

Doğrusu, kime itaat edeceğini veya kime isyan edeceğini İranlıların tercihine bırakmaktır.

Ayrıca, savaş ortamı saldırıya maruz kalan devlete isyanları en sert şekilde bastırma kolaylığı sağlar. İsyan edene 'işbirlikçi' dersiniz 'vatan haini' dersiniz ve bertaraf edersiniz.

ABD devlet aygıtı içinde bu kadarını bilebilecek sayısız uzman vardır.

ABD ve İsrail İran'a müzakere sırasında saldırdı.

Müzakereler çıkmaza girince mi

Hayır. İki taraf da dışarıya müzakerelerin iyi gittiğine dair mesajlar verirken.

ABD müzakere etmek için değil İran'a saldırmak için körfeze savaş gemilerini ve askerlerini yığıyordu.

Çehov ne demişti "Hikâyenin başında 'duvarda bir tüfek asılı' diyorsanız hikâyenin bir yerinde o tüfek patlamalıdır. Eğer patlamayacaksa duvarda asılı olmamalıdır."

Çehov'un bu prensibi öykü, roman veya oyun yazma tekniğiyle ilgili. Sonradan demode oldu. Silahın öyküye girmesi için patlaması artık zorunlu değil.

Fakat ABD o kadar silahı İran'ın etrafına yığarken Çehov'un prensibine uygun hareket ediyordu. Silahı patlatacaktı ve patlattı.

İran da patlattı.