İbn Rüşd'ün bugünkü anlamıyla bir kadın hakları savunucusu veya bir feminist olduğunu tabii ki düşünemeyiz.
Cinsiyetçilik ırkçılık gibi bir şey. Erkekler için de kadınlar için de.
Halbuki aynı dünyada yaşıyoruz. Hepsini gördük. Akıllı erkekler ve akılsız erkekler; akıllı kadınlar ve akılsız kadınlar. Cesur erkekler ve korkak erkekler; cesur kadınlar ve korkak kadınlar. Becerikli erkekler, beceriksiz erkekler, becerikli kadınlar, beceriksiz kadınlar. Listeyi istediğiniz kadar uzatabilirsiniz.
İbn Rüşd kadınların 'muhafızlık' ya da 'bekçilik' yapıp yapamayacağını tartıştığı paragraflarda kadınların erkeklerle benzer tabiatlara sahip olduğunu söylüyor.
Şurası anahtar cümle olabilir:
"Biz deriz ki kadınlar nihai insani gaye hususunda erkeklerle aynı türden oldukları ölçüde bu 'insani gaye'yi paylaşırlar, yalnızca derece bakımından farklılık gösterirler."
Derece farkı her zaman erkekler lehine değil. Bazı işlerde kadınlar erkeklerden daha iyi.
"Görüyoruz ki kadınlar zanaatlarda erkeklerle müşterektirler, ancak onlardan zayıftırlar. Gerçi dokumacılık, terzilik ve benzeri zanaatlarda çoğu kadın erkeklerden daha başarılıdır."
"Erkek, insan aktivitelerinin çoğunda kadından daha yetkindir fakat kadınların (musiki icrası için düşünüldüğü gibi) bazı aktivitelerde daha yetkin olması imkânsız değildir. Bu sebeple denilir ki melodileri erkekler bulur yani besteyi erkekler yapar, kadınlar yorumlarsa melodiler kusursuz olur."
Askerlikte, savaş sanatında durum nasıldır
"Savaş ve benzeri sanatlara katılımlarına gelince, bu, Berberilerde ve Hintlilerde görülebilir."
Kadınların ve erkeklerin tabiatı bir türden olduğuna göre, türde bir olan tabiat devlette aynı faaliyete yönelir. Açıktır ki kadınlar bu devlette (ya da şehirde) zayıf oldukları faaliyetler hariç erkeklerle aynı faaliyeti icra ederler."
İbn Rüşd, kadınları yöneticilik, filozofluk ya da ruhbanlık gibi meslekler için de uygun görüyor.
"Bazı kadınlar seçkin ve övgüye değer bir yapıda oldukları için aralarında filozofların ve yöneticilerin bulunması imkânsız değildir. Ancak aralarında böyle seçkinlerin nadiren bulunduğu düşünüldüğü için bazı yasalar (veya bazı yasal düzenler) kadınların rahipliğe ve başrahipliğe kabul edilmesini reddederler. Bazı yasalar da aralarında böyle (seçkin) kadınların bulunması imkânsız olmadığından kadınların bu görevlerde bulunmasını yasaklamaktan imtina etmişlerdir."
"Kadınların kabiliyetlerinin bilinmediği devletlerde kadınlar sadece üreme için tutulmaktadır. Kocalarının hizmetine verilirler ve üreme, çocuk yetiştirme ve emzirme işleriyle baş başa bırakılırlar. Lakin bu durum onların diğer faaliyetlerini akamete uğratır. Bu devletlerdeki kadınlar insani erdemlerin hiçbirine ehil kılınmadıkları için bitkilere benzer bir halde kalırlar.
"Ehil kılınmadıkları için" yani gerekli eğitimden mahrum edildikleri için.
Bağlam biraz farklı olabilir ama tam burada "İlim, kadın erkek herkese farzdır" mealindeki hadisi hatırlamak faydalı olabilir.
Birkaç gün önce KURAMER'in yayımladığı "Geçmişten Günümüze İslam Düşüncesi" adlı kitapta bu hadisle ilgili bir yoruma rastladım. Tırnak içindeki ifade Prof. Dr. Sönmez Kutlu'ya ait. Aktarayım:

3