'Kader olarak' rüşvet almak!

Yolda yürüyoruz ve bir anda kendimizin bir çukurun dibinde buluyoruz.

Kaderde böyle yazılı olduğu için mi düştük, önümüze bakmadığımız için mi düştük

Bir taraftan çözümü imkânsız bir problem.

Önümüze bakmadığımız için düştük.

Ya da kaderde düşeceğimiz yazılı olduğu için önümüze bakmadık.

Önümüze baksaydık ve düşmeseydik kaderde düşmeyeceğimiz yazılı olduğu için önümüze bakmış ve düşmemiş olacaktık.

Bu soru ve cevapların sonunu getirmek imkansızdır.

Sabit bir nokta bulmamız lazım.

Sabit bir nokta bulduğumuzda bile sorunu çözemeyebiliriz.

İnsanın yaptıklarından sorumlu olması sabit noktamız olabilir.

Bu aynı zamanda Kur'an-ı Kerim'de dayanağı olan bir gerçekliktir.

Diyelim devlette yetkili bir mevkideyiz ve rüşvet aldık.

Kaderimizde yazılı olduğu için mi, 'kader olarak' mı rüşvet aldık

Bu, Allah'ın bizi rüşvet almaya zorladığı anlamına gelir.

Allah beni zorladıysa o zaman ahirette rüşvet almaktan dolayı suçlu bulunmam imkânsız. Ben yaptıysam bile bana yaptıran Allah. Ve Allah'ın bana rüşvet aldırtmasına mâni olamam.

Böylece bizim bütün rüşvetçi devlet adamlarımız kurtuldu!

Saçmalık tabii.

Eleman, yani devlette bir mevkide bulunan zat-ı muhterem ahlaksız olduğu için rüşvet aldı ya da kendi yetkisinde olan maddi bir değeri zimmetine geçirdi, suç işlememiş olan birini hapse attı...

Geçen hafta kısmen aktarmıştım, Prof. Dr. Ahmet Akbulut Sahabe Dönemi İktidar Kavgası kitabında (OTTO) kaynaklardan hareketle konuya açıklık getirmeye çalışmış.

"Kader konusunda yapılan tartışma kâinatın belli bir düzen dahilinde Allah tarafından yaratılmasında değil yaptığı fiillerden lehte ve aleyhte sorumlu olan insanın bu yaptıklarının ezelde tayin edilip edilmediğinde odaklanmaktadır. Eğer "kaza ve kader bu geniş kainattaki ilahi kanunlardır" şeklinde anlaşılsaydı tartışma çıkmayabilirdi. Kainattaki düzenleme insan fiillerini de kapsayınca bu durum bireysel ve toplumsal olayların oluşumunda insan etkinliğini ortadan kaldırdığından bunun neticesi olarak da insan sorumluluğunu kaldıran bir düşünce şekli meydana çıktı."

Allahu Teala kâinatı mükemmel bir şekilde yaratmış.

Kâinatın işleyişini yasalarla belirlemiş.

Her şey o yasalara uygun bir şekilde işliyor.

Yani 'tabiat kanunları' Kuran-ı Kerimdeki ayetler gibi birer ayet.

Öyleyse o ayetleri dikkate almamız gerekiyor.

Fay hattı üzerine çürük ev yaparsan ya da yapılmasına izin verirsen o kanunları dikkate almamış oluyorsun. Kanunları, yani ayetleri dikkate almayınca yer sarsıldığı zaman evin yıkılıyor, taşların betonların altında kalıyorsun.

Evini çürük yaptığın için sorumlu sensin. Kendi yanlışın yüzünden betonların altında kaldın.

Kendi yanlışın ya da fay hattına çürük bina yapılmasına izin veren, ruhsat veren idarecilerin görevlerini düzgün yapmamaları yüzünden.

Prof. Akbulut şair ve mütefekkir Muhammed İkbal'den de görüşler aktarmış. Bir tanesi şöyle: