İran'ın sitem etme hakkı

İsrail Gazze'de soykırıma giriştiğinde mağrip ile maşrık arasındaki bütün 'Müslüman' rejimler kimisi kaygıyla, endişeyle, kimisi umursamadan, duygusuzca, kimisi biraz öfkelenerek ama öfkesini içine atarak, bazıları canı sıkılarak, bazıları canı sıkılmayarak seyretti.

İran ve Yemen hariç. Sadece İran ve Yemen, İsrail'e taş atma cesaretini gösterebildi.

İslam İşbirliği Teşkilatı da muhtevasız, müeyyidesiz bildiriler yayımladı. Hepsi o kadar.

Teşkilatın bazı üyelerinin İran'ın İsrail'e gönderdiği füzeleri havada durdurmaya çalıştığı malum.

Biz İsrail'le ticareti durdurduğumuzu 8 ay sonra ilan edebildik. Onu da durdurduk mu durduramadık mı tam belli olmadı. Azeri petrolünün bizim üzerimizden İsrail'e gitmediğini hiçbir devlet yetkilisi iddia etmedi. Tüccar takımının Türk limanlarından çıkan emtiaya seyir esnasında başka mahreçler tanzim ettiği rivayeti dolaştı durdu.

İsrail'i Uluslararası Ceza Mahkemesine vermeyi de Güney Afrika başardı. Müslüman ülkelerin kendi evleri camdan olduğu için böyle bir teşebbüste bulunamadılar.

Türkiye davaya müdahil oldu mu Olmak için müracaat etti fakat müracaatının kabul edildiğine dair bir haber çıkmadı.

Tabii ki müdahil olmak için başvuruda bulunmak önemsiz bir adım değildir. Uluslararası platformlarda İsrail'i ve Netanyahu'yu kuvvetli bir lisanla eleştirmek, kınamak da anlamlıdır.

Sonra, bu senenin 28 Şubat'ında müzakereler henüz devam ederken ABD ve İsrail ansızın İran'a saldırdı.

Saldırıda İran'ın devrim rehberi Ali Hamaney şehid oldu. Aynı gün ABD'nin Minab'daki kız ilkokuluna yaptığı saldırıda yaşları 8 ile 12 arasında olan yaklaşık 180 çocuk öldürüldü. Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları komutanı ve bazı üst düzey yetkililer de hayatlarını kaybetmişti. İran, sarsıldı ama yıkılmadı. Dünyanın en büyük askeri gücüne karşı direnmeye devam etti.

Sonunda ateşkes yapıldı.

İran ABD'yi yendi mi Hayır. Ama yenilmedi de. ABD'ye yenilmemesini 'zafer' saydı.

Sonunda sıra savaşırken defnetmeye fırsat bulamadığı dini lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine geldi.

Önceki akşam oturduğumuz masadaki genç arkadaşlarım bana sordu.

İran, Hamaney'in cenaze töreni sırasında törene katılan delegasyonlara Kur'an ayetleriyle mesaj vermiş midir

Gündüz başka bir programla meşguldüm. Haberden haberim yoktu.

Fakat "Diplomasi" dedim. "Bu tür mesajların alınıp verilmesine müsait bir alandır. İran da böyle mesajları vermekten hoşlanır. İranlılar tarihte diplomatik mesaj verme usullerini icat eden uluslardan biridir. Vermiş olabilir."

Sonra internetten aradım, buldum. Suudi delegasyonu Hamaney'in tabutu başındayken hoparlörden Bedir Savaşı'na dair bir ayet okunuyordu.

"Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır."