Bir insan nasıl 'kâinat İmamı' olur Yani gökleri, yeri, yerdeki insanları tasarrufu altında bulundurmasına kâfi gelecek bir yetkinliğe ve yetkiye ulaşır
Böyle bir kültürümüz var, 'Kutup,' 'Gavs,' 'üçler,' 'yediler,' 'kırklar' ve rütbesine göre daha büyük rakamlarla ifade edilen bir manevi kadrodan söz ediliyor.
Bugünlerde merhum Muhammed Abid el-Cabiri'nin 'Arap Aklının Yapısı' ve 'Arap Ahlaki Aklı'nı okuyorum. (Mana Yayınları.) Birini evde okuyorum birini gazetede. Aynı kitabın iki bölümü gibi.
Bilhassa 'Arap Aklının Yapısı'nda Müslümanların 'beyani,' 'irfani' ve 'burhani' zihin yapıları tarihsel süreç içinde ortaya çıkışından bugüne kadar büyük bir vukufla ve olağanüstü bir gayretle tahlil ediliyor.
Böyle bir çalışmayı yapabilecek Cabiri'den başka bir ilim adamı tahayyül edemiyorum.
Bu konulara müsait bir zamanda çalışırız.
Şu ana kadar okuduğum bölümlerden anladığım şu.
Peygamberimiz'e vahyedilen ve Peygamberimiz tarafından hayata geçirilen arı duru Kur'an mesajı Müslümanlar farklı kültürlerle ve farklı felsefi sorularla karşılaştıkça karmaşıklaşıyor.
Bu tabii bir şey.
Başka kültürlerin metinleri Arap diline tercüme ediliyor.
Başka kültürlerin düşünce sistemleri de Arap düşünce hayatına intikal ediyor.
Burada 'Arap' deyip durduğuma bakmayın. Hicri ilk yüzyıldan itibaren Arap, Fars, Türk, Kıpti, Berberi, Hindu birbirine karışıyor.
Arap düşüncesi dediğimiz şey doğal olarak Müslümanların düşüncesi haline geliyor.
Bu kavimler hercümercinin içine bir de sultanları, halifeleri, imamları yani özetle siyaseti dahil edin.
Cabiri, 'irfani' düşünceyi tartıştığı bölümde lafız-anlam ilişkisinin 'tevil' kavramını iflas ettirecek boyutlara kadar esnetildiğini etraflıca anlatıyor.
Bu sistemde 'kutup' olanın fikrini Kur'anla, hadisle ya da başka bir yöntemle delillendirmesi de gerekmiyor. Keşif yoluyla kendisi bilgiye ulaşabilir ve o bilgi bağlayıcı olur.
Cabiri, Hermes'in Yaratıcıyla nasıl görüştüğünü anlattığı meşhur rüyasından başlayarak bu düşünce sistemlerinin cemaziyelevvelini ortaya döküyor. İhvan-ı Safa Risalelerini, İsmaili mitolojiyi, Şii ve Sünni 'irfan' kaynaklarını didik didik ediyor.
Kaynak o kadim metinler, geriye bu kaynakların Kur'an-ı Kerim'le veya Sünnet-i Nebevi ile irtibatlandırılması kalıyor.
Bu da sınırsız tevil imkanlarıyla başarılabiliyor.
Sonuçta bu zengin malzeme bir insanın gavs, kutup ya da kâinat imamı olabilmesinin altyapısını hazırlıyor.
Bu altyapı şu anda da kullanıma müsait, hatta kullanılıyor.
Konunun felsefi arka planını müsait bir zamanda Cabiri'nin kitaplarındaki paragraflardan hareketle tartışmak üzere burada bırakalım.

4