İslam'da kadın' diye beylik bir bahsimiz var. İslam'ın kadına önem verdiğini anlatmaya çalışan genişçe bir literatürümüz var. Sayısız 'İslam'da kadın' kitabı. İslam kadına şöyle değer vermiştir. Kadın çocuklarını emzirmek zorunda bile değildir. (Kulakları çınlasın Kemal Abi böyle bir laf duyduğu zaman eliyle kendi göğsünü tutar, "Ben mi emzireceğim, bende yok ki, nasıl emzireyim" diye sorardı.)
'İslam'da kadın' veya 'aile' kitabı yazan çok olmuş. 'İslam'da Erkek' yazılmış mı
Bir kişi yazdı. (Emine Şenlikoğlu.) Bu isimle bir kitap yazmak iyi fikirdi. Bir taraftan da sürekli kadına vazife yüklemeye, kadını belirlemeye çalışan erkek zihin yapısına bir tepki mahiyetindeydi. Ya da ben öyle gördüm. Kitabı okumadığım için başka fikir beyan etmeyeceğim.
Doğru mudur bu İslam kadına değer vermiş midir
Teorik olarak doğrudur. İslam kadına değer vermiştir. En azından Kur'an-ı Kerim'in nazil olduğu devirlerdeki uygulamalara nispetle.
Ama pratikte teoride olduğu kadar doğru değil.
Münferit sayılacak güzel örnekler tabii ki bulabiliriz. Ama genel durum bozuk.
Aslında sorun bütün insanlığı ilgilendiriyor. İnsanlık tarihinin tamamını. Doğuyu, batıyı, kuzeyi, güneyi, insanların var olduğu bütün zamanları ve bütün coğrafyaları.
Geçmişe doğru gittiğimizde herkesin karnesi kötü.
Kadın fiziksel olarak erkeğe nispetle güçsüz.
Hak, hukuk güçle belirleniyor.
Güç sahibi olduğun ölçüde hak sahibi olabiliyorsun.
Erkeklerin dünyası kadının insan olup olmadığını bile tartışmış.
Tarihi gerçeklik, insanoğlunun kendi başına kaldığında adil bir mahluk olmadığını sürekli kanıtlıyor.
Birisinin hakkını elinden alabilecek kuvvete sahipsen alıyorsun.
(Şimdi de öyle. 21. Yüzyılda da kadın veya erkek kavramlarından bağımsız olarak, güçlü olanlar güçsüz olanların malına mülküne çökebiliyor. Güçsüz olanı hukukun, yasaların koruması lazım. Görüyorsunuz ki korumuyor. Güçlü olan işine gelmeyen yasayı uygulamıyor. Ya da işine gelmeyen yasayı değiştiriyor.)
Erkekler, kas güçleri kadından fazla olduğu için, kadını dövecek kuvvete sahip oldukları için kadının elinden her şeyi alabiliyor.
Bugün bile şartlar aşağı yukarı böyle.
(Her yerde böyle olmadığını ben de biliyorum. Ama her halükârda toplumumuzda erkeğin kadının elindekine el koyduğuna dair hikayemiz hala daha fazla.)
Bizim tarihimizde de batılıların tarihinde de kadınların hak ve hukuku açısından durum böyle.
Müslümanlar teoride nispeten iyi durumda. Kur'an-ı Kerim hitap ederken kadın-erkek ayırmıyor.
mülkiyet hakkı var. Tartışılmıyor bile. Bu hakkı bilebildiğim kadarıyla cahiliye devrinden tevarüs etmişiz.
Peygamberimiz'in eşi Hz. Hatice ticaretle uğraşan bir kadındı.
Kadına hiç miras verilmeyen bir toplumda Kur'an-ı Kerim miras hakkı da vermiş.
Neden kadına yarım pay
Nedeni tartışılıyor. O devrin Arap örfüne uygun bir şekilde izahlar da getiriliyor. Kadının kimseye bakmakla yükümlü olmadığını söylüyorlar özetle.

3