Güçlülere güvenmeyin, fetvasını bulurlar

Türklerin doktorası Türkler hakkındadır, Araplarınki Araplar, Pakistanlılarınki Pakistanlılar. Bunu herkes bilir. Biz dedikodusunu yaparız. Biraz da yadırgarız, ama hayat böyle devam eder.

Prof. Dr. Şener Aktürk bizim dedikoduyla yaptığımızı bilim diliyle güzelce anlatmış.

"Herhangi bir konuyu 'bilmek' ve üzerine bilgi üretmek bir güç ilişkisidir. Araştırmacı özne çalıştığı nesne üzerinde bilgi ve dolayısıyla güç sahibi olmaktadır."

"Hollandalı bir araştırmacı Endonezya üzerine ders kitabı yazabilir (…) Fakat Batılı olmayan, örneğin Müslüman ve Türk bir araştırmacının Fransa siyaseti üzerine ders kitabı yazması veya Batı Avrupa'daki mezhepler arası ilişkiler veya Katolik Kilisesi üzerine uzmanlık geliştirmesi beklenen veya istenen bir gelişme olmadığı gibi böylesi teşebbüsler çoklukla kabul görmez (…) Bu bilgi hiyerarşisinin bilincinde olarak yazdığım bu eser Müslüman ve Türk bir araştırmacının Orta Çağ Batı Avrupa'sının dini, mezhepsel, siyasi ve toplumsal çatışmalarını ve dönüşümünü çalışarak ortaya koyduğu bir eser olması açısından da eleştirdiğim Batı merkezci ve Batı övücü sosyal bilim hiyerarşisine karşı çıkışın somut bir tezahürüdür."

(Şener Aktürk, Modern Dünyanın Kökenleri/Batı Avrupa'da Müslümanların ve Yahudilerin Yok Edilmesi, Paradigma Yayınları.)

Bu defa tersine işlemiş. Müslüman ve Türk bir araştırmacı Batı Avrupa'yı araştırmış ve Batı Avrupalıların Müslümanlara ve Yahudilere soykırım yaptığı sonucuna varmış.

Bunu nutukla, mugalatayla yapmamış, ilmi metotlarla tespit etmiş.

Makalesi birkaç kez reddedildikten sonra 2024 yılında dünyadaki en önemli bilimsel dergilerden International Security dergisinde yayımlanmış.

Batı'daki etnik temizlik organizasyonlarının en kapsamlısı Endülüs'te yapıldı. Katolikler, Müslümanları ve Yahudileri din değiştirmeye zorladı.

Endülüs'teki Müslümanların ve Yahudilerin tamamına yakını ya ülkeyi terk etti ya öldürüldü ya da Hristiyan oldu.

Osmanlı'nın müsamahasıyla İspanya Yahudilerinin önemli bir kısmı Osmanlı topraklarına göçtü.

Biz Endülüs'ü biliyoruz. Ama Avrupa'daki soykırımın mazisi daha derinlerde.

Hristiyanlık, hele şimdiki Hristiyan din adamlarını dinlediğinizde barışçı, sükunetli bir din izlenimi verir. Meşhurdur, bir yanağına tokat yiyince öteki yanağını çevirirsin. Bu İncil'de İsa Aleyhisselam'ın dilinden aktarılıyor:

"Ben size diyorum ki kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza tokat atana öbür yanağınızı da çevirin. Mintanınızı almak isteyene abanızı da verin." (Matta 5:38-44)

Öyleyse nasıl oldu bunca soykırım

"On birinci yüzyılın son çeyreğinde ivme kazanan ve Gregoryen Devrimi olarak da bilinen Gregoryen Reformu hareketi papalığın ve ruhban sınıfının güçlerini dramatik bir şekilde arttırdı. Bu süreçte Katolik Kilisesi'nin Müslümanlara ve Yahudilere yönelik doktrini daha dışlayıcı bir doğrultuda değişti. Bu değişiklik Müslümanların ve Yahudilerin insanlıktan çıkarılmasıyla doruğa ulaştı ve papalık liderliğindeki ruhban sınıfın onların yok edilmesine yönelik taleplerini motive etti. Müslümanların ve Yahudilerin artık insan sayılmamaları hem bir hizip olarak papalık liderliğindeki ruhban sınıfın çıkarlarıyla uyumluydu hem de ruhbanın dini kendine güvensizliğinin yansımasıydı."