Taraf tutmuyorsan bir spor müsabakasını seyredemezsin.
Taraf tutmuyorsan hiçbir şeyi seyredemezsin. Bir sinema filmini, bir tv dizisini, bir siyasi rekabeti, hayata dair birçok şeyi...
Seyretsen bile yavan olur lezzet alamazsın.
Estetik, seyir için bir sebep olamaz mı
Olur. Sanat zevki haklı bir gerekçedir.
Ama bir sanat şaheserini seyrederken tarafsız sayılmazsın. Güzelliğin tarafını tutarsın.
Taraf tutmamız için bir gerekçemiz olması lazım.
Bu sene Dünya Kupası maçlarını seyrederken de geçmişte yaptığımız gibi her seyrettiğimiz maçta bir taraf tutmanın yolunu bulduk.
Fransa'yla bir Afrika takımı mı oynuyor
Mesela Fransa-Senegal.
Tabii ki Senegal'i tutuyoruz.
Siyasi gerekçemiz mutlaka var, Fransa Senegal'i az sömürmemişti.
İran'la ABD karşılaşsa kimi tutarsın
Dünyada ABD'nin en gıcık olduğu devrimi yapan İran'ı tutarsın.
Mollalar mı çıkacaktı ABD'nin karşısına Ya da devrimciler
Hayır. Devrime sempatisi olan ve olmayan İranlı genç futbolcular çıkacaktı.
ABD takımının oyuncuları emperyalist miydi
Muhtemelen hayır. Ya da sadece birkaçı ABD'nin emperyalizmine sempati duyuyordu. Geri kalanının umurunda değildi.
Ama biz o gün zihnimizdeki imajları sahada oynayacak takımlara yükledik ve İran'ı tuttuk.
1998'de oynadılar, İran ABD'yi 2-1 yendi, kendimiz yenmiş gibi sevindik.
Bu sene, Mısır Hollanda'yı yenerken Mısır'ı tuttuk.
Sisi'nin Mısır'ını seviyor muyduk
Hollanda'nın bize bir kötülüğü olmuş muydu
Görünürde yok bir şey. Ama siyasi bilincimiz Hollanda'nın eski bir sömürgeci olduğu bilgisini araya sıkıştırıyor.
Ayrıca Mısır bize daha yakın. Kültürüyle, insanıyla. Sisi'den hoşlanmasak da Mısır'ı severiz.
Bir de Müslümanız. Başka zaman Hollanda'yı tutabiliriz belki ama Mısırla oynadığı zaman Mısır'ı tutarız.
Dünya Kupası Maçları boyunca içimizde bir Arjantin antipatisi birikti.
Büyük futbol yıldızı Messi'nin ağlama duvarındaki fotoğrafı tek başına bu birikim için yeterli miydi
Belki bir çoğumuz için yeterliydi.
Ama üç yıl boyunca ruhlarımızı kan revan içinde bırakan Gazze soykırımının etkisi daha belirleyicidir.
Arjantin'in hakemin sinsi dokunuşlarıyla Mısır'ı elemesi de tuz biber ekmiştir.
Arjantin devlet başkanı Javier Milei'nin Gazze soykırımı sırasında kendisini "Dünyanın en Siyonist devlet başkanı" ilan etmesi normal şartlarda futbolu sıcak olan Arjantin'den soğumamız için tek başına yeterli bir gerekçedir.
Netanyahu ve İsrailli bakanların Arjantin formasıyla Messi'ye destek mesajları paylaşması da yeterince tahrik edici.
Belki gündemin uzağında ve çok kimse duymamıştır bile. Ama Arjantin'in resmi duruşunu göstermesi bakımından önemli. (Ben de duymamıştım. Al-Jazeera'da yazan Güney Afrikalı bir yazarın Ziyad Motala'nın yazısında gördüm. O da finalde İspanya'yı tutmuş.) Geçen mart ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Afrikalıların Atlantik ötesi köle ticareti yoluyla kaçırılıp köleleştirilmesiyle işlenen tarihî haksızlıklarla yüzleşen ve telafi edici adalet çağrısında bulunan bir kararı kabul etti. Karar lehine (Türkiye dahil) 123 ülke oy kullandı. 52 ülke (İngiltere ve AB ülkeleri) çekimser kaldı. Dünyada bu karara karşı oy veren yalnızca üç ülke vardı: Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Arjantin.

14