'Dindar olan iyidir' yargısını kim bozdu

"Yiğit düştüğü yerden kalkar." Bu bir atasözü. Son derece yalın. Düşünce, eğer kalkabilirsen, düştüğün yerden kalkarsın.

Eğer kalkamazsan düştüğün yerde kalırsın. Birisinin seni kaldırmasını beklersin.

Ya da öldün. O zaman kalkamazsın. Biri gelir seni kaldırır.

Bu kadar basitse, yiğit olsun olmasın insanın düştüğü yerden başka bir yerden kalkması mümkün değilse o zaman böyle bir atasözüne de lüzum yok.

Biliyorsunuz, dilimizde cümlelerin vurguladığımız kısmı cümlenin anlamında değişiklik yapar.

Cümleyi söylerken 'düştüğü yerden' kısmını vurgularsan bu anlattıklarım aşağı yukarı geçerlidir.

Vurguyu 'fiil'e yapınca söz biraz anlam kaybeder.

Yiğidin nereden kalkacağını değil kalkacağını söylemiş olursun.

Tamam abi, kalkar, ne yapalım İnşallah kalkar.

Şu hâlde, bu sözün atasözü sayılması için cümlenin 'zarf'ını yani 'düştüğü yer'i vurgulamak gerekiyor. (Bize 'zarf' diye öğretmişlerdi şimdi belirteç diyorlarmış.)

Bir söz uzun zamandır söyleniyorsa dokunma söze içinde bir hikmet vardır.

Atalarımız şöyle düşünmüş olabilirler mi

Bir yanlış yaptın, yaptığın yanlış düşmene sebep oldu.

Kalkman gerekiyor.

Kalkabilmen için yaptığın yanlışı terk etmen gerekiyor.

Sözün nasıl anlaşıldığını araştırırken Prof. Osman Müftüoğlu'nun bir makalesine rastladım. Gerçi Müftüoğlu hastalıklar için söylüyor ama her türlü düşüşe uygulanabilir.

Şöyle diyor: "Sorunu oluştuğu yerde, oluşturan şeyde, yaratan ortamda, üreten problemde çözmeye odaklanın." (Hürriyet, 20 Mayıs 2016.)

Doğru bir yaklaşım.

Bu söz 'bizim mahalle'de öteden beri başka bir kasıtla söylendi.

'Bizim mahalle' dediğim, muhafazakâr, mütedeyyin insanların meskûn olduğu mahalle.

"Yiğit düştüğü yerden kalkar. İslam bu topraklarda düştü. Bu topraklardan kalkacak."

Söz böyle yorumlanınca işin içine biraz milliyetçilik giriyor.

Olsun, Müslümanları ayağa kaldırma görevini kendisinde gören bir yaklaşımda kusur aramamız gerekmez.

Bana sorarsanız, şu anda tarihlerindeki en kötü dönemlerinden birini tecrübe eden, İslam'ın hoşlanmadığı ne varsa, yolsuzluk, adaletsizlik, zulüm, yalan, dolan hepsinde önde giden Müslümanlar yeryüzünün hangi bölgesinde uyanacaksa uyansın.

'Müslümanlar' derken başka bir dünyadan bahsetmiyorum. Kendimizden, kendi dünyamızdan bahsediyorum.

Bizim yaşadığımız diyarda uyanırlarsa daha iyi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mahdumu ve İlim Yayma Vakfı mütevelli heyeti başkanı Bilal Erdoğan Türkiye Gençlik STK'ları genel kurulunda bir konuşma yaptı.