Dava için ahlaksızlık

Lenin dünya tarihinin büyük devrimcilerinden biridir. Devrimin teorisini de pratiğini de yapmış ve başarmıştır.

"Devrim" güzel bir kelime. Çağrışımları pozitif. Sanki birtakım yanlış işler var, o yanlış işlere mâni oluyorsun yerine doğrularını getiriyorsun oluyor sana devrim.

Hayır, tam olarak öyle değil.

Devrimlerin tarihini okuduğunuzda iyiliklerin ve kötülüklerin birbirine katıldığı brüt bir gerçeklik çıkıyor karşınıza.

Devrimi başardığınızda devrimin tarihini de siz yazıyorsunuz.

İyi bir tarih yazıyorsunuz ve iyi bir tarihiniz oluyor.

Burada "iyi bir tarih" derken tarih yazma tekniğinden söz etmiyoruz. Kendi hikayenizi kendinizi kollayarak yazmaktan söz ediyoruz.

Tarihinizi başka biri, sizi sevmeyen biri yazdığınızda tarihinizi tanıyamıyorsunuz. Siz oluyorsunuz 'yalan söyleyen tarih.'

Tarih okurken o tarihi kimin yazdığını kim için yazdığını hesaba katmak lazım.

Evet, işçi sınıfının hakları var Rus devriminde.

Çarın despotluğu, merhametsizliği, türlü türlü kötülükleri var.

Buna mukabil devrimin de despotluğu, merhametsizliği var.

Devrimden önce iki despotizm, iki merhametsizlik birbiriyle çarpışıyor.

Devrimden sonra devrimin despotizmi rakipsiz kalıyor.

Devrimin merkezinde ve bütün aşamalarında hem bir teorisyen hem bir uygulayıcı olarak Vladimir İlyiç Ulyanov var. Hayır bu adı çok bilinmiyor, dünya onu gençlik yollarından itibaren kullandığı 'Lenin' takma adıyla tanıyor.

Tepeden tırnağa devrimci.

Marksist teoriye dine inanır gibi inanıyor.

"Lenin, Ortodoks Rus toplumunda materyalist ama dini bir itikat gibi Marksizme 'iman' ediyordu. Doğru ya da yanlış olup olmadığını tahlil etmeksizin Marksa inanmıştı. Das Kapital'in en küçük bir şekilde bile hatalı olabileceğini kabul etmeyi reddediyordu." (Taha Akyol, Dünyayı Bölen Devrim, Doğan Kitap.)

Komünizmi, kapitalizmi, ideolojileri dine benzetiriz. Onların da helalleri, haramları, müstehapları, mekruhları vardır.

Solcu arkadaşlarımızın bizim Kur'an ayetlerinden bahsetmemiz gibi Marksist teoriden bahsetmeleri, bazen Das Kapital'dan Komünist Menifesto'dan alıntılar yaparak konuşmaları Marksizmi din gibi algıladıklarına dair kanaatimizi destekliyordu.

İdeoloji din gibi algılandığında değerler değişebiliyor, iyi, kötü, doğru yanlış birbirine karışabiliyor.

"Robert Service'in belirttiği gibi Leninizm, Bolşevizm, diktatörlüğe, sınıf mücadelesine, liderliğe ve devrimci ahlak-dışılığa öncelik veren bir politika anlayışıdır. En yüce değer devrim olunca hiçbir insani, ahlaki, hukuki yüksek değerin hükmü kalmıyordu."

"Devrimci ahlak-dışılık" tabirine dikkat. Bu her türlü siyasi rekabette, dini topluluklarda, cemaatlerde zuhur edebilen bozuk bir ahlaki durum. "Dava" için bütün yollar mubahtır! Mubah ne kelime, sevaptır! Etrafınıza bakın, örneklerini görürsünüz.