Yazar, Basra Savaşı'nda Hz. Ali, Zübeyr, Talha ve Hz. Aişe arasındaki çatışmanın kişisel hırs ve valilik umulanmasından kaynaklandığını, ancak savaşçıların aralarındaki eski dostluğunun ve İslam'ın ilk günlerine dair ortak hatıralarının bu trajedik çatışmayı daha da ağırlaştırdığını anlatıyor. Yazarın temel argümanı, on bin müslümanın öldüğü bu savaşın hiç kimseye fayda sağlamadığı, dolayısıyla 'kahraman' hikayeye dönüşmemesi gerektiğidir—peki ideolojik ya da siyasi iktidarın gerekliliği karşısında, kişisel çıkarlardan arındırılmış bir iç çatışma mümkün müdür?
Zübeyr bin Avvam, mü'minlerin annesi Hz. Hatice'nin kardeşinin oğlu. Çocukluğu (Hz. Ali gibi) Peygamberimizin çevresinde geçmiş. Peygamberimiz'e ilk iman eden beş altı sahabiden biri. Putlara heç tapmamış. Peygamberimizle birlikte bütün savaşlara katılmış. Büyük savaşçı.
Talha bin Ubeydullah da ilk iman edenlerden. Hz. Ali'nin akranı. Bedir'de Peygamberimiz onu istihbarat için Şam taraflarına göndermiş. Bedir'den sonraki bütün savaşlara katılmış. Uhud'da Peygamberimiz'i etrafını saran müşriklerin kılıçlarına karşı savunurken kolundan yaralanmış ve eli çolak kalmış. Her iki sahabi de hilafeti sırasında Hz. Osman'a muhalefet etmiş.
Zübeyr ve Talha, elbette Hz. Ali'nin silah arkadaşları. İlk gençliklerinden itibaren birbirleriyle acı tatlı hatıraları var.
Hz. Aişe de Peygamberimiz'in mağara arkadaşı Hz. Ebubekir'in kızı, Peygamberimiz'in sevgili eşi ve mü'minlerin annesi. Son derece zeki, ilim sahibi bir kadın. Hz. Ali ile, Hz. Ali'nin 'ifk' hadisesindeki tavrından dolayı can sıkıcı bir hatıraları var.
Tabii ki savaş sebebi olacak bir hatıra değil. Ama aralarında bir soğukluk olması anlaşılabilir. Bu arada Hz. Aişe de Hz. Osman'ın halifeliğinden pek memnun değil. Yani Hz. Osman'a muhalif.
Talha ve Zübeyr, Hz. Osman'ın ölümünün ardından Hz. Ali'ye biat edenler arasında.
Önce biat etmelerine rağmen sonra neden caymış olabilirler
Sorulduğunda baskı altında biat ettiklerini söylüyorlar.
Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak bu mevzuu açıyor. (Farklı Bir İslam Tarihi, İletişim.)
"Biat işi tamamlandıktan sonra yeniden halifenin yanına gelen ikili ona niçin biat ettiklerini bilip bilmediğini sorar. Hz. Ali cevaben Ebubekir, Ömer ve Osman'a biat ettikleri gibi kendisine de biat ettiklerini düşündüğünü belirtir. Talha ve Zübeyr öyle olmadığını, hilafet işlerinde ona ortak olmayı ve Hz. Ali'nin kendilerine valilik vereceğini umdukları için biat ettiklerini söylerler. Zübeyr Irak eyaletinin, Talha Yemen'in valisi olmayı umduğunu ifade eder. Halife bunu reddedince onunla dost olunamayacağını anlarlar ve böylece biat etmekle hata yaptıklarını görmüş olurlar."
Talha ve Zübeyr'in kendilerinin hilafete Hz. Ali'den daha ehil olduklarını düşünmüş olmaları da mümkün. Ki Ahmet Yaşar Hoca buna da değiniyor.
Ne olacak Mü'minlerin annesi Hz. Aişe'yi yanlarına alınca belki ayaklanmaları muvaffak olur.
Hz. Aişe onları, onlar da Hz. Aişe'yi teşvik ediyorlar. Sonunda Hz. Ali'nin ordusuyla Hz. Aişe'nin ordusu Basra yakınlarında karşı karşıya geliyor.
"Hz. Ali Hz. Muhammed'in hediye ettiği atına (efsanevi Düldül) binmiş olduğu halde saflardan öne çıkarak Zübeyr'i sordu. Zübeyr ileriye çıkıp yanına geldi, konuştular ve akabinde kucaklaşıp ağlaştılar. Muhakkak eski günleri hatırlamışlardı."
Hz. Peygamber'i de hatırlamışlardır. Onunla müşterek hatıralarını. Omuz omuza savaştıkları günleri.
Savaşta Hz. Ebubekir'in oğlu, Hz. Aişe'nin kardeşi, Hz. Osman'a ilk saldıranlardan Muhammed b. Ebubekir Hz. Ali'nin saflarında. Savaş bitince Hz. Aişe'nin bacakları kesilerek çökertilen devesinin yanına geliyor. Elini mahfeden içeri sokuyor, kendisini tanıtıyor. Hz. Aişe yaralanmış ama yarası önemli bir yara değil. O sırada Hz. Ali de yanlarına geliyor. Hz. Aişe'ye "Peygamber'in istediği bu muydu Neden evinde oturmadın" diye soruyor."

8