Yazar, modern Batı uygarlığının araçsal akıl tarafından köreltildiğini ve ruhunun yok edildiğini savunarak, tarihî toplumların ruhunun din, mitoloji ve kültürün bileşiminden oluştuğunu iddia eder. Alman ruhunun müzik, felsefe ve Hristiyanlığın kesişiminde nasıl inşa edildiğini örnek göstererek, Türkiye için benzer bir ruhu yeniden keşfetmenin gerekliliğini vurgular. Ancak, etnik ve mitolojik kaynakların birleştirici rolü hakkındaki tez, çoğulcu toplumlarda bölünmeler yerine dayanışma yaratabilir mi?
Bir Alman ruhu var.
Bir Fransız ruhu, İngiliz ruhu, Çin ruhu, Rus ruhu da var.
Peki, bir "Türk ruhu"ndan söz edilebilir mi
Edilemez; çünkü "Türk ruhu" ifadesi, ırk çağrışımı fazla olan bir ifade. Irkı aşan ama ırkı da kuşatan bir kavrayışa ihtiyacımız var.
Bir "Türk ruhu" yok maalesef; ama adalet, hakkaniyet ve merhamet sütunları üzerinde yükselen ve yeniden keşfedilmeyi bekleyen bir "Osmanlı ruhu" var. Bunu daha önce yazmıştım. Sadece değinmiş olayım burada.
RUH NE ZAMAN YEŞERİRRuh, ırkı aşan bir yolculuğun eseridir.
Bir yerde ruhtan söz edebilmek için, uğruna çilesi çekilen ve bedeli ödenen bir iddianın, bir rüyanın, bir hayalin olması şarttır. Ruh, inanmakla ve inandığına adanmakla gerçekleşir, ete kemiğe bürünür.
Tıpkı hakikat gibi.
Hakikat herkese lûtfedilmez. Hak edene lûtfedilir. Hakikati hak etmek için, çilesini çekmek ve bedelini ödemek gerekir. Çilesi çekilmeden ve bedeli ödenmeden elde edilen hakikat kolay elde edildiği için hem kolay elden gider hem de sahibini perişan eder. Yarım doktorun candan etmesi gibi.
Hakikat, bir şeyin özüne, bütününe, künhüne vâkıf olmakla, vukûfiyet kesbetmekle gün ışığına çıkar, insanın hayatını inşa eder, yolunu aydınlatır, ışık olur.
Hakikatsiz bir dünya kurulamaz. Hakikatin olmadığı yerde, sahte, hükmünü icra eder. O yüzden hakikatsiz kurulan bir dünyada yaşanamaz. Yaşanamaz çünkü hakikatsiz bir dünya adı üstünde hamdır, sahtedir, yapaydır, temelsizdir. O yüzden çok kolay çöker ve insanı perişan eder.
Ruh, hakikate sahip toplumların hem eseridir hem de eserinin esin ve besin kaynağı.
Unutmayalım: Tarih, ruh atılımlarının eseridir. Tarihsiz toplumlarsa, anlaşılamayan, aşılamayan ve yük olan bugünün esiri.
MODERNİTENİN HAZIMSIZLIĞI VE RUHSUZLUĞUModern toplumlarda ruh hayattan kovulmuştur. Araçlar amaçları yok etmiştir. İnsan araçların kölesine dönüşmüştür. Horkheimer'dan esinle ve besinle söylemek gerekirse, çağdaş insan, araçsal aklın yol açtığı akıl tutulmasının kölesi olup çıkmıştır.
Nietzsche, modern toplumun entelektüel sermayesi ve kaynağı Aydınlanma düşüncesi'ni "hazımsız bir düşünce" olmakla yargılarken kışkırtıcı bir tespitte bulunur.
Aydınlanma düşüncesi, fizik gerçekliği kutsadı, fizik ötesi gerçekliği izafileştirdi veya doğrudan yok saydı; ortaya, hiçbir şeyi hakkıyla idrak edemeyen, hiçbir şeye derinlemesine nüfûz edemeyen, sadece kontrol ve kolonize etme kaygısıyla elde edilen epistemoloji çabası çıktı. Sonuç: ontolojik şiddet oldu, tabiatıyla: Varlığın anlam ve sembol düzeninin yerle bir edilmesi yani.
Aydınlanma'nın en büyük düşünürü Kant iyi bir "kazık attı" aslında insanlığa: Numenler (fizikötesi) diye bir şey yoktur, biz bilmiyoruz en azından; ama fenomenler (fizik dünya) var ve biz onları kavrayarak ve işleyerek bir dünya kurabiliriz dedi, özetle.
Sonuçta aydınlanma, bir karartma operasyonuna dönüştü. Kavrayamadığı şeyi yok sayan, tam hazmedemediği için yediklerini kusan ve sonunda dünyayı, insanlığı araçların kölesine dönüştüren bir nesneye, hükmedilecek, tepe tepe kullanılacak bir araca indirgedi.
ALMAN RUHU NEDİR, MESELÂRuhu olan toplumlar, hazımsız toplumlar değildir.
Hazımsız yani sahte, niceliğin ve araçların kölesi, onu bunu taklit eden, yapay toplumlar, hiçbir zaman tarih yapacak, tarihin akışını değiştirecek bir ruha sahip olamazlar.
Ruh, büyük bir çilenin eseri, nefes kesici bir mücadelenin bedelidir.
Alman ruhu, işte böylesi bir çilenin eseri ve zorlu bir mücadelenin bedeli ya da meyvesidir. Alman ruhunu inşa eden, vareden iki kaynak var: Müzik ve felsefe.
Almanlar, bir Alman ulusu, bir Alman tarihi, bir Alman ruhu inşa etmek için yola koyulduklarında karşılarında, odaklanacakları, ustalaşacakları iki alan buldular: Müzik ve felsefe.
Alman felsefesinde Alman müziğinin ses renklerinin, Alman müziğinde de Alman felsefesinin derinliğinin izlerini bulmak mümkün.
Ses ve zihin, dolayısıyla müzik ve felsefe, Alman ruhunu inşa eden iki mümbit kaynak.

21