Servet nedir

Servet nedir sorusuna cevap arayacağım bu yazımda. Tarih içinde hangi biçimleri aldığından bahsedeceğim. Gelecekte servetten ne anlayabileceğimizden de…

Böylece bir katkıda bulunmak istiyorum; meseleyi metafizik tarafta çok tuttuk, rasyonelini biraz hatırlayalım. Bugün servet bahsinde neyi-neden dikkate aldığımız ve ne üzerine kimi tepkileri oluşturduğumuz böylece anlaşılır.

Konuyu mülkiyetin henüz tam olarak yerleşmediği ama hukuk sistemlerinin ortaya çıktığı dönemlerden itibaren ele alacağım.

Göçebeliğin hala esas olduğu değerlendirmemin bu ilk döneminde servet, sürü demekti. Sürü, hayatta kalmak için gıda, iklim şartlarından korunmak için giysi ve barınmak için çadır veriyordu. Yani ihtiyaç olan şeylerin en esaslılarını…

Bu servet biçimi yorucu ve yıpratıcı olduğu gibi kırılgan görülüyordu. Sürünün eksilmesi veya yok olma endişesiyle sürdürülen bir hayat veriyordu.

İnsanlık bunun üzerine daha dingin bir evreye geçti. Sabitlenmiş bir hayat, tarımsal faaliyet ve mini çiftlikler planladı. Böylece servetin toprak olduğu bir dönem yaşandı. Gayrimenkul olmayandan servet mi olurdu

Bu sanki hep böyle kalacak gibiydi. O halde topraklar büyütülmeliydi. Büyük topraklar evlatları da servete ekledi.

Ama uzayın engin boşluğunda bizi bir noktadan diğerine taşıyan ve kâinatta öleceği koordinata varanı indiren dünya yol boyu değişiyordu.

Bu değişimde para icat oldu.

Altın ve gümüş ziynet değil, mübadele aracı haline geldi. Toprak dahil değiş-tokuşu mümkün hale geldi. Ve gayrimenkule atfedilen anlamın yerini menkul aldı.

Ticaret gelişti. Ticari malların ölçüsünü gösteren binit ve yük hayvanlarının sayısı servet göstergesi oldu.

Dünya başka türlü anlaşılıyordu artık. Tedarik zincirleri kuruluyordu. Güzergahlarda şehirler büyüyor, istikrarlı ve sağlıklı bir nüfus gelişiyordu. Artan ve biriken nüfusun iaşesi problemi gereği toprağın ve meyve ağaçlarının servet göstergesi niteliği hala devam ediyordu. Ama asıl servet tüccarlarınkiydi.

Sonra nasıl olduysa geniş arazileri işletebilmek için köle kaynağı bulundu. Afrika'dan kaçırılıp taşınan köleler arazilerin ölçeğinin büyümesini ve hacimli üretimi sağladı. Böylece güzergâh şehirleriyle diğer yerler arasında servetin ifadesi bakımından keskin bir fark doğdu.

Ticaret yollarında servet develerle, kervanlarla, kadırgalarla; diğer bölgelerde toprakla ifade edilmeye başlandı.

Böylece sanayi devrimine geldik. Ve servetin göstergesi hiç anlaşılamayacak biçimde değişti. Kölelik yıkıldı gitti. Patronun kaç işçi çalıştırdığı servetin yeni ifadesi oldu.

Evvelce toprağın farklı gelir seviyesindeki nüfus katmanları arasında nasıl dağıldığı hesaplanırdı. Sanayi devriminden itibaren kimse böyle bir verinin peşine bile düşmedi. Bugün hala toprağın çoğu alt ve alt-orta gelir grubunda ama kimsenin umurunda bile değil.

Sermaye bu dönemde öyle temerküz etti ki toplumların tüm kuralları değişti. Sektörlere girme iradesi gösterenler yedi cetlerine yetecek servet edindiler. Belki eski krallardan daha zengin oldular. Oğul artık kimse gerekti mesela Emek aile içinden değil, piyasadan sağlanır oldu.

Diğer taraftan ve eş anlı olarak sanayi şehirleşmeyi destekleyince toprak değil ama apartımanlar, hanlar ve daire sayıları servet göstergesi olarak kullanıldı.