Neden sürekli kaybettiğimizi sanıyoruz

Kapitalizm bizi kumarhaneye çevirdi: herkes kazanıyor görünüyor ama hepimiz mutsuzuz, peki bu sistemin suçlusu gerçekten bireysel başarısızlık mıdır?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, kapitalizmin insanları sonsuz rekabet içine sürükleyen bir kumarhaneye benzettiklerini öne sürmektedir. Bunu söylemesinin nedeni, yapısal eşitsizliklerin bireysel başarısızlık olarak algılanmasında yatmaktadır. Yazının kilit argümanı ise teknoloji (yapay zekâ, blokzincir) ve şeffaflığın bu sistem içinde gerçek adalet sağlayabileceğidir; ancak bir sistem değişikliği olmadan herkesin kendini suçlu hissedeceği bu yapı sürer mi?

Kapitalizm insanlığı katırının üstüne bindirdi götürüyor. Uzanın sağdan soldan toplayın, diyor. Herkes de harala gürele topluyoruz. Herkes bir şey kapıyor. Ufaklar kolay ele geliyor. Doldurdukça dolduruyorlar. Ne hikmetse tam okkalı bir şey kapacakken katır bir manevra yapıyor, hop kaçırıyorlar. Uzanmaya çalışırken kimi düşüp gidiyor. Dönüp düşene bakmaksızın herkes kolunu uzatmaya devam ediyor. Durmaksızın ve doymaksızın. O ranttan bu ranta, bu ranttan şu ranta...

Herkesin heybesinde iyi kötü bir şey oluyor. Gene de herkes mutsuz.

Çünkü herkes bir diğerinin kendisinden daha iyi doldurduğuna inanıyor. Oyunun kuralı bu ya; kimse bir diğerinin heybesindekileri bilmiyor. Gizem heyecan veriyor.

Falanca taksi plakasından götürmüş. Filanca altından vurmuş. Birisi pazar tezgahından. Öteki dolardan. Beriki arsadan. Başkası konuttan. Biri öyle bir mal bulmuş ki ilk ithal eden olmuş oradan. Şu var ya hisseyi en dipten almış.

Nasıl oluyorsa herkes sürekli vurgun yapıyormuş birileri sadece izliyormuş gibi geliyor. Ve dünya koca bir kumarhaneye dönüşüyor.

Kumarhaneler böyledir. Bazen birine kazandırırlar. Kimsenin kazanamadığı kumarhane çalışmaz. Kazananların hikâyesidir kaybedecekleri çeken. Kaybedecekleri biline biline kaybedenler sadece kendilerinin kaybettiğini sanır. Herkes kazanıyordur ama onlar kaybediyordur. Çünkü herkes akıllı onlar ahmaktır. Suçlu kendileridir. Kimse değil, kumarhane hiç değil... Kumarhane değil mi ki onlara kazanma ihtimali veren

Katırın sırtındaki serüven de böyle. Herkes bir diğerini en düşükten almış en yüksekten satmış zannediyor. Bu işlemden sonra bir diğer fırsatı yakalamış ondan sonra da diğerini zannediyor. Herkes ama herkes başarıyor. Kaybeden kendisini o kadar yalnız hissediyor ki korkarsın.

Kaybettiği bir şey yok oysa. Kazandıklarına rağmen kaybediyor. 2x yapan 5x yapamadığına, 5x yapan 10x yapamadığına, 10x yapan da 100x yapamadığına hayıflanmaktan mütemadi kaybettiğine vehmediyor. (Bu rakam ve sembollerin anlamını merak edenler için; parayı katlamanın yeni terminolojisi.)

Kapitalizm de rekabetini canlı tutmak içim göreli yoksulluk veya yoksunluk hissinden besleniyor. %40000 yapamıyor olmanın suçlusu kişinin kendisinden başka kim olabilir ki...

Ha, kişinin kendinden kabahat araması hâlâ iyi kısmı.

Kişi bir de suçlu aramaya başlıyor ya orası tam bir sosyal buhrana dönüşüyor. Sonuçta kapitalizm, inanmak isteyen herkesi eşit fırsat verdiğine inandırıyor. Buna inanıp kullanamamak buhrandan başka neye dönüşür ki

Hedefi kendinden biraz uzaklaştıranlar suçu babasında, ailesinde, sağında, solunda ve en son da toplumda buluyor. Kendisini var edenlerle beraber kendine düşman kesiliyor.