Miras nedir

Kader armağanı, sadakat ölçüsü, iktidar kaynağı, adalet mihengi olmuş bir kavram miras.

Madem serveti yazdık, mirası da yazalım. Sonuçta mülkiyetle hukuki olarak temellenen servetin iki sonucu var; istimal ve intikal.

İstimal servetten yararlanmadır ve iki biçimde olur; suiistimal yahut hüsnü istimal. Servetin sahibi sağ iken her iki biçimde de sahip olduğu varlık üzerinde tasarrufta bulunabilir. Toplumun ölçülerini aşmamanın iyi olması kaydıyla…

Hayatını kaybettikten sonra ise servetin intikali meseledir. Servet başkasının servetine dönüşmek üzere bir ara forma dönüşür; miras olur. Servet-miras-servet gibi bir intikal hattı oluşturulur.

İşte bu kimlik değişimi aşamaları tarihte hukuklar ve kültürler arasında farklı yöntemlerle gerçekleştirilmiştir.

Meseleyi anlamak için bir ayrımın bilinmesi gerekir; intikal edecek olan bir varlık mıdır, yoksa hak mıdır Yani servetin mi, servetin sahipliğinin mi miras olacağıdır. Hukuk sistemleri bu ayrımdaki tercihlerine göre miras konusunda kataloglanmalıdır.

İstisnaları varsa da ilk miras sistemlerinde genellikle servetin kendisi değil, sahipliği miras konusudur.

Amaç toplumsal düzeni korumaktır.

Bunun ne demek olduğunu

izah edeceğim çünkü bugün bize yabancı bir yaklaşımdır bu. Devredilen servet değil, statüdür.

Bir mal devri gibi değil, bir hak devri gibi işler. Mülk değil, mülkün yöneticiliğidir intikal konusu. Miras ölçeğine göre ailenin reisliği, topluluğun reisliği yahut toplumun reisliğidir. Servet bölünmez; ama onun üzerinde tasarruf yetkisi el değiştirir. Reislik ise erkeğindir ve doğum sırasıyla, sadakatle veya yetenekle kazanılır.

Bu noktada çiğ bir biyolojik üstünlük kaygısının değil; güvenlik, üretim ve savaş koşullarından kaynaklanan bir tercihin ön plana alındığını söylemek daha yerinde olur.

Düzeni koruyan bu sistem, dolaşımı tıkayarak soyu ve mülkiyeti korur ama maliyeti de vardır. Çünkü aile içindeki diğer bireyler ve özellikle kadınlar çoğu zamansistematik mirasçıolarak tanınmamıştır. Gene de hane içi koruma, mehir veya çeyiz uygulaması bu ilk sistemlerde onarıcı mekanizmalar olarak kendisine yer açmıştır.

Sonra bugün ideolojik reflekslerle eleştirilen tek dengeleyici miras sistemi gelmiştir. İleri/gerici tartışmasına konu edilen İslam miras hukuku ne ilerici ne gericidir; dengeleyicidir. Ama bu eleştirenleri kınamıyorum çünkü meselenin önüne arkasına bakan sistem kavrayıcı düşünce süreci ağırdır herkesin harcı olamaz.

İslam servetin kendisi ile sahipliğini hibritleyip adil önerisini yapmıştır. Servetin sahipliği devredilebildiği gibi daha önce dışlanmış olan kadın, çocuk, ana-baba, zayıflar dahil sistematik varisler belirlenerek servetin kendisi de yeniden dağıtım konusu olmuştur.