Menfaatlerimiz ve değerlerimiz bir terazide. Ramazan bu terazinin muhasebesini yapma zamanıdır. Gelin bir bakalım içimizdeki kapitalisti ne kadar zaptedebildiğimize.
Madem hepimizin nefsi var, hepimizin içinde kapitalizmle bütünleşip çığırından çıkmaya hazır o nüve var. Ve işler kapitalizmin lehinde ilerliyor.
Dünya ile ilgili bilmeniz gereken iki önemli bilgiden birisi; nefsi kapitalizm kadar iyi anlamış bir düşünce sistemi bulunmadığıdır. Diğeri, nefsin terbiyesini İslam düşüncesinden daha iyi ele almış bir düşünce bulunmadığıdır.
Kapitalizm asırlar boyunca nefsin ne olduğu üzerinde durmuştur. Hayrına değil ya... Onu kabarttıkça kabartmak ve insanı nefsinin kontrolüne vermek için… İnsanı çarpık iktisadi kurgusunun ikna odasına ve borç-tüketim çarkına başka nasıl sokabilir ki
İslam düşüncesiyse çağlar kesintisizliğince nefsin nasıl terbiye edileceği üzerinde durmuştur. Nefsi varoluşsal dairesine toplamak ve insanın kontrolünde tutmak için… Rasyonel ve haysiyetli bir yaşam başka nasıl mümkün olabilir ki
Haç ile hilalin, hak ile batılın ve her diğer yüksek mücadelenin konusu da en altta işte bu ikiliktir; nefsin serbestiyeti yahut kontrolü…
Yani demem o ki; kapitalizmle İslam düşüncesi iki tam zıt dünya görüşünü temsil eder.
Gerçek şu ki son yıllarda değerlerimizle menfaatlerimiz arasında Türkiye'de büyük bir meydan muhaberesi yaşanmıştır. Asıl bu yüzden konuyu ele alıyorum zaten.
Bir durulduk mu bu Ramazan, tam bilmiyorum. Fakat son yıllarda kapitalistleşme gerçekten çok hızlı gelişti.
Türk Milleti pandemiden bu yana kapitalizmle çoğunlukla gizli saklı köşelerde bazen de arsızca herkesin gözü önünde büyük bir kucaklaşma yaşadı. Teraziden değerlerini indirip menfaatlerini bindirdi. Bazıları içi acıyarak vazgeçti değerlerinden, bazıları dehlercesine indirdi "sırtından".

17