Jeoekonomik bir plan
Türkiye'nin bölgesel ekonomik gücünü yeniden şekillendirmek için 15 milyon göçmen, uydu sanayi bölgeleri ve Kalkınma Yolu projesi öneriliyor; ama bu ambisyöz planın jeopolitik riskler karşısında ne kadar gerçekçi olabilir?
Yazar, Türkiye'nin niyetinin gücüne vurgu yaparak bölgesel ekonomik entegrasyonun üç ayağını ortaya koymaktadır: demografik takviye, uydu sanayi bölgeleri ve lojistik altyapı. Bu planlar aracılığıyla Türkiye'yi ilk 10 ekonomiye ve bölgeyi ilk 5'e çıkarmayı hedeflemektedir. Ancak bu projelerin stabilite gerektiren coğrafyalarda uygulanabilirliği, özellikle güvenlik ve finansman açısından sorgulanmaya açık değil midir?
Faaliyetlerimizin odağında ne var Gücümüzü nereden alıyoruz Her gün yeni bir sınamadan geçerken işimiz nasıl rast gidiyor
İnsanlar böyle zamanlarda bu soruları sormanın büyüyü bozacağından korkar. O yüzden de kulakları üstüne yatıp her şeyin en iyi haliyle gittiği kadar gitmesini beklerler.
Oysa ortada bir büyü yoktur. Niyetler vardır. Kulağı üstüne yatan niyetini bozmuştur. Doğruları yenileme becerisi gösterebilmek için ara ara durup niyetin sorgulanması gerekir. Yoksa bir yerde iyiye gidiş helezonu bozulur.
Normalde bir çuval incir bir hatayla berbat olur. Her şeyi doğru yapmıyoruzdur ama öyle görünüyor ki Türkiye'nin niyeti sayesinde doğruları yanlışlarından bir fazla olsa yetiyor. Bizim doğrularımız niyetimizle iyi hizalanmış. Anlık değil, kalıcı ve uzun kuyruklu doğrular. Madem öyle; paylaşma niyetimizle yaptığımız doğruların frekans sıklığını artıralım.
Türk ekonomisini hiçbir etkinin yıkamayacağını herkes artık iyice kanıksadı. Bir eşik geçiyoruz. Her türlü geçeriz. Fakat bu eşik, şedit etkiler altında mücadele vererek de geçilebilir, potansiyelini gerçekleştirerek daha zinde de geçilebilir.
Hani daha önceki bir yazımızda Türkiye ve bölgesi için jeoekonomik master plana ihtiyaç var demiştim bölgenin ve Türkiye'nin yeniden zinde, yeniden diri olması için...Bu yazıda size bir plan vermek istiyorum. En basitinden şekillendirsem bu planın üç ayağı var.
Birincisi nüfusla ilgili. Makro demografik bir planlama için durmuş olan tarihi göç kanalımızı yeniden canlandırmayı içeriyor.
Türkiye yerine Rusya'ya akan Çin'e kalan işgücünü asıl mecrasına çevirmeliyiz. Bunun için Türkistan, Tacikistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Kazakistan'dan kabul etmeleri halinde üçer milyon karındaşımıza oturma ve çalışma izni vermeliyiz. Böylece makul bir periyot içinde 15 milyon civarı nüfus takviyesi yaparak nüfusunu yenilemekte zorlanan Türkiye'yi 100 milyon üzerinde tutundurmalıyız.Bu sayede ekonomide sanayinin payını hızlıca yeniden %20'nin üzerine çıkarıp daha yukarı seviyelerde kalıcı olmasını sağlamalıyız. Ve Türk tarımının tarih boyunca olduğu gibi gelecekte de bölgenin ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek ölçeğini koruması garanti altına almalıyız.
Sanayi gücü ve tarım bağımsızlığı bölgemize özgüven kazandırır. Donör ülkeler de işçi transferleriyle ekonomilerini desteklemiş olurlar. Bunun için finansal ağı da kurarız.
Planın ikinci ayağında bu işgücünün de desteğiyle uydu sanayi bölgeleri kurmak var. Kilis, Azez, Tel Rifat hattından Halep'e kadar tüm hattı sanayiyle doldurabiliriz. Burası korunaklı ve Türkiye ile entegrasyonu zaten yüksek bir bölgedir. Şirket merkezleri İstanbul'dan dünyaya açılır. Arap petrolünün taşınması için de bu güzergâh anlam kazanır.

16