İktisadi doğruculuk

Son günlerde aldı bir siyasi doğruculuk söylemi gidiyor. Tartışmayı hem değerli hem de yerinde buluyorum. Ama sanırım Türkiye'nin konuşması gereken başka bir doğruculuk sorunu daha var. Belki de en önemlisi; iktisadi doğruculuk…

İktisadi doğruculuk; ekonomide hakikati ve ahlakı beraber gözetme erdemidir.

Türkiye'de verileri işine geldiği gibi yorumlama var. Türk ekonomisine uyarlanamaz teorileri teori diye savunma var. Ehem mühimi bırakıp kafasına göre ilgi uydurma var.

Tağşiş ustalığı var. Gramajdan çalma var. Kur medyumluğu var. Altın kahinliği var.

Türkiye'de gümüşün babası var. Kriptonun dehası var. Borsanın simsarı var. Arsanın fırsatçısı var.

Hepsini geçtim falcının dükkânı var. Şeytanın kuyruklusu bile var yahu.

Ne ararsan var…

Namus-ı insaniyetini birkaç tıka değişiyor alem.

Hakka ve hakikate itibar eden az da hakkı ve hakikati konuşan da az.

Bu gidiş gidiş değil efendiler. Ben uyarımı yapayım. Mutlaka bir sorun çıkacak. Birileri bu milletin başına çoraplar örecek.

Televizyonlar vatandaşı bilinçlendirdiğini zannediyor ama çoğu zaman yanılıyorlar.

Sosyal medya zaten büyücülerin ateş başına milleti topladığı yer olmuş. Ne matematik var ne iktisat görgüsü var ne de finans bilgisi var. Atan atana tutan tutana…

Devletin, milletin, ümmetin, insanlığın hayrına bir iş yapmak kaygısı bu büyücülerde hiç görünmüyor. Büyük sistemde yerlerini sorsan bulamazlar. Kapitalist kumarlardan para kazandırma vaadiyle milleti hipnotize edip kendi menfaatlerine bakarlar. Ya ekonomik menfaatleri vardır yahut da siyasi…

Bilgisizlik çıkar ve ideolojiyle birleşince toplumsal zarardan başka sonuç çıkmaz.

Başına çorap ördürmek istemeyenlere söyleyeceklerim bunlar.

Gelin bütün bu gürültünün içinde bu toprakların asıl ekonomik hafızasının Afyon'da kirletilmemiş bir kısmını bulduğumdan bahsedeyim.

Afyon'un kadınanaları

Geçtiğimiz haftasonu Afyon'daydım. Ak Parti il başkanlığının davetiyle İstikrar Marşı Konferansı gerçekleştirdik. İstikrar marşını, Yüce Allah'ın suyla, taşla, toprakla bereketlendirdiği bir şehirde konuştuk. İstikrarın ilk şartı olan istiklalin büyük adımının atıldığı bir şehirde konu hakkında düşüncelerimi paylaşmak iyi geldi. Hem Afyon'un zihnimde yerini çok net çizebildiğim bir seyahat oldu benim için. Karakteri olan ve karakterini tarihinden ve Kadınanalarından alan dualı bir şehri yaşadım.

Kadınanalar atamız Selçuklu'nun üç prensesi… Moğol işgali döneminde Afyon'a gelmişler. Bize düğün gerekmez deyip çeyizlik varlıklarını vakfetmişler. Şehre su, kanalizasyon ve mezarlık kazandırmışlar. Şehir o güne değin böyle hayır görmemiş. Yaptıkları su altyapısı bugün dahi çalışıyor. Afyonlular da vefasızlık değil tabi. Onların hatırasını yaşatmışlar. Türbelerini korumuşlar. İşte size ekonomik hafıza.

Şehirde Kadınanalar unvanlı birden fazla tabela var. Birisi de Kadınanalar Kültür Derneği… Dernek Başkanı Fatma Gülşen Koçak Hanımefendi vesilesiyle gençlerle bir Sezai Karakoç okuması yaptık. İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürünü konuştuk. Gençlere değerli olduklarını hissettirmek istediğini söyledi. Gerçekten isteği gibi bereketli bir program oldu.