Gafletten uyanış: Reform ve irade

Evet, biz bir gaflet uykusuna düşmüş idik. Yönümüzü kaybetmiş idik. Yörüngemizi şaşırmış idik. Kimimiz 1922'ye girdi ve ebeden orada kaldı. Kimimiz 1923'e girdi ve onlarda ebeden orada kaldı. Ve biz mağlup olduk.

Ama şimdi uyanıyoruz o uykudan. Zor oldu lakin sanırım geçmişle vedalaştık. Yüzümüzü geleceğe döndük. Dünyanın bize biçtiği gömlek de bizim bize biçtiğimiz gömlek de yırtılıp gidiyor.

Bahane Türkiye sahnesinden çekiliyor. İrade sahneye çıkıyor.

Fert fert şehir şehir millet kendi ve bölgenin kaderini eline alıyor.

Bugünden sonra umduğumuz yere varamayacaksak tek sorumlusu biz oluruz.

Artık bilinçliyiz, memleketin kapasitesi geliştirildi, kabiliyetlerimizi biliyoruz. Yapamayacaklarımızı değil, yapacaklarımızın ufkunu düşünüyoruz.

Ekin ektiğine, iş yaptığına, okul okuduğuna, kendi yatırım yaptığına pişman etme devri bitti.

Peki, bu söylediklerimin karinesi ne

Bu bir keşif değil. Öyle bir zamana geldik ki pişman etmek son pişmanlığımız olur.

Kendi kaderimizi başkasının eline bırakmak ise artık kadersizliğimiz olur. İşte, benim karinem budur.

Kendimize ve medeniyetimize yatırım yapmak için doğru zaman ve son fırsat. Kendimizi medeniyetimizi de sırtlayıp merkeze taşıyacağız.

Böylece karşı ittifakı dağıtacağız; kendi birliğini sağlamanın ve geleceğine sahip olmanın sırrı budur.

Biliyorum, kimimiz büyük hikayeler istemiyor ama içimize kapanmak onlar dahil hepimizi ideallerimizden mahrum bırakıyor. Ve başarılacak başarılırsa bu düşüncedeki kimseler neden memnuniyetsiz olsunlar ki